Şifalı Bitkiler admin | 29 Mar 2008
KARAKAFESOTU
Orjinal Adı Symphytum officinale
Diğer Adları Eşekkulağı
Bilgi
Hodangiller familyasındandır. Anayurdu Avrasya
olup ülkemizde Kuzey Anadolu’da yetişmektedir. 120 cm’ye kadar
boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Karakafesotunun toprakta 3 m. ve hatta
daha derine kadar inen kalın ve uzun, rizomlu bir kökü vardır. Dört köşe
kesitli, tüylü, yeşil renkli ve boydan boya çizgili gövdesi, bitkinin tepesinde
dallara ayrılan yapıdadır. Uca doğru sivrilen oval biçimli yaprakları kaba
dokulu, belirgin damarlı ve koyu yeşil renklidir, ilkbahar sonunda başlayıp
sonbahara kadar açan mavimsi mor renkli çiçekleri, çan biçimli ve yere doğru
sarkık salkımlar halindedir. Karakafesotu bol güneşli yerleri ve azotça zengin
toprakları sever. Tohumlarıyla ya da daha hızlı gelişmesi için köklerinin
bölünmesiyle çoğaltılır. Ancak bitki bir yere yerleştiğinde, o topraktan sökülüp
atılmasının güç olacağı akıldan çıkarılmamalıdır.
Karakafesotu uçucu yağ, reçine, tanen, alkaloitler, yapışkan bitki sıvısı ve
insanda hücre oluşumunu destekleyen allantoin adlı maddeyi içerir. Bitkide
bulunan maddeleri daha da açımlarsak, yalnızca yapraklarının kalsiyum,
potasyum, fosfor gibi değerli mineraller ile A, B12, C vitaminleri yönünden
zengin olduğu sonucuna da varırız, işte bu nedenle bazı yerlerde bilinçli
beslenen kişiler tarafından karakafesotunun yaprakları çiğ olarak salatalara
katılır, ıspanak gibi pişirilir. Gövdesi kaynatılıp ağartılarak kuşkonmaz gibi
pişirilir ve yenir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Aşağıda sayacağımız, insan bedenine çok yararlı etkileri nedeniyle adına Tıbbi
karakafesotu da denilen bitkinin neredeyse mucizeler yarattığı iddialarına
katılmamazlık edemiyoruz. Karakafesotu bitkisinin insana inanılmaz gibi
gelen ve hiçbir yan etkisi bulunmayan tıbbi etkilerini ve bunlardan yararlanma
yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:
• Diyareyi (ishali) keser ve peklik verir.
• Yatıştırıcıdır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Kanı temizler.
• İdrar yollarını temizler.
• Balgam söktürücüdür.
• Göğsü yumuşatır ve üst solunum yollarını da temizler.
• Bronşit ve insanı taciz eden öksürük durumlarında iyileştirici ve
rahatlatıcıdır.
• Gastrit, onikiparmakbağırsağı ülserleri, ülserli kolit ve mide çeperinin
zayıflaması nedeniyle oluşan fıtıklarda güçlü bir iyileştiricidir.
• Damar ve doku büzücü etkileri nedeniyle iç ve dış kanamalarda
iyileştiricidir.
• Aynı etkisi nedeniyle hemoroitte (basur yaraları) iyileştirici olur.
Bütün bu önemli etkilerinden yararlanmak için, karakafesotunun kök ve
rizomu (kökgövdesi) ilkbahar ve sonbaharda allantoin düzeyinin en yüksek
olduğu dönemlerde toprağı kazılarak çıkarılır. Bunlar iyice temizlenir ve
küçük parçalara ayrılır. 40-60 C derece sıcaklıkta kurutulur. Körpe yaprakları
da toplanıp gölgelik bir yerde özenle kurutulur. Kurumuş yaprak ve kökleri
karıştırılır. Bunlardan 1-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına
kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılıp 10-15 dakika daha ağır ağır ısıtma işlemi
sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez birer bardak
içilir.
• Karakafesotu yara temizliği, yanık pansumanı ve cildi yumuşatma
işlemlerinde de yararlıdır.
• Kronik varikosel durumlarında da iyileştirici etki yapar.
Bu etkilerinden yararlanmak için yukarda tarifi verilen dekoksiyon kullanılır:
Yara, yanık ve varikosel durumlarında dekoksiyon dıştan uygulanır. Cildi
yumuşatma işlemlerinde losyon halinde ya da banyo suyuna bolca katılarak
uygulanır.
• Karakafesotu etkili bir yara iyileştiricidir.
• Eklem ağrıları, berelenme, ezik, hafif yanık, kesik, burkulma ve şişmelerin
iyileştirilmesinde etkili olur.
• Yaralı yerlerimizde dokuların düzensiz oluşmasını önler.
Bu etkileri için bitkinin körpe yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve şikâyetli
yerlere dıştan uygulanır.
UYARI
• Çok derin yaralarda karakafesotunun uygulanmasında dikkatli olunmalıdır.
Çünkü bitki yaranın üzerinde sağlıklı bir doku oluştururken altta kalan yara
apse yapabilir.
Şifalı Bitkiler admin | 28 Mar 2008
KARABAŞ LAVANTASI
Orjinal Adı Lavandula stoechas
Diğer Adları Karabaşotu, Yalancı lavanta çiçeği, Fransız lavantası
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Batı ve Güney
Anadolu’da makiliklerin arasında yabani olarak yetişen, 50 cm’ye kadar
boylanabilen çalımsı görünüşlü çokyıllık bir lavanta türüdür. Grimsi yeşil
tüylü, kenarları kıvrık, dar ve uzun yaprakları vardır. Çiçekleri siyahımsı koyu
mor renkli ve silindirik yapıda olup başaklar halinde yaz aylarında açar. Bitki,
bu çiçeklerden olgunlaşan tohumlarını dökerek çoğalır.
Karabaş lavantasının içerdiği uçucu yağ (esans), İngiliz lavantasınınkinden
daha çok biberiye bitkisininkine benzeyen, keskin bir koku taşır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Osmanlılar döneminde koleranın tedavisinde bile yer almış olan karabaş
lavantası eskiden antiseptik, yara iyileştirici, yatıştırıcı, balgam söktürücü,
idrar yolları enfeksiyonlarını giderici, egzama yaralarını iyileştirici, sinirleri ve
kalbi güçlendirici etkileri nedeniyle sıkça kullanılırken günümüzde daha
seyrek kullanılır olmuştur.
Bu etkilerini sağlamak üzere % 2′lik infüzyonu dahileri kullanılır. Yani, 1 litre
kaynar suya 20 gr. kurutulmuş karabaş lavantası yaprak ve çiçek karışımı
hesabıyla ve kaynar suyun içinde 10-15 dakikalık demlendirmeyle bir infüzyon
hazırlanır. Bu infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak içilir.
Antiseptik ve yara iyileştirici etkilerinden yararlanılmak üzere, piyasada satılan
karabaş lavanta esansı (yağı), şikayetli yerlere dıştan uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 27 Mar 2008
KADINTUZLUĞU
Orjinal Adı Berberis vulgaris
Diğer Adları Amberparis, Çobantuzluğu, Dikenüzümü, Sarıçalı
Bilgi
Kadıntuzluğugiller familyasının örnek bitkisidir.
Kuzey Yarıküre’nin ılıman bölgelerinde sıkça görülen; Avrupa’da ve
ülkemizde ormanların açıklık yerlerinde ve çitlerde yetişen, kışın yapraklarını
dökmeyen dikenli bir ağaççıktır. 1-3 m. boylanabilir. Derimsi yapılı, açık yeşil
renkli oval biçimli, yapraklarının kenarları kızılımsı renkli ve batıcı dişli olur.
Sarı ya da turuncu renkli çiçekleri olgunlaşınca, erkek organları çabukça dişi
organların üzerine kapanarak tozlaşmayı sağlar. Sonra bu dişi çiçekler kırmızı
ya da siyah renkli, oval biçimli, buruk ve ferahlatıcı tadı olan meyveleri
oluşturur. Bitki, bu meyvelerden döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Kadıntuzluğunun kök ve yapraklarında; berberin, oksiyantin, palmatin,
kolombanin, berbamin vb. alkaloitler ile kelidonik asit ve tanen bulunur.
Bitkinin meyveleriyle şurup ve reçel yapılır. Kadıntuzluğu bitkisi buğdayda
kınacık hastalığı yapan pas martarına arakonaklık ettiği için, buğday ekimi
yapılan tarlalara yakın yerde yetiştirilmesine izin verilmez.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• İştah açıcıdır.
• Ateş düşürücü etkisi vardır.
• Kusmayı önler.
• Damar daraltıcı etkiler yapar.
• Tadı acı olan ve bedeni güçlendiren bir tonik ve müshildir. Bu iki etkisiyle
zayıf, bitkinlikten ve peklikten şikâyeti olan kişileri güçlendirirken
bağırsaklarının temizlenmesini de sağlar.
• Karaciğerin işlevlerini düzenleyen ve safra akışını artıran en iyi ilaçlardan
biridir.
• Safra kesesi yangısı ve safra kesesinde taş bulunması durumlarında yararlı
olur.
• Malarya’ya (sıtma) karşı iyileştirici etki yapar.
• İrileşmiş dalağı küçültme gibi ilginç bir işlevi daha bulunmaktadır.
Bütün bu önemli yararlan sağlamak üzere, kadıntuzluğu bitkisinin gövde ya da
kök kabukları alınır. Bunun için ilkbahar başında ya da sonbaharın sonuna
doğru toprağı kazılıp bitkinin kökü çıkarılır ve soyularak kabuğu alınır. Gövde
kabukları da aynı dönemlerde bitki soyularak alınır. Bu kabuklar gölgelik bir
yerde özenle kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş kabuk 1 bardak suya konulup su
kaynama noktasına kadar ısıtılır. 10-15 dakika soğumaya bırakılır. Böylece
hazırlanan dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
UYARI
• Gebe kadınlar kadıntuzluğu bitkisini kullanmamalıdır.
Şifalı Bitkiler admin | 26 Mar 2008
ITIRLAR
Orjinal Adı Pelargonium türleri
Diğer Adları Çoban iğnesi, Kokulu sardunya, Turnagagası
Bilgi
Sardunyagiller (Turnagagasıgiller)
familyasındandır. Anayurdu Güney Afrika olmasına karşın, Akdeniz havzası
ülkelerine çok iyi uyum sağlamışlardır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz
bölgelerinde çeşitli ıtır türleri süs bitkisi olarak pek yaygındır. 60 cm. kadar
boylanabilen, kışın yapraklarını dökmeyen ama soğuğa ve özellikle dona karşı
pek duyarlı çokyıllık bitkilerdir. Yuvarlak kesitli, yeşil renkli ve bol tüylü
gövdeleri zamanla odunsulaşır. Derin girintili çıkıntılı, oya gibi süslü
yaprakları ezildiğinde meyve, nane ya da hoş baharlı diğer kokuları salar. Açık
veya koyu pembe ya da beyaz renkli hafif kokulu çiçekleri yaz mevsiminden
sonbahara kadar açarlar. Bol güneşli olması koşuluyla her türlü toprakta
yetişen ıtır türleri, tohumuyla ya da gövde çeliğiyle çoğaltılır.
Güzel görünümleri nedeniyle çoğu yerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ıtır
türlerinin yaprakları, çeşitli yiyecek ve içeceklere koku ve çeşni vermesi için
katılır. Parfümeri endüstrisinde de sıkça kullanılan ıtırların meyve, nane ve
hatta papatya kokan türleri de üretilmektedir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Itır türlerinin sağlığa yararlı tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:
• Sindirim sistemi üzerinde olumlu etkiler yapar. Hazımsızlığı giderir.
Sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazları söktürür.
• Diyareyi (ishal) keser.
• Yabani ıtır ya da Solucanotu (P. endicherianum) adı verilen türünün kurt
(solucan) düşürücü etkisi vardır.
Ancak bu etkileri sağlamak için, tüm ıtır türleri küçük dozlarla alınmalıdır. 2-5
gr. kadar kurutulmuş ıtır yaprağının üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15
dakika süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde iki-üç bardak
içilebilir.
• Ayrıca ıtır türlerinin cildi güzelleştirdiği ileri sürülmektedir.
Bu etkinin sağlanması için yukarda tarifi verilen infüzyon dıştan ovularak cilde
uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 25 Mar 2008
IHLAMURLAR
Orjinal Adı Tilia türleri
Bilgi
Ihlamurgiller familyasındaki Tilia cinsini oluşturan
ve kışın yaprağını döken 30 kadar ağaç ya da ağaççık türünün ortak adı
Ihlamur’dur. Ülkemizi de içermek üzere Kuzey Yarıküre’nin tüm ılıman
bölgelerinin killi ya da kalkerli, serin ve nemli topraklarında yetişir. Hızla
büyüyen ve 20-25 m. kadar boylanabilen ıhlamur ağaçlarının gövde çapı 1,5
m. bile olabilir. Önce düz olan gövde kabuğu, ağaç yaşlandıkça çatlar. Üzeri
koyu yeşil yaprakları uzun saplı, yürek biçimli, kenarları düz ve almaşık
dizilidir. Yaprağın gri ya da gümüş rengindeki alt yüzünde tüyler bulunur.
Haziran-ağustos ayları arasında açan sarımsı renkli özel, hoş kokulu
çiçeklerinin 3′ü-5′i bir arada, yaprakların orta damarına bağlı ve sarkık
durumda olur. Ağacın tek tohumlu meyvesi minik, yuvarlak ve kurudur.
Ihlamur ağacı, tohumuyla; gövde çelikleriyle ya da filizlenen köklerinin ayrılı
dikilmesiyle çoğaltılır.
Ihlamurun çiçek ve yapraklarında tilyum adlı glikozit, tanen, yapışkan bitki
sıvısı ve farnesol içeren uçucu yağ bulunur. Özellikle çiçek ve yaprakları tıbbi
etkilerinden ötürü kullanılan ıhlamur ağacının beyaz, yumuşak ve homojen
olan kerestesi heykelcilik vb. işlerde, gövde kabukları boyacılık ve halat
yapımında kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Ülkemizde en çok Büyük yapraklı ıhlamur (T. platyphyllos) ile ikinci sırada
Küçük yapraklı ıhlamur (T. cordata) türü ağaçlar yetişir. Bunların öncelikle
çiçek ve yapraklarının tıbbi etkileri ile bu etkilerden yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:
• Göğsü yumuşatıcıdır.
• Sinir sistemindeki gerginlikleri azaltır. Rahatlatıcı, yatıştırıcı ve uyku
vericidir.
• Kadınlarda aybaşı öncesi gerginlikleri giderir, aybaşı sancılarını azaltır.
Bu etkileri sağlamak üzere, yaz ortasında, kuru bir günde yeni açmış ıhlamur
çiçekleri toplanır. Bunların yanına bir miktar yaprağı da katılarak gölgede
özenle kurutulur. Güneş gören çiçekler koku ve etkilerini büyük ölçüde yitirir.
Kurutulmuş çiçek ve yaprak karışımından 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak
kaynar su dökülerek 10 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondan günde üç
kez birer bardak içilir.
• Ayrıca, ıhlamur terleticidir.
• İdrar söktürücüdür.
• Uyarıcıdır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
Ihlamurun bu etkilerinden de yararlanılmak üzere infüzyondaki çiçek-yaprak
karışımı dozajı artırılır: 2-3 tatlı kaşığı kullanılır. Aynı yöntemle hazırlanan
infüzyondan günde üç kez birer bardak alınabilir.
Şifalı Bitkiler admin | 24 Mar 2008
HİNDİBA
Orjinal Adı Cichorium intybus
Diğer Adları Güneğik, Hindibağ, Yabani hindibağ, Radika
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdunun
Hindistan, Endonezya ya da Mısır olduğu sanılmaktadır. Anadolu’nun her
yerinde ekilmemiş tarlalar, yol kenarları ve bayır sırtlarında yabani olarak
yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilen dayanıklı otsu bitkidir, ince tüylerle
kaplı içi boş dallara ayrılan sert yapılı gövdesi; altı tüylü, kenarları dişli,
rozetler oluşturan yaprakları; açık mavi renkli, bazen morumsu taç
yapraklarıyla haziran-eylül ayları arasında açan çiçekleri vardır. Toprakta 20
cm. derinliğe kadar inen acı sütlü bir kazık kökü vardır. Hindiba, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Hindibanın yapraklarında inülin ve birtakım şekerler; köklerinde inülin, şeker
ve intybus adlı madde bulunur. Tadı ekşi, acımsı olsa da sağlığa çok yararlı
körpe yaprakları toplanıp sebze olarak pişirilir ya da çiğken salatalara
konularak yenir. Bitkinin kazık kökleri sonbaharda topraktan sökülüp
kurutulur. Taze kökündeki sütle dağ sakızı denilen bir tür sakız yapılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Tüm bölümlerinin tıbbi etkileri güçlü olan hindibanın bedene yararlı olan
etkileriyle bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:
• Bedeni güçlendiren kuvvetli bir toniktir.
• İştah açıcıdır.
• İdrarı söktürür.
• Kanı temizler.
• Müshil etkisi vardır.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin sonbaharda topraktan sökülen
kökü parçalanarak gölgede kurutulur. Kuru kök parçalarından 2-3 tatlı kaşığı
alınıp suda kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra ateş kısılarak 15-20 dakika
daha ısıtma sürdürülür. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyondan günde iki kez
birer bardak içilebilir.
• Ayrıca bedende oluşan yangıları azaltır.
Bu etkisini sağlamak için de, bitkinin topraküstü yeşil bölümleri ezilerek yara
lapası hazırlanır ve yangılı yerlere dıştan uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 23 Mar 2008
HATMİLER
Orjinal Adı Althaea türleri
Diğer Adları Tıbbi hatmi, Gülhatmi
Bilgi
Ebegümecigiller familyasındandır. Anayurdunun
Çin olmasına karşın hatmi türleri Eski Dünya’nın tüm ılıman iklim bölgelerine
yayılmıştır. Türlerine göre bir, iki ya da çokyıllık bitki olan hatmiler, 10 cm.
ile 2 m. arasında boylanabilir. Süs bitkisi olarak yetiştirildiği gibi, doğada
kendiliğinden de yetişirler. Gövdesi yuvarlak kesitli, kadifemsi görünüşlü ve
açık yeşil renklidir, iri ve kalın yaprakları kadifemsi dokulu, kenarları dişli,
gözyaşı biçimli ve gri-yeşil renklidir. Türlerine göre beyaz, sarı, turuncu,
kırmızı, pembe ve mor renkte açan çiçekleri 7,5-10 cm. genişlikte ve
gösterişlidir. Uzun ve kalın kökü lifli dokulu ve yapışkan bitki sıvılıdır. Açık
kahverengi tohumları disk biçimlidir. Hatmi türleri tohumuyla; gövde
çelikleriyle ya da bitki tabanının bölünmesiyle çoğaltılır.
Tıbbi hatmi (A. offidnalis)’ın kökü % 25-35 oranında bitki sıvısı, nişasta,
sakkaroz, tanen, pektin ve asparin; yaprakları yapışkan sıvı ile eser miktarda
esans içerir. Bazı yerlerde hatmi çiçekleri ve körpe yapraklan salatalara katılır.
Körpe yaprakları sebze gibi haşlanarak yenilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Kimi zaman tıbbi yararları için yerine Gülhatmi (A. rosea) türünün kullanıldığı
Tıbbi hatminin bu tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri aşağıda
özetlenmiştir:
• Mideyi yatıştırır, bağırsakları yumuşatır.
• İdrar söktürücüdür.
• Nezleyi hafifletir. Göğsü yumuşatır ve balgamı söktürür.
Bu etkilerinden yararlanılmak üzere, hatminin çiçek açışından sonra toplanan
yaprakları, gölge ve havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş
yaprak, 1 bardak su içinde kaynama noktasına kadar ısıtılır, sonra ateş
kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece hazırlanan
dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Hatmi sakinleştiricidir.
• Ağız, boğaz ve diş diplerindeki ülserlere iyi gelir.
Bu durumlar için, yukarıda anlatıldığı şekilde kurutulan hatmi
yapraklarından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve
10 dakika demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Sakinleştirici etkisi için
günde üç kez birer bardak infüzyon içilir. Aynı infüzyonla yapılan gargara,
ağız ülserlerine iyi gelir.
• Ayrıca hatmi bedendeki yaraları iyileştirir.
Bunun için, hatmi yaprakları ezilerek bir yara lapası hazırlanır. Bu lapa
yaralara dıştan uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 22 Mar 2008
GÜNLÜK
Orjinal Adı Liquidambar orientalis
Diğer Adları Akamber, Günnük, Sığla, Sığıla
Bilgi
Acıfındıkgiller familyasındandır. Yeryüzünün
Üçüncü (Tersiyer) döneminden, yani yaklaşık 65 milyon yıl öncesinden
günümüze kalan Anadolu Günlük ağacı (Liquidambar orientalis) dünyada
yalnızca ülkemizde, Muğla ilimizin Marmaris, Milas, Köyceğiz ve Fethiye
ilçelerinde yabani olarak yetişmektedir. Aynı cinsten Amerikan Günlük ağacı
(L. styracifluea) ile Formoza Günlük ağacı (L. formosana) ülkemizde
yetişmez. Anadolu Günlük ağacı 20 m’ye kadar boylanabilen, kışın
yapraklarını dökmeyen, çınara benzeyen kalın dallı ve geniş tepeli bir bitki
olup ya tek cins ya da diğer ağaçlarla birlikte ormanlar oluşturarak gelişir.
Çınarınkine benzeyen ama daha küçük ve daha açık renkli olan yapraklan ince
uzun saplı, 3-7 loplu ve bu lopların kenarları keskin dişlidir. Yaz mevsiminde
açan çiçekleri yeşilimsi renktedir. Aynı ağaç üzerinde erkek ve dişi eşeyli
çiçekleri ayrı gruplar halinde bulunur. Kapsül biçimindeki meyvelerinin içinde
1-2 tane küçük tohumu yer alır. Nemli ve humuslu toprakları seven günlük
ağacı, döktüğü tohumlarla çoğalır.
Günlük ağacının odunlaşmıs gövdesi üzerinde balsam kanalları vardır. Her
ağaçtan iki ya da üç yılda bir, yaz mevsiminde uzunlamasına yarıklar açılarak
ağacın güzel kokulu yağı (balsam) ve kabukları alınır. Bu balsam stirol adlı
uçucu yağ, vanilin, rejine, sinnanik asit, stirasin ve storesin adlı maddeleri
içerir. Parfümeri endüstrisinde iyi bir koku tespit edicidir (fîksatif). Günlük ya
da sığla yağı denilen bu balsam, Türkiye’nin tarımda önemli bir dışsatım
ürünüdür. Ayrıca tütüne güzel koku vermek üzere kullanılır. Ağacın balsamı
alınmış kabukları buhur adıyla dini törenlerde tütsü olarak yakılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Piyasada satılan sarımsı gri renkli, bal gibi koyu kıvamlı, güzel kokulu ve
acımsı tatlı günlük ya da sığla yağının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma
yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• İyi bir antiseptiktir. Yaraların temizlenmesinde ve iyileştirilmesinde dıştan
uygulanır.
• Ciltte ve saçlı deride de antiseptik ve temizleyici olarak dıştan uygulanır.
• Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı
şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileştirici etkilerinden yararlanılır.
• Mide ve onikiparmakbağırsağı ülserlerinde yara iyileştirici niteliğinden
yararlanılır. Bunun için günlük yağı sulandırılıp içine bal ya da şeker katılarak
tatlandırılıp içilir.
• Ayrıca günlük yağı balgam söktürücü, nefes darlığını giderici ve bedeni
rahatlatıcı etkiler taşır. Bunun için bir önceki maddedeki gibi tatlandırılıp
sulandırılarak içilir
Şifalı Bitkiler admin | 21 Mar 2008
GÖZLÜKOTU
Orjinal Adı Euphrasia officinalis
Bilgi
Sıracagiller familyasındandır. Kırlarda
kendiliğinden yetişen, 5-20 cm. boylanabilen bir yıllık otsu bitkidir. Dört köşe
kesitli ve dallara ayrılan yapılı gövdesi; kenarları dişli, derin parçalı, oval
biçimli ve tüylü yaprakları; yaz ortasından sonbaharın sonuna kadar çok sayıda
açan mor ya da sarı lekeli beyaz küçük çiçekleri vardır. Bitki, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri aşağıda
ve Kullanımı sıralanmıştır:
• Gözlerdeki akut ve kronik yangıları, göz yorulması ve benzeri rahatsızlıkları
iyileştirir.
• Gözlerdeki batmayı ve ışığa karşı aşırı duyarlılığı yok eder.
• Saman nezlesi, soğuk algınlığı, öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir.
• Sinüzite karşı etkili olur.
Böyle durumlar için, gözlükotunun topraküstü bölümleri yaz sonundan
sonbaharın sonuna kadar, bitki çiçekliyken toplanır. Gölgelik ve havadar yerde
kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş ot karışımı üzerine 1 bardak kaynar su
dökülerek 5-10 dakika demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon günde
üç kez birer bardak alınır.
• Konjoktivitis (gözkapaklarının iç yüzeyi iltihabı) ve blefarit’te
(gözkapaklarının kenar bölümleri iltihabı) iyileştirici etkisi vardır.
Bu durumlar için, gözlere dıştan kompres uygulanır: 1 tatlı kaşığı kurumuş
gözlükotu karışımı yarım litre suya konulup 10 dakika süreyle kaynatılarak
ağır ağır soğutulur. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyona pamuk (ya da gazlı
bez veya muslin kumaş) daldırılıp sonra hafifçe sıkılarak gözlerin üzerine
bastırılır. Arada bir dekoksiyona yeniden daldırılan pamuk ya da diğerleri 15
dakika süreyle gözlerin üzerinde tutulur. Bu uygulama günde birkaç kez
yinelenir.
• Gözlükotu ciltteki yaraların iyileştirilmesinde de etkili olur.
Bunun için bitkinin topraküstü kesimleri ezilip yara lapası hazırlanır ve
yaraların üzerine dıştan uygulanır.
UYARI
• Her türlü göz rahatsızlığında, gözlükotu tedavisine başlanmadan önce, bir
uzman doktora başvurulmalıdır.
Şifalı Bitkiler admin | 20 Mar 2008
Fındıklar
Orjinal Adı Coryllus türleri
Bilgi
Huşgiller familyasındandır. Anayurdu ülkemizin
Kuzeydoğu bölgesidir. Antik dönemde, Pontos denilen Doğu Karadeniz
dağlarından, Yunanistan’a götürülmüş, oradan Avrupa’ya yayılmıştır. Fındık 17
değişik türü olan; kışın yapraklarını döken; çalı, ağaççık ve bazen ağaç
şeklinde görülen bir bitkidir. Günümüzde fındık üretimi Yabani fındık (C.
avellana), Badem fındık (C. maxina) ve Tombul fındık (C. pontica) türlerinin
melezlendirilmesiyle yapılmaktadır. Orta boy fındık ağacı 3-6 m. yükseklikte
olur. Yapraklan yuvarlakça, oval ya da kalp biçiminde ve kenarları ince
dişlidir. Fındık türleri kışın çiçek açar. Erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı ve
değişik biçimde olur. Döllenen dişi çiçekleri kadehçik oluşturur ve meyve
bunun içinde gelişir. Fındık bitkisi Kuzey Yarıküre’nin 30-40 enlemleri
arasında kışın belli bir üşüme devresiyle, (yani, bazı bitkilerin doğası gereği
yaşanan soğuk günleri geçirerek) yaşanan ılıman iklimli yerleri; kumlu-killi
gübrece zengin toprakları sever. Tohumuyla ya da çelikleriyle üretilir.
Fındığın sert kabuklu meyvesinin içinde bulunan tohumu (fındık içi) yağ,
karbonhidrat ve protein yönünden zengin iken, kolestrol düzeyi sıfırdır. Başta
potasyum olmak üzere fosfor, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri yüksek
oranda; ayrıca demir, çinko ve düşük oranda sodyumu içerir. Fındık tohumu
Bl, B2, B3, folik asit ve E Vitaminleri yönünden de zengin olan, pek değerli
bir besindir. Ayrıca fındıkta % 60-70 gibi yüksek oranda linoleik ve oleik
asitleri içeren yağ (fındıkyağı) bulunur. Fındık çiğ ve kavrularak çerez şeklinde
yendiği gibi çikolata, pasta, tatlı ve şekerleme sektörlerinde sıkça kullanılır.
Fındıkyağı da besin, parfümeri ve sabun endüstrilerinde kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Özellikle bedene yapıcı, koruyucu ve destekleyici nitelikte yararlar sağlayan
fındığın tıbbi etkileri ve bunlardan faydalanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• İçerdiği kalsiyumla, kemiklerin ve dişlerin yapısını güçlendirir, sağlıklı
kalmasını destekler.
• B grubu vitaminleriyle kan yapımını destekler. Alyuvarların parçalanmasını
önler ve böylece kansızlığa karşı koruyucu işlev yapar.
• B grubu vitaminleriyle çocukların beslenmesinde yararlı olur.
• İçerdiği E vitaminiyle kalbin ve kasların sağlığında etkilidir. E vitamini,
hücre yıkılmalarını da önler.
• İçerdiği çinko, bedenin büyümesinde ve cinsellik hormonlarının
üretilmesinde rol oynar.
• İçerdiği yağ, beden ısısının korunmasını ve yağda eriyen vitaminlerin
bedenin en uzak köşelerine kadar taşınmasını sağlar. Kanda kolestrol
düzeyinin yükselmesini önler.
• Fındık, içerdiği tüm maddelerle bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir.
Bedene güç katar. Hastaların iyileşme dönemini kısaltır. Gebe kadınlara da
yararlı olur.
• Ve son olarak fındığın cinsel gücü artıran (afrodizyak) etkileri olduğu ileri
sürülmektedir.
İşte bu yaşamsal değerde etkileri bulunan fındık için herhangi bir ilaç şeklinde
kullanım reçetesi vermiyoruz. Yalnızca günlük beslenme rejimimize fındığı
katmak, fındık içini yemek ya da fındıkla üretilmiş besinleri tüketmek bize bu
yararlan sağlayacaktır.
UYARI
• Yağ oranı yüksek olduğu için yüksek tansiyonu olanlar ya da damar sertliği
illeti çekenler fındığı az tüketmelidir.