Şifalı Bitkiler admin | 19 Mar 2008
GELİNCİK
Orjinal Adı Papaver rhoeas
Diğer Adları Angülü, Gelingülü, Gelinotu
Bilgi
Gelincikgiller familyasının örnek bitkisidir.
Ülkemizde kırlarda, ekin tarlalarında, yol ve bahçe kenarlarında oldukça
yaygın olarak yetişir. 60 cm’ye kadar boylanabilen, bir ya da kimi zaman
ikiyıllık otsu bitkidir. Tüylerle kaplı ince uzun tekli gövdesi, bazen dallara
ayrılan yapıda olur. Yapraklan derin, girintili ve asimetrik biçimlidir,
ilkbahardan başlayıp yaz boyunca açan ve parlak kırmızı renkli taçyaprakları
olan çiçeklerinde, bu taçyapraklarının altında kara leke bulunur. Delikli tohum
kapsülü fıçı biçiminde ve düz tepeli olup çok sayıdaki tohumunu taşır. Bitki,
tohumunu dökerek çoğalır. Ancak, ekine zararlı bitki sayıldığından, aşırı
çoğaldığında, tarlalarda yok edilmesi için uğraşılır.
Gelincik bitki olarak tanen, yapışkan bitki sıvısı ve düşük oranda sakinleştirici
alkaloit maddeleri içerir. Bazı yerlerde toplanan yapraklan pazarlarda satılır.
Sebze gibi kavrulup üzerine yumurta kırılarak pişirilir ya da salatalara
katılarak yenilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Aynı familyadaki yakın akrabası haşhaş kadar güçlü niteliklere sahip
olmamakla birlikte, gelincik sağlığa yararlı etkileri nedeniyle de kullanılır. Bu
etkiler ve yararlanma yöntemleri aşağıda özetlenmiştir:
• Öksürük ve öksürükten doğan gıcıklara karşı etkilidir.
• Nezle, bronşit ve soğuk algınlıklarında göğsü yumuşatıcı etki yapar.
• Balgam söktürücüdür.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere, kuru bir günün serin sabahında toplanan
gelincik yaprakları, kağıt üzerine serilerek gölgede kurutulur. Kurumuş
taçyapraklarından da 1-2 tatlı kaşığı alınıp dört bardak kaynar su içinde 10-15
dakika demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer
bardak içilebilir.
• Ayrıca gelincik, sakinleştirici etkiler taşır.
• Uykusuzluğa karşı etkili olur.
Bu etkilerinden yararlanmak için de çiçeğinin taçyaprakları balla karıştırılarak
macun haline getirilir ve yenir.
Şifalı Bitkiler admin | 18 Mar 2008
ERKEÇSAKALI
Orjinal Adı Flipendula ulmaria (ya da Spirea ulmaria)
Diğer Adları Çayırmelikesi, Keçisakalı
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, ülkemizde Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde
rastlanmaktadır. 60-120 cm. boylanabilen, çokyıllık otsu bitki ya da ağaççıktır.
Pembe kırmızı renkli ve hoş kokulu uzun kökü, toprakta derine inerken dallara
bölünür, içi boş olan gövdesi boydan boya çizgili, kırmızı-yeşil renkli ve
dallara ayrılan yapıdadır. Keklik üzümünün yaprakları gibi hoş koku yayan iri
parçalı ve derin damarlarıyla kırışık gibi görünen koyu yeşil yapraklarının altı
gri-yeşil renkli olur.
Yaz boyunca salkımlar oluşturarak açan tatlı badem kokulu minik çiçekleri
krem rengi, kimi zaman da pembe ya da canlı kırmızı renktedir. Güneşli ya da
kısmen gölgelik yerleri seven erkeçsakalı bitkisi nemli ve alkalik topraklara
gereksinim duyar. Bitki, tohumlarıyla çoğalır, ama istenirse, sonbaharda
bölünerek de üretilebilir.
Erkeçsakalı bitkisinin topraküstü bölümlerinde salisilik asit, tanen, sitrik asit
ile spiraein ve gaulterin adı verilen maddeleri içeren uçucu yağ bulunur.
Bitkinin yapraklan bazı yerlerde içkilere, reçel ve jölelere badem kokusu
vermesi için katılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Doku ve damar büzücü etkilerinden ötürü çocuklarda diyareyi kesmekte
yararlı olur.
• Aspirindekine benzeyen maddeleri içerdiği için beden ateşini düşürür ve
yangıları hafifletir. Bu nedenle, kas ve eklemlerdeki ağrı ile yangıları geçirmek
üzere kullanılır.
• Mideyi güçlendirir. Sindirim işlemini kolaylaştıran, bedene yararlı bitkilerin
başında gelir. Kusma hissini de bastırır.
• Midedeki hiperasiditeyi (aşırı asitlilik durumu) önler. Sindirim sisteminin
mukozasını korur.
• Kalp yangısı, gastrit ve mide ülserleri tedavisinde yararlı olur.
Bu önemli etkileri sağlamak üzere, erkeçsakalı bitkisinin bütün topraküstü
bölümleri kullanılır. Yazın çiçeklenme zamanında bitkinin yaprak, çiçek ve
sapları toplanır. 40 C dereceyi aşmayan sıcaklıklarda gölge ve havadar yerde
özenle kurutulur. Kurumuş bu bitki karışımından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp 1
bardak kaynar suda 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan,
günde üç kez ya da gereksinin, duyuldukça içilir.
Şifalı Bitkiler admin | 17 Mar 2008
EBEGÜMECİ
Orjinal Adı Malva sylvestris
Diğer Adları Ebe gümeci, Ebegömeci, Kazankarası
Bilgi
Ebegümecigiller familyasında yer alan aynı cinsten
1500 kadar tür bitkinin genel adı ebegümecidir. Dünyanın hemen hemen her
yerinde yaygın olan ebegümeci türleri, tüm iklim koşullarına ve her toprağa
uyum göstermiş, iki ya da çokyıllık otsu bitkilerdir. Ülkemizde 8 ebegümeci
türü yetişmektedir. Bunlardan en önemlisi, Büyük ebegümeci (M. sylvestris)
türüdür. 20-30 cm. arasında boylanabilen bu türün yaprakları yuvarlağımsı
biçimli, kenarları dişli, uzun saplı, tüylü, almaşık dizili, 3-7 parçalı ve palmiye
gibi damarlıdır. Yaz boyu ve sonbahar başlarında açan pembe renkli, eflatuni
çizgili çiçekleri, yaprakların koltuklarından çıkar. Meyveleri 10 parçaya
bölünen, olgunlaştığında açılmayan kuru tohumlar halindedir. Bitki, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Ebegümecinin yapraklan büyük oranda yapışkan bitki sıvısı; ayrıca glikoz,
pektin, yağ esansları ile az miktarda tanen içerir. Yaprak ve sapları hafif
kokulu ve yavan lezzetlidir. Bazı yerlerde sebze olarak yenilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Tıbbi yararları hatmi ya da gülhatmininkine çok benzeyen ebegümecinin, bu
etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:
• Gastrit ve mide ülserlerinde iyileştiricidir.
• Üst solunum yollan nezlesi ile bronşitte göğsü yumuşatıcı; balgam söktürücü
ve öksürüğü kesicidir.
Bu gibi durumlarda kullanılmak üzere, yaz boyunca ve sonbahar başlarında,
bitki çiçekli olduğu sürece, yaprak ve çiçekleri toplanıp gölge ve havadar yerde
kurutulur. 2 tatlı kaşığı kurumuş yaprak ve çiçek karışımı üzerine 1 bardak
kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu
infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Ebegümeci ayrıca ciltteki çıban, yara ve küçük yanıklarda iyileştirici etki
yapar.
Bunun için, bitkinin taze yaprak ve çiçekler ezilerek hazırlanan yara lapası, bir
tülbentin içine konularak, şikâyet edilen yere kompre şeklinde uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 16 Mar 2008
DEREOTU
Orjinal Adı Anethum graveolens
Diğer Adları Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu
Bilgi
Maydanozgiller familyasındandır. Akdeniz havzası
kökenli, bir ya da ikiyılIık dayanıklı otsu bitki olup ükemizde yaygın olarak
yetişir. 60 cm. kadar boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli,
yuvarlak kesitli, içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş
kokulu, iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları;
yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar oluşturarak
açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır. Oval biçimli, yassı ve
esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da hoş kokulu olur. Bitki,
tohumlarıyla çoğalır.
Dereotunun tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde
karvon: limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca
pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da ezilip
baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin yaprakları, çeşni
vermesi için, yemek ve salatalara konur.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Besin ve ilaç olarak bedene yararlı nitelikleri ta Eski Mısırlılar zamanından
beri bilinen dereotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:
• Sinirleri yatıştırır ve bedeni rahatlatır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Özellikle küçük çocuklarda gaz
söktürücü etkisi önemlidir.
• Sindirimi kolaylaştırır. Karın ağrılarına iyi gelir.
• Mineral yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlerde yer alır.
• Hıçkırığı kesici etkisi vardır.
• Süt bezlerini uyardığından emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• Kusma refleksini bastırır.
Bütün bu etkilerini sağlamak üzere, tohumları iyice olgunlaşmadan önce bitki
kesilip çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanarak kurutulur. Tohumları
iyice olgunlaşıp renkleri esmer kahverengine dönüşünce yere temiz bez ya da
kâğıt serilip üzerinde demetler dövülerek tohumlarını dökmesi sağlanır. Bu
tohumlardan 1-2 tatlı kaşığı alınarak hafifçe ezilip üzerine 1 bardak kaynar su
dökülür ve 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Yemeklerden önce bu
infüzyondan birer bardak içilir.
• Dereotu nefesin kötü kokusunu temizler. Bunun için tohumlan ağızda
çiğnenir.
Şifalı Bitkiler admin | 15 Mar 2008
ÇUHAÇİÇEĞİ
Orjinal Adı Primula verisi (ya da Primula officinalis)
Diğer Adları Çobançiçeği
Bilgi
Çuhaçiçeğigiller familyasının örnek bitkisidir.
Kuzey Yarıküre’de yaygın olan çuhaçiçeği, ülkemizde genellikle Doğu
Anadolu’nun dağlık kesimlerindeki nemli orman ve çayırlarda yetişir. 15-25
cm. kadar boylanabilen, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Kısa bir rizomu
(kökgövdesi) vardır. Mavimsi-yeşil ve üzeri kırışık görünüşlü yapraklarının
hepsi, doğrudan doğruya bitkinin rizom kökünden sürerek bir rozet oluşturur.
Yuvarlak kesitli ve içi dolu olan çiçek sapları, 30 kadar çiçeği taşıyacak kadar
dayanıklıdır. Gevşek ya da sıkı salkımlar oluşturarak ilkbaharda açan çiçekleri,
altın renkli taçyapraklarıyla gösterişlidir. Bitkinin koyu kahverengi minik
tohumlarını taşıyan meyvesi yumurta biçimli bir kapsül halindedir. Güneşli ya
da yarı gölge yerleri; kireçli ve nemli topraklan seven çuhaçiçeği, tohumlarıyla
ya da büyük bitkilerin rizomlarının bölünüp ayrı yere dikilmesiyle çoğaltılır.
Çuhaçiçeği % 10′a kadar varan oranda saponin ile ayrıca glikozitler, uçucu yağ
ve flavonitleri içerir. Bazı yerlerde çiçekleri reçel ve şarap yapımında
kullanılır. Yapraklan salatalara katılarak ya da et yemeklerinde dolma içi
olarak tüketilir. Çuhaçiçeğinin yapraklarını ipekböcekleri pek sever,
çiçeklerinin nektarını ise bal arıları yeğlerler.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Çuhaçiçeği bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemlerini;
bitkinin çiçekleri, kökü ve yaprakları diye üçe ayırarak şöylece özetleyebiliriz:
• Çuhaçiçeğinin çiçekleri; özellikle stresle ilgili gerginliklerde spazm çözücü,
yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır.
• Sinirsel kökenli baş ağrılarını iyileştirir. Yarım baş ağrısına (migren) karşı da
etkili olur.
• Uykusuzluğa karşı devadır.
Bu etkileri sağlamak üzere bitkinin çiçekleri ilkbaharda toplanır. Yeşil renkli
çiçek zarfı çıkarılıp atılır. Çiçekler gölgede kurutulur. Kurumuş çiçeklerden
1-2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 15-20 dakika
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde iki-üç kez birer
bardak içilir.
• Çuhaçiçeğinin kökü; göğsü yumuşatır. Balgam söktürücüdür.
• Terleticidir. Bronşit, soğuk algınlığı, üşümeyle ilgili ürperme ve öksürüğe
karşı iyileştiricidir.
• İdrar söktürücü, müshil ve gaz söktürücüdür.
• Stresle ilgili gerginliklerde spazm çözücü ve yatıştırıcıdır. Bedeni
sakinleştirip gevşetir. Uykusuzluğa karşı iyi gelir.
Bu etkileri sağlamak için bitkinin rizomu sonbaharda toprağı kazılıp sökülür
ve özenle kurutulur. Parçalanan kökten 1 tatlı kasığı alınıp 1 bardak suda
kaynatılır. Sonra ateş kısılarak 5 dakika daha ısıtma sürdürülüp bir dekoksiyon
hazırlanır. Bu dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Çuhaçiçeğinin taze yaprakları; çıban tedavisinde etkilidir.
Yapraklar çıbana sarılır. Sık sık değiştirilerek çıbanların iyileşmesi sağlanır.
Şifalı Bitkiler admin | 14 Mar 2008
ÇİN ANASONU
Orjinal Adı Ilicium verum
Diğer Adları Hint anasonu, Yıldız anasonu
Bilgi
Manolyagiller familyasındandır. Anayurdu
Güneydoğu Asya olup günümüzde en çok Çin ve Vietnam’da yetiştirilen, kışın
yapraklarını dökmeyen duyarlı bir ağaç veya ağaççık ile bunların yıldız
biçimindeki meyvelerine Çin anasonu adı verilmektedir. Çin anasonu ağacı
4,5-9 m. boylanabilir. Güzel kokulu gövde kabukları beyaz renkli ve cam gibi
parlaktır. Yaprakları elips biçiminde ve koyu yeşil renklidir. Çok sayıda
taçyaprağından oluşan, yazın açan ve anason kokan çiçekleri sarı, beyaz ya da
ender olarak mor renklidir. Bu çiçekler daha sonra yıldız biçimli,
gri-kahverengi ve 6-9 parçalı meyvelere dönüşür. Yıldızın her parçasında bir
tohum yer alır. Güneşli, soğuktan ve rüzgardan korunmalı yerleri, suyu iyi
akıntılı toprakları seven Çin anasonu ağacı, tohumuyla ya da gövde çelikleriyle
çoğaltılır.
Çin anasonunun meyveleri, içinde % 4-5 oranında anetol bulunan uçucu yağ
yönünden zengindir. Bu nedenle aynen ama akrabası olmayan anason gibi
kokar. Avrupa’da pastacılık ve ilaç yapımında anason yerine Çin anasonunun
meyvesinden elde edilen esans kullanılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Sağlığa yararlı nitelikleri de anasonunkilere oldukça benzeyen Çin anasonu
meyvelerinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Sindirim sistemi üzerinde etkili olur: iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır. Mide
ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Terletici ve antibakteriyolojik etkileri vardır.
• Öksürük, solunum yolları enfeksiyonları ve bronşitte iyileştirici ve
rahatlatıcıdır. Diğer öksürük ilaçlarıyla birlikte kullanılırsa onların etkilerini
artırır.
• Romatizma ağrılarını azaltır.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere, Çin anasonunun olgun ve kuru
tohumlarından 1-2 tatlı kaşığı alınır. Bunlar hafifçe ezilip üzerlerine 1 bardak
kaynar su dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak tohumlar 5-10 dakika süreyle
demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak
içilir. Şikayetler sindirim sistemiyle ilgiliyse infüzyon yemeklerden 15-20
dakika önce alınır. Romatizma ile ilgili durumlarda, infüzyon dıştan elle sıkıca
ovuşturularak uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 13 Mar 2008
Çay
ÇAY
Orjinal Adı Camellia sinensis (ya da Thea sinensis)
Bilgi
Çaygiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu
Çin ve Güneydoğu Asya olan çay, günümüzde tropikal ve astropikal iklimi
olan birçok yerde, değişik kültür formlarıyla yetiştirilmektedir. Ülkemizde de
Doğu Karadeniz bölgesinde, Rize ve çevresinde çay üretimi başarıyla
sürdürülmektedir. Çay, başlıca üç ana doğal türü ve bu türlerden elde edilmiş
pek çok melezi olan, bazı türlerinde boyu 20 m’yi bulan ama sürekli budanarak
boyu kısaltılan, böylece ortalama boyu 1,5-3 m. olabilen çokyıllık ağaççıktır.
Kısa saplı, almaşık dizili, derimsi yapılı, uzunca ve sivri uçlu, kenarları dişli
yaprakları vardır. Çiçekleri beyaz; bazı türlerde hafif sarı ya da pembemsi
renkli ve hafif kokuludur. Bitkinin tohumlarını taşıyan meyvesi odunsu yapılı,
üç gözlü ve kapsül biçimlidir. Çay bitkisi yılda ortalama 1.500 mm.’lik düzenli
yağış alan iklime gereksinir. Doğrudan güneş gören asitli, derin, süzek ve
özellikle kireçsiz topraklan sever. Tohumuyla ya da gövde çelikleriyle
çoğaltılır.
Dünyada en çok tüketilen içitlerden biri olan çay, bitkinin yapraklarının elle
toplanıldıktan sonra çeşitli işlemler sonucu mayalanmadan kavrulması,
soldurulması, kıvrılması ve kurutulması sonucu elde edilen ürünün
demlendirilmesiyle hazırlanır. Kara ve yeşil çay adları verilen, iki önemli türü
vardır. Kara çay daha çok sevilerek tüketilir. Çay yapraklarında kafein, tein,
teofillin, teobromin alkolitleri, tanen, uçucu yağ ve az da olsa B vitamini
bulunur, insanda tutkunluk derecesinde çay içme isteği yaratan, çayın içerdiği
kafein ve tein adlı maddelerdir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Önce çayın tıbbi etkileri ve sonra bu etkileri bedene yararlı hale getirilen çay
içitinin hazırlanması şöyle özetlenebilir:
• Aşırı içilmemek koşuluyla bedeni ve sinirleri uyarmada olumlu etkileri
vardır.
• Midevidir: Sindirimi kolaylaştırır.
• Peklik vericidir, özellikle yeşil çay diyareye karşı kullanılabilir.
• Terleticidir. Şekersiz içtiğimizde sıcak havalara dayanmamızı sağlar.
Bu etkileri sağlayabilmek ve sözgelişi 6 büyük fincan tüketebilmek üzere çay
şöyle hazırlanır: Piyasada satılan çaylardan alınır. 1-1,5 litre kadar su
kaynatılır. Demliğe konan 3-4 tatlı kaşığı çay üzerine bir miktar kaynar su
dökülür. Geri kalan suyun çaydanlıkta ve kısık ateşin üzerinde kaynatılmasına
devam edilirken demlik de çaydanlığın üzerinde durur, işlem 20 dakika
sürdürülürken demlikteki çay demlenmiş olur. Böylece demlenen çaydan
fincanlara uygun miktarda konur ve üzeri çaydanlıktaki sıcak suyla
tamamlanır. Bu şekilde hazırlanmış olan çay, kişinin seçimine bağlı miktarda
içilir.
• Ayrıca çayın doku büzücü ve mikrop kırıcı etkileri de vardır. Bu
özelliklerinden mikrop kapmış ya da kanlanmış gözlerin çay banyosuyla
iyileştirilmesinde yararlanılır.
Yukardaki tarife göre demlenip hazırlanmış çaydan bir fincan alınıp ılıtılır. Ve
şikayet konusu göze bu çayla kompres yapılır. Bu yöntem geleneksel ve ilkel
gibi görünse de, gözlerin iyileştirilmesinde etkili olur.
UYARI
• Çayın aşırı miktarda tüketilmesi uykusuzluk ve kalp çarpıntısına neden
olabileceği gibi, başka sakıncalar da doğurur, özellikle yüksek tansiyonu; kalp
ve sinir rahatsızlıkları bulunanlar, böbreklerinde kum ya da taş,
bağırsaklarında peklik illeti çekenler, olabildiğince çaydan uzak durmalıdır.
Şifalı Bitkiler admin | 12 Mar 2008
CİVANPERÇEMİ
Orjinal Adı Achillea millefolium
Diğer Adları Binbiryaprakotu
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Kuzey Yarıküre’nin
ılıman iklim kuşağında yaygın olan civanperçemi, ülkemizde özellikle Kuzey
ve Doğu Anadolu’daki kırlarda ve yol kenarlarında görülür. 100 cm. kadar
boylanabilen, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir, içi boş olan ve dallara ayrılan
gövdesi, yaz boyunca açan kirli beyaz, sarı ve kimi zaman da pembe renkli
küçük çiçeklerinden oluşan çiçek salkımları vardır. Bitki, döktüğü minik
tohumlarıyla çoğalır.
Tüm civanperçemi bitkisi, insan bedenine yararlı olan uçucu yağ, tanen ile acı
organik asitler ve yapışkan bitki sıvılarını içerir, ince ince kıyılan yapraklan
salatalara katılarak yenir. Böylece bedene tonik etkisi sağlar.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Civanperçeminin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• En etkili terletici şifalı otlardan biridir.
• Soğuk algınlığının iyileştirilmesinde kullanılır.
• Kılcal damarların genişlemesiyle oluşan yüksek tansiyonu düşürür.
• Sindirimi kolaylaştırır.
• Sistit enfeksiyonlarında antiseptik etkisi yapar.
Bütün bu etkileri sağlamak için bitkinin gövde, yaprak ve çiçekleri yaz
boyunca toplanarak gölge ve havadar bir yerde kurutulur, l bardak kaynar suya
1-2 tatlı kaşığı kurutulmuş, olan karışımı konulup 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek hazırlanan infüzyon günde iki-üç kez birer bardak ve sıcak
olarak içilir.
• Civanperçemi, aknelerin iyileştirilmesine yardımcı olur.
Bunun için yukarıda anlatılan infüzyon yüze uygulanır.
• Ayrıca iyi bir yara iyileştiricidir.
Bunun için bitkinin yaprakları körpeyken ezilip yara lapası hazırlanır. Bir
tülbentin içine konulan lapayla, yaraların üzerine kompres yapılır.
• Hemoroitte de iyileştirici ve rahatlatıcıdır.
Bunun için civanperçeminin yukarıda anlatılan yara lapası, basur memelerinin
üzerine elle uygulanır.
Şifalı Bitkiler admin | 12 Mar 2008
Cevizler
Orjinal Adı Juglans türleri
Diğer Adları Koş, Koz
Bilgi
Cevizgiller familyasında yer alan Juglans cinsi,
kışın yapraklarını döken 20 kadar ağaç türünün ortak adı cevizdir. Bu türlerden
ülkemizin hemen hemen her yerinde yetiştirilen ve konumuzu en çok
ilgilendiren Adi cevizin (J. regia) anavatanının İran olduğu sanılmaktadır. Bu
tür, 20 m. kadar boylanabilen, 150-200 yıl yaşayabilen; yuvarlak tepesi, sık dal
ve yapraklarıyla toprağı örten, altında diğer bitkilerin gelişmesini engelleyen
ve hatta insan sağlığı için zararlı sayılabilecek kadar koyu gölge veren bir
ağaçtır. Gövde kabuğu başlangıçta gümüşi renkte iken, ağaç yaşlandıkça rengi
koyulaşır ve çatlar. Yaprakları oval biçimli 5-7 uzun yaprakçıktan oluşur.
Yeşil renkli erkek ve dişi çiçekleri aynı ağaç üzerinde bulunur ve genellikle
mayıs ayında açarlar. Ağacın ekim ayında olgunlaşan meyvesine ceviz,
meyvenin yeşil renkli kabuğuna gövek ya da tetir denir. Ceviz ağacı,
tohumuyla çoğalır. Ceviz ağacının yaprakları tanen, uçucu yağ ve acı
boyarmadde olan juglon’u içerir. Güçlü ve değerli bir besin maddesi olan
meyvesi (ya da tohumu) ise doymamış yağlar yönünden zengindir. Ayrıca
yüksek oranda protein ile potasyum, fosfor, magnezyum, demir ve kalsiyum
gibi elementleri ve özellikle C ile B vitaminlerini içerir. Bu meyve taze ya da
kuru olarak yenir. Kurutulmuş cevizin içi tatlı ve pasta yapımında kullanılır.
Bazı yerlerde sucuk ve pestilleri yapılıp tüketilir. Ceviz ağacının sert kerestesi
mobilyacılık ve kaplamacılıkta pek makbuldür. Gövekleri, doğal
boyamacılıkta pamuk, ipek ya da yün ipliklerini kahverengiye boyamakta
kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Cevizin taze ve kurutulmuş yaprağı, göveği, meyvesinin ve meyvesinden
çıkarılan yağının (ceviz yağı) tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma şöylece
sıralanabilir:
• Peklik vericidir.
• İştah açıcıdır.
• Bedeni güçlendirici bir toniktir.
• Kan şekerini düşürür.
• Kanı temizler.
• Kemiklerin zafiyetine karşı etkili olur.
Bu etkileri sağlamak üzere, ceviz ağacı yapraklı iken taze yaprakları
ilkbaharda (ya da yazın) toplanıp gölge yerde özenle kurutulur. Işık
almamasına ve kararmamasına dikkat edilen kuru yapraklarıyla % 2′lik bir
infüzyon yapılır. Yani l litre (yaklaşık dört bardak) kaynar su, 20 gr. yaprağın
üzerine dökülür. 10-15 dakika süreyle demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu
infüzyondan günde iki-üç bardak içilir. Yaprağı yerine sonbaharda ceviz
meyvesinin yeşil kabuğu olan gövek de kullanılabilir.
• Deri hastalıklarında ceviz antiseptik olarak kullanılır.
Bunun için aynı infüzyon, şikayetli yerlere dıştan uygulanır.
• Şeker hastalarına bedenleri güçlensin diye günde 3 adet ceviz yemeleri
öğütlenir.
• Ceviz yağı müshil ve safra artırıcı etkiler taşır. Bunun için, bu yağa biraz su
katılarak içilmesi gerekir.
UYARI
• Ceviz pek besleyici bir meyve olduğundan aşırı miktarda yenmemelidir.
Şifalı Bitkiler admin | 11 Mar 2008
BÖĞÜRTLEN
Orjinal Adı Rubus fruticosus
Diğer Adları Dikençilegi, Dikendudu, Dikendutu
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu Kuzey
Yarıküre’nin ılıman iklim bölgeleri olan Rubus cinsi 400 kadar çokyıllık çalı
türünün ortak adı böğürtlendir. Bunun 17 türüne ülkemizdeki orman ve
fundalıklarda; yol, bahçe ve hendek kenarlarında sıkça rastlanır. Böğürtlen
türleri 1-3 m. boylanabilirken, kimi türleri sarmaşık şeklinde, kimileri de yerde
sürünerek gelişir. Bu türlerden konumuzla en çok ilgili olanı Adi böğürtlen (R.
fruticosus) türüdür. Kısaca böğürtlen diye anacağımız bu bitki 3 m.
boylanabilir.İkiyillık dikenli gövdeleri, kenarları dişli 3-5 yaprakçıktan oluşan
ve kışın dökülmeyen yaprakları, yaz aylarında tek tek ya da salkım halinde
açan pembe veya beyaz çiçekleri vardır. Yaz sonu ya da sonbahar basında bu
çiçekler kırmızımsı kara renkli, üzeri çok ince tüylü, duta benzeyen meyvelere
dönüşür. Yer ve toprak konusunda hiç seçici olmayan böğürtlen, seyrek olarak
döktüğü tohumlarıyla; daha çok yere değen dallarının köklenmesiyle veya
köklerinin yeniden filizlenmesiyle çoğalır. Çok dikenli de olduğu için, doğal
çit olarak pek yeğlenen bir bitki türüdür.
Böğürtlenin meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, meyve şekeri, organik asitler,
sitrik asit, C vitamini, pektin ve demir; yapraklarında tanen ve organik asitler
bulunur. Böğürtlen meyve olarak çiğken yenildiği gibi reçel, şurup, şekerleme,
pasta, likör ve sirke yapımında kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı:
Böğürtlenin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Doku ve damar büzücü etkisi vardır. Diyareyi keser, peklik verir.
• İdrar söktürücüdür.
• Kadınlarda, aybaşı dönemlerinde aşırı kan gelişini önler.
• Gebe kadınlarda sırt kaslarını güçlendirir.
Bu etkileri sağlamak üzere, taze ya da gölge yerde özenle kurutulmuş
yaprakları, bitkinin meyveleriyle karıştırılarak kullanılır. Bu karışımdan 3 tatlı
kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 20 dakika
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer
bardak içilir.
• Böğürtlen ağız yaraları, dişeti kanamaları, bademcik ve boğaz enfeksiyonuna
iyi gelir. Bunun için yukarıda anlatıldığı biçimde hazırlanan infüzyonla günde
üç-dört kez derin gargara yapılır.
• Ciltteki ağrı ve yangıları hafifletir.
• Yara iyileştiricidir.
• Hafif yanıklara iyi gelir.
• Hemoroit tedavisinde etkili olur.
Bu etkileri sağlamak üzere, körpe yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve
şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.
• Böğürtlen cildi gerer ve canlandırır.
Bu etkiyi sağlamak üzere, banyo küvetine akan sıcak suyun altına bir bez torba
asılıp içi bitkinin körpe yaprak ve genç sürgünleriyle doldurulur. Sonra sıcak
su açılıp küvet bu suyla doldurularak banyo yapılır.