Yazılar veya Yorumlar 04 July 2008

Monthly Archive for "Mayıs 2008"



Şifalı Bitkiler admin | 31 May 2008

ARDIÇ

Orjinal Adı Juniperus communis
Bilgi
Çamgiller familyasındandır. Juniperus cinsi, kışın
yapraklarını dökmeyen 70 kadar ağaç ya da çalı türünün ortak adı ardıçtır.
Ardıçlar tüm Kuzey Yarıküre’ye yayılmış olup ülkemizde de bazı türleri
yetişmektedir. Burada konumuzla en çok ilgili olan, Avrupa ve Türkiye’de
yaygın Avrupa ardıcı ya da Adi ardıç (J. communis) türünden söz edeceğiz.
Kısaca ardıç diye anacağımız bitki 15 m’ye kadar boylanabilir ama çoğu kez
çalı halinde görülür. Hoş kokulu yaprakları körpeyken iğne, olgunlaşınca tığ
görünümündedir. Şubat-nisan ayları arasında açan çiçekleri sarımsı yeşil renkli
olup dikkati çekmezler. Ardıç iki evcikli bir bitkidir. Yani, erkek ve dişi
çiçekleri ayrı ağaçlarda yer alır. Dişi çiçekler sonbaharda koyu mor renkli
meyveleri olan kozalakçıkları verir. Ancak, bunlar iyice olgunlaşınca açık
kahverengileşir. Kozalakçıklarında 1-12 adet tohum bulunur. Bitki,
kozalakçıklarından döktüğü tohumlarıyla ya da toprağa değen dallarının
köklenmesiyle çoğalır. Ardıç güneşli yerleri sever ama toprak seçmez. Kurak
topraklarda derinlere kök salarak suyu bulur.
Ardıç kozalakçıkları uçucu yağ, doğal şekerler, flavon glikozitleri, reçine,
tanen ve organik asitleri içerir. Bu kozalakçıklar ardıç yemişi adıyla birtakım
yiyecek ve içeceklere tat ve koku, yani çeşni katmakta kullanılır. Bazı ardıç
türlerinin odun ve yaprakları damıtılarak, parfümeri ve ilaç endüstrilerinde
kullanılan ardıç esansı elde edilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Adi ardıcın tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• İdrar söktürücüdür. İdrar yollarını temizler. Sistit durumunda çok iyi bir
antiseptik (mikrop kırıcı) olur.
• Bedeni uyarıcı etkisi vardır.
• Acı tadı nedeniyle iştahı açar. Mideyi uyarır ve sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Solunum yollarını açar. Nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.
• Kadınlarda aybaşı kanamasnıı düzenler, ağrıları hafifletir.
Sonbaharda, kasım ve hatta aralık aylarında ardıç kozalakçıklarından
kendiliğinden kurumuş ve küçülmüş olanların dışında, sağlıklı görünenleri
toplanır. Gölge yerde ağır ağır kurutulur. İyice kurumuş olanları hafifçe ezilir,
parçalanır. Bunlardan l tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suda 20 dakika
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan sabah ve akşamları
olmak üzere günde iki kez birer bardak içilir.
• Ardıç ayrıca romatizma, artrit, eklem ve kas ağrılarına iyi gelir. Bunun için,
yukarıda anlatılan infüzyon şikayetli yerlere dıştan elle ovuşturularak günde
iki-üç kez uygulanır. Bu tedavi, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde 4-6 hafta
sürdürülmelidir.
UYARI
• Böbrek rahatsızlığı olanlar ve gebe kadınlar ardıç kullanmamalıdır.

Şifalı Bitkiler admin | 30 May 2008

ANASON

Orjinal Adı Pimpinella anisum
Bilgi
Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Doğu
Akdeniz havzası ülkeleriyle Mısır olup Türkiye’de Ege ve Akdeniz
bölgelerinde, özellikle Burdur yöresinde yetiştirilmektedir. 30-75 cm.
boylanabilen, dik ya da yere yatarak gelişen bir ya da bazı türlerinde ikiyillık
yarı dayanıklı otsu bitkidir. Kök oluşumu zayıf; gövdesi yuvarlak kesitli, yeşil
ve dallara ayrılan yapıda olan anasonun yaprakları yeşil renkli, güzel kokulu,
kenarları dişli, yuvarlak biçimli ve hafif tüylüdür. Yaz sonunda açan ve yıldıza
benzeyen beyaz çiçekleri salkımlar halindedir. Bitkinin, konumuzu en çok
ilgilendiren bölümü olan tohumu da güzel kokulu, açık gri-kahverengi ve
yumurta biçimindedir. Güneşli, soğuk rüzgardan korunmalı yerleri; suyu iyi
akıntılı ve alkalik toprağı seven anason, tohumuyla çoğalır.
Anasonun tohumunda sabit ve uçucu yağlar, nişasta ve yapışkan bitki sıvısı
bulunur. uçucu yağlar, anetol ve estragol adlı maddeler ve bazı aldehitleri
içerir. Anason tohumu, ülkemizde ulusal içki sayılan rakının yapımında ve
pastacılıkta kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Sağlığa yararlı etkileri Eski Mısırlılarla Romalılar döneminden beri bilinen ve
bolca kullanılan anasonun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
şöyle sıralanabilir:
• Tohumunun bileşiminde bulunan uçucu yağ sayesinde mide ve
bağırsaklardaki gazı söktürür.
• İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
• Yatıştırıcı, rahatlatıcı ve spazm çözücüdür.
• Uykusuzluğa karşı etkilidir.
• Soğuk algınlığı, öksürük, soluk borusu enfeksiyonları, boğmaca ve bronşitte
rahatlatıcı etkiler sağlar.
• Göğsü yumuşatır.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere, anasonun olgun tohumları yaz ortası ile
sonbahar arasında toplanır. 1-2 tatlı kaşığı anason tohumu alınıp uçucu yağını
bırakması için hafifçe ezilerek üzerine 1 bardak kaynar su dökülür. Kabın üstü
iyice kapatılıp 5-10 dakika süreyle demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu
infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir. Ancak, sindirimle ilgili
şikayetlerde infüzyon yemeklerden 15-20 dakika önce alınır.

Şifalı Bitkiler admin | 30 May 2008

AKKÖPEKOTU

Orjinal Adı Marrubium türleri
Diğer Adları Bozot, Köpekayası
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmeyen Marrubium cinsi köpekotlarının 15 kadar türü vardır. Bunlardan
konumuzla ilgili olan Akköpekotu (M. vulgare) Avrupa, Akdeniz havzası
ülkeleri ve Türkiye’de görülmektedir. 60 cm. kadar boylanabilen çokyıllık
dayanıklı otsu bitkidir. Dört köşe kesitli, tüylü ve dallara ayrılan yapılı gövdesi
kirli beyaz renktedir. Gövde ve saplar üzerinde karşılıklı dizilmiş durumdaki
kalp biçimli, üzerleri kırışıkmış gibi görünen yapraklarının kenarları dişli ve
yaprak ucu yün gibi tüylerle örtülü olur. Bu yapraklar meyve gibi kokarlar.
Bitkinin küçük beyaz çiçekleri, ikinci yılının yaz ortasından sonbahar başına
kadar yaprak koltuklarında açar. Olgunlaşan çiçekleri 2 mm. uzunlukta
gözyaşı biçimli ve koyu kahverengi, parlak görünüşlü tohumlar verir. Bol
güneşli ve soğuk rüzgarlardan korunmalı yerleri seven akköpekotu, alkalik ve
kuruca toprakları yeğler. Döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Bedene yararlı etkileri Eski Mısırlılar tarafmdan bilinen ve ünlü hekim
Hipokrat tarafından övülen akköpekotu, uzun süreler öksürüğe karşı tek ilaç
olarak kullanılmıştı. Bitkinin topraküstü kesimleri marrubin adlı madde ile
uçucu yağ, yapışkan bitki sıvısı, tanen ve bolca C vitamini içerir. Bitkinin
çiçekleri, balarılarını, bulunduğu bahçelere çekerken, yapraklarının
demlendirilmesiyle elde edilen infüzyon, pompalara konularak ağaçlardaki
yaprakçık bitine ve tabaklara konularak sineklere karşı yok edici olarak
kullanılır. Bazı yerlerde köpekotunun kurutulmuş yaprakları baharat olarak
kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Akköpekotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Terletici, balgam söktürücü, göğsü yumuşatıcı ve spazm çözücü etkileri
vardır. Solunum yollarının mukozasını destekler. Bronş kaslarına gevşeme, ve
rahatlık verir. Bütün bu etkileriyle öksürük, bronşit ve boğmaca gibi
hastalıkların iyileştirilmesinde yararlı olur.
• Soğuk algınlığı belirtilerinin ilk görülüşünde alınması, nezle ve soğuk
algınlığı durumunun kolay atlatılmasmı sağlar.
• Safra salgılarını artırır. Bu etkisiyle iştahsızlığı giderir, sindirimi
kolaylaştırır.
• İdrar ve gaz söktürücüdür.
• Kalp yangılarını hafifletir.
• Kurt (solucan) düşürücü etkisi de vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, akköpekotunun yaprakları ve çiçekli sapları yaz
ortası ile sonbahar başı arasında, bitki çiçekli iken toplanıp 35 C dereceden
sıcak olmayan gölge bir yerde özenle kurutulur. Kurutulmuş çiçek
karışımından yarım 1/2-1 yemek kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suyun içine
konulur. 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde üç kez
birer bardak içilir.
• Akköpekotu aynı zamanda etkili bir yara iyileştiricidir.
Bunun için, 1 tatlı kaşığı doluşu kurumuş yaprak karışımı 1 bardak suda
kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 10 -15 dakika daha
ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyon soğutulup dıştan yaralara
uygulanır.

Şifalı Bitkiler admin | 29 May 2008

AHUDUDU

Orjinal Adı Rubus idaeus
Diğer Adları Ağaççileği, Dağçileği
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemektedir. Ancak, bilimsel adındaki idaeus sözcüğü, Edremit’teki Kaz
Dağı’nın antik adından gelmekte ve bitki birçok Batı dilinde “Kaz Dağı’nın
böğürtleni” adıyla anılmaktadır. Böylece ahududunun, böğürtlenle yakın
akraba ve ülkemizde orman, koruluk ve fundalıklarda sıkça yetişen bir bitki
olduğunu anlıyoruz. Ahududu 150 cm’e kadar boylanabilen, çok yıllık ve çalı
görünüşlü bir bitkidir. Dikenlerle kaplı gövdesi ve dalları, 3 yaprakçıktan
oluşan kenarları dişli yeşil yaprakları, haziran-temmuz aylarında açan
beyazımsı çiçekleri vardır. Bu çiçekler olgunlaşınca kırmızı ya da beyaz renkli,
çiçek sapçığına yapışık, 30-80 minik meyvecikten oluşan hafif tüylü ve hoş
kokulu, duta benzeyen ama daha iri meyvelere dönüşür. Ahududu, bu
meyvelerden döktüğü tohumlarla çoğalır. Ama, ahududu toprak yapısı ve yer
olarak fazla seçici bir bitkidir.
Ahududunun meyvelerinde uçucu ve sabit yağ, pektin, meyve şekeri, malik ve
sitrik asitler (dolayısıyla C vitamini); yapraklarında ise tanen bulunur.
Meyveleriyle şurup, şekerleme, reçel, dondurma, pasta, likör ve meyve suyu
yapılır. Taze meyvesi kısa zamanda bozulduğundan dondurularak saklanır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Doku ve damar büzücü etkisi vardır. Diyareyi ve kadınlarda beyaz akıntıyı
kesmekte yararlı olur. Peklik vericidir.
• Bedene dinçlik veren güçlendirici bir toniktir.
• Kadınlarda aybaşı döneminde aşırı kanamayı azaltır. Aybaşı kanamasmı
düzene sokar.
• Uzun yıllardan beri, doğum yapacak kadınların rahim dokusunu
güçlendirmek, doğum sırasında kasılmaları düzenlemek, doğum sancısını
azaltmak ve doğumu kolaylaştırmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, bu
etkileri sağlaması için gebelikte ve doğuma yaklaşılan dönemde düzenli olarak
ahududu alınmalıdır.
• Terletici, ateş düşürücü ve serinletici etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, ahududunun yaprakları körpe olarak toplanır ve
niteliğini koruması için iyi havalandırılmış gölge bir yerde ağır ağır kurutulur.
Meyveleri ise olgunlaştıkça koparılır. Kurumuş yaprak ve olgun meyve
karışımından 2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15
dakika süreyle demlendirilir ve bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyon istenildiği
kadar içilebilir.
• Ayrıca ahududu, boğaz ve bademcik enfeksiyonlarında iyileştiricidir.
• Ağız ülserleri ve kanayan dişetlerini de iyileştirir.
Bu etkileri sağlamak için, yukarıda tarifi verilen infüzyonla sık sık derin
gargara yapılır.

Şifalı Bitkiler admin | 29 May 2008

ZENCEFİL

Orjinal Adı Zinciber officinale
Diğer Adları Zencebil
Bilgi
Zencefilgiller familyasının örnek bitkisidir.
Anayurdunun Güneydoğu Asya olduğu sanılmakta, günümüzde Hindistan ve
Malezya ile diğer bazı tropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Ülkemizin iklimi
uygun olmadığından Türkiye’de zencefil yetişmez. Yararları Çin ve
Hindistan’da çok eski çağlardan beri bilinen bitki, Avrupa’ya tüccarlar
tarafından getirilip tanıtılmıştır. 120 cm.’ye kadar boylanabilen bitkinin
biryıllık ömrü olan gövdesinin, kamışınkini andıran duruşu vardır. Tarçın
kokusuna benzeyen özel kokulu, 15-20 cm. uzunluktaki sivri uçlu ve mızrak
biçimli yaprakları, gövdeyi saran kılıflardan çıkar. Kozalakları anımsatan
küçük, beyaz ve üzeri mor lekeli çiçekleri pek seyrek açar ve kısır olurlar.
Zencefilin kalın, etli, lifli ve boğum boğum yapılı kökgövdesi (rizomu)
kahverengi sarımsı olup bundan yumrukökler çıkarak çevreye yayılır. Bitki, bu
rizomların bölünüp ekilmesiyle çoğaltılır.
Zencefil zingiberon, zingiberol, fellandron, borneol, sineol sitrali içeren uçucu
yağ ile nişasta, yapışkan bitki sıvısı ve reçine yönünden zengindir. Taze
kökleri sökülüp dilimlenerek bazı Uzakdoğu yemeklerine katılır. Kurutulup
öğütülerek toz haline getirilmiş kökleri ekmek, tatlı, pasta, şarap ve bazı
likörlerin yapımında kullanılır. Ayrıca zencefil tozu, baharat olarak tüketilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Hazımsızlık, mide ve bağırsakların gazlı olması ve karın ağrısı durumlarında
sindirim salgılarını artırır ve gaz söktürücü etkiler yaparak iyileştirici olur.
• Son yapılan araştırma sonuçlarına göre mideyi yatıştırıcı etkileri nedeniyle
yolculuklarda kusma refleksini yok eder ve rahatlama sağlar.
• Kan dolaşımının yetersiz kaldığı durumlarda, özellikle kılcal damarlardaki
dolaşımı hızlandırır.
• Ateşlilik durumunda terlemeyi artırır; bu yararlı terletici etkisiyle soğuk
algınlığıni çabuk iyileştirir.
• Soğuk havalarda bedeni ısıtır, dayanıklılığını artırır.
Bu etkileri sağlamak üzere zencefilin dekoksiyonu kullanılır. Elinizde zencefil
tozu ya da dilimlenmiş kök parçaları varsa bunlardan 1,5 tatlı kaşığı, 1 bardak
su içine konulup önce kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra, ateş kısılarak
5-10 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyon istendikçe
içilebilir.
• Zencefil boğaz ağrılarını iyileştirir. Bunun için yukarıda hazırlanan
dekoksiyonla derin gargara yapılır.
• Bitki ayrıca fibrozit (lif dokusu iltihabı) ve kas incinmeleri tedavisinde
kullanılır. Bunun için de, aynı dekoksiyon ağrılı yerlere dıştan uygulanırken,
elle hafif hafif ovuşturulur.

Şifalı Bitkiler admin | 28 May 2008

YERELMASI

Orjinal Adı Helianthus tuberosus
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Amerika
Kıtası’dır. On yedinci yüzyılda Avrupa’ya getirilmiş ve oradan birçok yere
yayılmıştır. Ülkemizde de bolca yetiştirilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir.
1,5 m’ye kadar boylanabilen topraküstü kesimleri, ayçiçeğine benzer. Ama,
yaprak ve çiçekleri daha küçük olur. Yeşil renkli ve oval biçimli ince uzun
yapraklarının ucu sivridir. Ağustos ile kasım ayları arasında açan 5-7,5 cm.
çapındaki altın sarısı çiçekleri de iri sarı papatyalara benzer. Bitkinin
konumuzu en çok ilgilendiren bölümü, patatese benzeyen bej, pembe-turuncu
ya da açık kahverengi yumru kökleridir. Bol güneşli yerlerde, suyu iyi akıntılı
(süzek) her türlü toprakta yetişen yerelmasının tarımı, daha çok fakir
topraklarda yapılır. Ürün alındıktan sonra toprakta kalan minik yumruları
ertesi yıl yeniden çimlendiğinden, aynı yerde başka tür bitkilerin yetişmesi
güçleşir. Ancak, yerelması bitkisi aynı toprakta üst üste, yıllarca yetiştirilmeye
dayanabildiğinden bu şekilde toprağı sarma durumu tarla sahibi için sakınca
oluşturmaz. Bakıma da hiç gereksinim duymayan ve yetiştirilmesi çok kolay
olan bitki, tohumlarıyla ya da yumruköklerinin bölünmesiyle üretilir.
Yerelmasının yumruköklerinin tadı enginara benzer. Bu tadı veren, yüksek
oranda içerdiği inülin adlı maddedir. Nişasta bulundurmayan ve kalorisi sıfıra
yakın olan tatlı yerelması kökleri çok iyi bir besin olduğu gibi, şeker
hastalarına da salık verilir. Bitkinin sap ve yaprakları iyi birer hayvan yemidir.
Ayrıca bitkinin yumruköklerinin mayalanmasıyla etanol (yani etil alkol ya da
kısaca alkol) elde edilir. Yetiştirilmesi kolay olan, en fakir toprakta bile yılın
dokuz ayında (sonbahar, kış ve ilkbaharda) ürün veren bitkinin alkol içermesi,
ilerde enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini akla getirmektedir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Yerelmasının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Bedenin direncini artırırken kan şekerini yükseltmediği için şeker hastalarına
her zaman tavsiye edilen bir besindir.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Safra gelişini artırır.
• Müshil etkisi vardır.
• Cildi güzelleştirir.
• Cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri olduğu ileri sürülmektedir.
Bu yararlı etkileri, bitkinin yumruköklerini bol miktarda yemekle
sağlayabileceğimizden burada herhangi bir ilaç reçetesi vermiyoruz.
Dileğimiz, sıcak ve soğuk yemekler halinde yenebilen yerelmasının, aynen
patates gibi, sıklıkla günlük yemek diyetimizde yer almasıdır.

Şifalı Bitkiler admin | 26 May 2008

KUŞBURNU - YABANİ GÜL

Orjinal Adı Rosa canina
Diğer Adları Köpek gülü
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Aslında tüm bahçe
gülleri yabani gülden türemiştir. Anadolu’da orman açıklıkları, kayalık kırsal
yöreler ve yol kenarlarında kendi kendine yetişen yabani gül, 1-3,5 m. kadar
boylanabilen, gövdesi ve dalları dikenli olan bir ağaççıktır. Kenarları dişli oval
biçimli 5-7 yaprakçıktan oluşan yaprakları; ilkbahardan başlayıp yaz boyunca
açan, açık ya da koyu pembe, bazen beyaz renkli küçük ve yalınkat, güzel
kokulu çiçekleri vardır. Bu çiçeklerin tabanı olgunlaşınca taçyaprakları
dökülür ve kuşburnu denilen, 1,5-2 cm. uzunlukta parlak kırmızı meyvelere
dönüşür. Gerçekte yabani gül bitkisinin meyvesi, kuşburnunun içindeki beyaz
renkli tüylü çekirdeklerdir.
Kuşburnu, özellikle C vitamini ile tanen, pektin, karoten, meyve asitleri ve yağ
yönünden zengindir. Bu meyveler, Anadolu’da taze ya da kurutulmuş olarak
yenir. Ayrıca kompostosu, reçeli, şerbeti, ezmesi ya da pekmezi yapılarak
tüketilir. Çay gibi demlendirilip içilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Kuşburnunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• En iyi doğal C vitamini kaynağıdır. Enfeksiyonlara ve soğuk algınlıklarına
karşı bedenin direncini artırır.
• Hafif müshil etkisi vardır.
• Hafif idrar söktürücü etki taşır.
• Tonik ve besleyicidir: Bedendeki güçsüzlük ve bitkinlik durumlarına karşı en
iyi doğal ilaçtır.
• Hafif bir doku ve damar büzücüdür. Diyare durumunda ishali kesici etki
yapar.
• Safra kesesi, böbrek ve mesane sorunlarında bedeni destekler.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere olgun kuşburnu meyveleri sonbaharda
toplanır. 2,5 tatlı kaşığı dolusu kuşburnu, ortalarından kesilip bir bardak suya
konularak, su kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılarak 10-15
dakika daha ısıtma sürdürülür. İnsanı rahatsız eden tüylü çekirdeklerinin
ayrılması için bunlar süzülür. Böylece hazırlanan dekoksiyondan istenildiği
kadar içilebilir. Eğer bu dekoksiyonun içimi hoş gelmezse, kaynama sırasında
içine biraz bal ya da şeker katılır ve şurup haline getirilerek alınır.

Şifalı Bitkiler admin | 25 May 2008

TARÇINLAR

Orjinal Adı Cinnamomun türleri
Bilgi
Defnegiller familyasındandır. Anayurdu Güney ve
Güneydoğu Asya’dır, iklimin uygun olmayışı nedeniyle tarçın ülkemizde
yetişmez. Tropikal bölgelerin bitkisi ve birçok türü olan hoş kokulu ağaç ya da
ağaççıklardır. Bu türlerden önemli olan ikisi Seylan tarçını (C. zeylanicum) ile
Çin tarçını (C. cassia)’dır.
Seylan tarçını Sri Lanka, Hindistan ve Myanmar’da yetiştirilir. Kışın
yapraklarını dökmeyen alçak boylu ağaçtır. Bu ağacın körpe dallari kesilir.
Kabuklari soyulur, mantar tabakaları çıkarılır, tabakalar birbirinin içine
konulup sarılarak kurutulur. Daha sonra ezilip baharat olarak Seylan tarçını
adıyla satılır. Açık kahverengi ve tatlımsı tadı hoş olan bu tarçın türü
makbuldür.
Çin tarçını daha büyük bir ağaç olup 10-12 m’ye kadar boylanabilir. Kışın
yaprağını dökmeyen bu türün de gövde ve dallarının kabuğu soyularak
yukarıdaki yöntemle elde edilen tarçın, Seylan tarçınına göre daha yakıcı,
keskin ve daha az değerlidir.
Her iki tür tarçının da başlıca bileşeni, uçucu bir yağ olan sinnamik aldehit’tir.
Tarçın baharat olmasının yanı sıra çeşni ve koku vermesi için bazı yemek, tatlı
ve şaraplara katılır. Ağacın meyvesinden elde edilen tarçın esansı, parfüm
endüstrisinde kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Tarçının tıbbi etkileri ve bu etkilerden yararlanma yöntemleri şöyle
açıklanabilir:
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür.
• Hafif doku ve damar büzücü özelliği nedeniyle diyareyi kesici ve peklik
vericidir.
• İştah açıcıdır.
• Sindirimi kolaylaştırır.
• Mide bulantıları ve kusma refleksini bastırır.
• Kan dolaşımını geliştirip hızlandırır.
Bu etkileri sağlamak üzere tarçının toz hali yiyecek ve içeceklere katılıp
istendiği kadar alınır ya da piyasadan sağlanan tarçın esansı 2-3 damla olarak
kesme sekere damlatılıp emilir.
UYARI
• Tarçın çok fazla alınırsa aşırı pekliğe neden olabilir.

Şifalı Bitkiler admin | 24 May 2008

ŞERBETÇİOTU

Orjinal Adı Humulus lupulus
Bilgi
Kendirgiller familyasındandır. Anayurdu Kuzey
Amerika ve Avrasya olan, belli mevsimde kısmen ölen ama çokyıllık olan
tırmanıcı bitkidir. Bira endüstrisi için Avrupa’da geniş ölçüde tarımı yapılan
bitki, ülkemizde aynı amaçla Bilecik ve Bursa yörelerinde üretilmekte, ayrıca
Kuzey Anadolu’da kendi kendine doğada yetişen şerbetçiotu örnekleri seyrek
de olsa görülmektedir. Yetişmesi için ılıman iklim ve zengin toprağa; sarılması
için yüksek direk ve aralarına gerilmiş tellere gereksinen şerbetçiotu, 7,5 m’ye
kadar uzayabilir. Kırmızımsı yeşil renkli ince ve sert gövdesi, neyi bulursa ona
sarılıp uzar; ama yaz sonunda yapraklarıyla birlikte ölür. Ertesi yıl aynı kökten
yeni sürgünleri çıkar. Asmanınkileri andıran yaprakları uzun saplı, 3-5 parçalı,
iri, karşılıklı dizili, kenarları dişli, normal yeşil renkli ve kalp biçiminde olur.
Yaz sonunda açan kozalakçığa benzeyen sarımsı yeşil renkli dişi çiçek
tomurcuklan olgunlaşınca irileşir ve kâğıdımsı bürgülere dönüşür. Bitkinin
erkek çiçekleri ayrı bitkide açar. Şerbetçiotu bitkisi tohumuyla, kökleri
bölünerek ya da genç piçleri ilkbaharda sökülüp ayrı yere dikilerek çoğaltılır.
Şerbetçiotu bitkisi uçucu yağ, acı maddeler (humilon, lupulon), reçine, tanen
ve mum içerir. Dişi çiçekleri strobili lupuli adlı bir maddeyi oluşturur. Bu
madde en az 1200 yıldan beri bira yapımında kullanılmaktadır. Şerbetçiotunun
genç sürgünleri bazı ülkelerde soyulup kuşkonmaz gibi pişirilerek yenir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Hafif bir yatıştırıcıdır.
• İştah açıcıdır.
• Sindirimi kolaylaştırır.
• İdrar söktürücüdür.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
Bu etkileri sağlamak üzere, olgunlaşmamış çiçek kozalakçıkları yaz sonu ile
sonbahar başında toplanıp gölgeli, havadar bir yerde özenle kurutulur. Böyle
kurutulmuş çiçeklerden 1 tatlı kaşığının üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek
10-15 dakika demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde bir
bardak içilir.
• Şerbetçiotu, merkezi sinir sistemi üzerindeki yatıştırıcı etkisiyle aynı
zamanda iyi bir uyku ilacı etkisi yapar.
• Bazı kişilerde şehveti yok edici (anafrodizyak) etki gösterir.
Böyle durumlar için yukarıda verilen infüzyon tarifinden, yatmadan birkaç saat
önce 1 bardak içilir.
UYARI
• Depresyon geçiren kişiler, durumu ağırlaştırabileceği için, Şerbetçiotu
almamalıdır.

Şifalı Bitkiler admin | 21 May 2008

SOĞANLAR

Orjinal Adı Allium türleri
Bilgi
Zambakgiller familyasındandır. Anayurdunun
Güneydoğu Asya olduğu sanılmaktadır. Ancak, günümüzde dünyanın pek çok
yöresinde olduğu gibi, Türkiye’de de yoğun biçimde üretilip tüketilmektedir.
40-80 cm. kadar boylanabilen soğan, türlerine göre iki ya da çokyıllık sebze
türü bir bitkidir. En çok kullanılan türü olan Sofralık soğan (A. cepa), ikiyıllık
bitkidir. Birinci yılında birbirinin içinden çıkan 40 cm. kadar uzunluktaki içi
boş yaprakları ve ikinci yılında da bu yapraklardan daha uzun bir sapın
tepesinde, mayıs-temmuz aylarında açan beyaz veya bazen leylak renginde
küçük çiçeklerden oluşan top şeklinde bir çiçek salkımı olur. Bitkinin birinci
yılının ortalarında yapraklarının dip bölümü şişkinleşerek toprağın içinde bir
baş oluşturur. Bu baş zamanla büyür ve dış kabukları kurur. Toprağı kazılıp
sökülen başlara kuru soğan adı verilir. Tohumlarıyla çoğaltılan soğanlarda
önce arpacık soğanı denilen küçük soğanlar üretilir. Bunlar sökülüp bir kez
daha ekilerek önce yeşil soğan diye bilinen soğan yaprakları ve daha sonra
kuru soğan elde edilir. Ama, kuru soğanın ekilmesiyle de yeniden soğan bitkisi
çoğaltılabilir. Güneşli ya da kısmen gölgeli yerleri, hafif ve bitek topraklan
seven soğan bitkisi, verimsiz topraklara da dayanabilir.
Soğanın bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler (sakkaroz, glikoz ve fruktoz),
fermentler, aminoasitler, demir, A, B ve bol miktarda C vitamini bulunur.
Uçucu yağının içinde bulunan propil alliin maddesi, gözleri yakar ve yaşartır.
Yeşil ya da kuru soğan, çeşni vermek üzere salatalara, yemeklere, peynir ve
sandviçlere katılır. Ayrıca soğan çorbası ve yahnisi gibi yemekleri yapılır.
Türk mutfağının vazgeçilmez bir ögesidir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Sağlığa yararlı etkileri yaklaşık 4000 yıl önce Çin’de bilinen ve kayıtlara geçen
soğanın, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• İdrar söktürücüdür. Bedendeki toksinlerin atılmasında ve kanın
temizlenmesinde etkili olur.
• Midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
• Hafif müshil etkisi vardır.
• C vitamini yönünden zengin olduğu için bedenin savunma sistemini
güçlendirir. Soğuk algınlığının atlatılmasında ve yüksek ateşin düşürülmesinde
etkilidir.
• Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalara göre, soğanın kalbi güçlendirdiği
ve koroner damarları genişlettiği ileri sürülmektedir.
Bütün bu etkilerinden yararlanabilmek için, yeşil ya da kuru soğan, çiğ ya da
pişmiş olarak ve günlük diyete katılarak olabildiğince bol yenmelidir.
• Ayrıca soğan böcek ve arı sokmalarında iyileştiricidir.
• Çıbanların baş vermesini ve iyileşmesinin hızlanmasını sağlar.
Arı ve böcek sokmalarında, önce sokma yerinde iğne varsa çıkarılır ve sokma
yerine kesik kuru soğan dilimleri bastırılır. Çıbanların başına da yarım kuru
soğan bastırılır. Böylece soğan buralardaki yangı ve şişkinliği geçirir,
iyileşmeyi hızlandırır.

Next Page »


eXTReMe Tracker