Kategorilenmemiş admin | 07 Ağu 2008
KARANFİL AĞACI
Orjinal Adı Eugenia caryophyllata (ya da Syzygium aromaticum)
Bilgi
Mersingiller familyasındandır. Anayurdu
Endonezya’daki, adı yerli dilinde baharat anlamına gelen Moluk
takımadalarıdır. Ama, günümüzde daha çok Afrika kıtasının doğusundaki
Zengibar ile Hint Okyanusundaki diğer adalarda yetiştirilmektedir, iklimi
uygun olmadığından ülkemizde yetişmeyen karanfil ağacı, 10-20 m’ye kadar
boylanabilen ve kışın yapraklarını dökmeyen duyarlı bir bitkidir. Derimsi
dokulu parlak ve iri yaprakları dallarda karşılıklı çiftler halinde dizilmiş olup
üzerlerinde salgı bezi benekleri bulunur. Çan biçimindeki pembe renkli
çiçeklerinin tomurcukları kurutulduğunda kırmızımsı kahverengine döner. Hoş
kokulu olan bu tomurcuklara kısaca ‘karanfil’ adı verilir. Kısmen gölgeli,
soğuk ve rüzgâra karşı korunmalı yerleri seven karanfil ağacı, suyu iyi akıntılı
ve asitli toprakları yeğler. Tohumuyla ya da gövde çelikleriyle çoğaltılır.
Karanfil tomurcuklarında ogenol (ojenol) adı verilen hidrokarbon, şahsilik asit
ve karyofillin içeren bir uçucu yağ (esans) bulunur. Karanfilyağı da denilen bu
esans, diş hekimliğinde sıkça yararlanılan antiseptik ve ağrıkesici ilaçların
yapımında kullanılır. Karanfil tomurcukları ise, bazı reçel, yemek, turşu ve
baharatlı şarapların yapımında çeşni olarak kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Karanfil tomurcuklarının ve karanfilyağının sağlığa yararlı etkileri ve
bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Karanfil tomurcukları uyarıcıdır, özellikle sindirim sistemi üzerinde uyarıcı
etki yapar.
• Gaz söktürücüdür.
• Mide bulantısını bastırır. Kusmaları önler.
Bu etkilerinden yararlanılmak üzere piyasada satılan karanfil tomurcuklarından
bir tutam (7-8 tane) alınıp 1 bardak kaynar suya atılır. 10 dakika
demlendirilerek hazırlanan infüzyon ılık olarak içilir.
• Karanfil tomurcukları nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için
tomurcuklar ağızda çiğnenip sert bakiye tükürükle atılır ya da yukarda tarifi
verilen infüzyonla gargara yapılır.
• Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu etkilerinden
yararlanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet karanfil tohumu ağıza
alınır. Ağrıyan çürük dişin yakınma getirilir ve bir süre orada tutulur ya da
gene piyasada satılan karanfilyağı biraz pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk
ağrıyan dişe bastırılır.
• Karanfilyağı romatizma ve nevralji ağrılarının hafifletilmesinde yararlı olur.
Bunun için karanfilyağı ağrılı yerlere dıştan ovuşturularak uygulanır.
Kategorilenmemiş admin | 28 Tem 2008
Domates Prostat Riskini Azaltıyor
Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze olan domates; kalp rahatsızlıkları ve prostat kanserine karşı da etkili.
Beta karotin’e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp rahatsızlıklarına karşı koruyor.
Araştırmalar; posatyum kaynağı olan domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri daha az.
Kategorilenmemiş doc.alican | 23 Tem 2008
AYNISAFA
AYNISAFA
(Calendula officinalis)
Aynısafa şifalı bitkilerimiz arasında müstesna bir yere sahiptir.
Kanser ve tümörlerde faydalı olan bitkilerdendir.Ülkemizde pek çok bahçede yetişir,bazen rasgele arazilerde yetiştiği de görülür.Tedavi edici güçleri yeniden anlaşıldığından ve talebi arttığından,sadece bahçelerde değil artık tarlalarda da karşılaşılıyor.
Aynısafa 30-40 cm boya ulaşır.Çiçekleri sarı,beyaz,mor renklidir,çeşitli türleri vardır.
Tıbbi değerleri aynıdır. Eğer çiçekleri sabah 7′den sonra kapanırsa o gün yağmur yağacak demektir.İlk çağlarda bir yağmurlu hava tahmincisi olmuştur.
Bitkinin çiçekleri,sapları ve yaprakları toplanıp kullanılır.İyileştirici gücünün dorukta olduğu, güneşin en parlak olduğu zamanda toplanmalıdır.Sonbahar sonlarında bahçelerden toplanabilir.
Aynısafa,öküzgözü çiçeğine benzer ama tedavi edici gücü daha fazladır.
DİKKAT!
Öküzgözü sadece doktor kontrolünde kullanılmalıdır çünki çayı kalp sorunu olanlara faydadan çok zarar verebilir.
Öte yandan aynısafa çayı rahatlıkla içilebilir.
Bir kan temizleyici olarak hepatit de büyük yardımcıdır.
Günde 1-2 bardak çayı çok işe yarar.Aynısafa dolaşımı uyarır,temizler,yaraların iyileşmesini hızlandırır.
Bir adam elini makinaya kaptırmış.
Hastaneden çıktıktan sonra yaraları çok ağrı yapıyordu.
Bunu duydum ve ona aynısefa kremi kullanmasını söyledim.
Sonuç onu çok heyecanlandırmıştı,uykusuz gecelere mal olan ağrının kısa sürede kaybolduğunu söyledi.
Şimdi karısı bahçeye her yıl aynısafa dikiyor.
Bir ziyaretimde evin hanımı bana varisle kaplı bacaklarını göstermişti.
Bahçesinden aynısafa topladım ve ona krem hazırladım.Tortuyu hemen bacaklarına koydum.
Merhemi bıçak sırtı kalınlığında sürdü ve bacağını bandajladı.
Bunu söylediğimde şaşıracaksınız:4 hafta sonra beni evde ziyaret etti, varisleri kaybolmuştu.
İki bacağı da pürüzsüz bir tene sahipti.
Bir rahibe bana caddede gördüğü varisli bir kadına aynısafa merhemi kullanmasını tavsiye ettiğini,1 ay sonra aynı kadınla karşılaştığını ve kadının varisten kurtulmuş pürüzsüz bacaklarını kendisine mutlulukla gösteridiğinde çok şaşırdığını söylemişti.
Merhem damar iltihabı,varisli ülser,fistüller,soğuk ısırması ve yanıklarda hızlı bir rahatlama verir.
Merhemi ve tüflerini göğüs ülserinde habis olsa bile kullanabilirsiniz.
Tanıdıklarımdan biri göğsünü aldırmak zorunda kalmıştı,hastanedeyken operasyondan sonra yaraları için ona aynısafa merhemi verdim.
Yaranın verdiği rahatsızlık çabucak geçti.Ve yaralar aynı operasyonu geçiren diğer hastalarınkine kıyasen çok çabuk iyileşmişti.
Aynısafa kremi ayak mantarı için de mükemmeldir.
Bu konu hakkında bir sürü mektup aldım,özellikle diğer ilaçların işe yaramadığı durumlar hakkında.
Taze bitkinin dekoksiyonu da başarıyla kullanılabilir.
Genital bölgedeki mantar için hasta bölgeyi dekoksiyonla yıkayın veya oturma banyoları yapın.
50 gr kurutulmuş aynısafa ya da 2 avuç dolusu taze aynısafa bir oturma banyosu için kullanın.
Ştutgard’dan bir kadın kocasının mantardan çektiğini merhemlerin tozların banyoların hepsini denediklerini ama hiç birinin sonuç vermediğini yazmıştı.
Aynısafa merhemini denedi.8 gün sonra yarlar iyileşti.
Merhemden başka aynısafa tentürü hazırlanmalıdır.
Kaynamış su ilave edilen tentür yaralar,çürükler,berelenmeler,incinmeler, burkulmalar,yatak yaraları,ülserler,şişmeler ve iltihaplanmış yara ve tümörler için kullanılabilir.
Habis urlara karşı aynısafanın doğal bir laç olduğuna sadece Abbe Kneipp değil,Dr Stager,Dr Bohn,Dr Halenser de inanmaktadır.
Dr.Bohn aynısefayı kanser hastalıklarında en önemli ilaç olarak görmektedir,eğer operasyon için çok geç kalınmışsa aynısefa çayı içilmesini önermektedir.
Cilt kanserinde aynısefanın taze sıkılmış suyu kullanılabilir.
Yüz lekeleri taze aynısefa suyunun günde bir kaç kez kullanılması sonucu kaybolabilir.
Yaşlılarda oluşan kahverengi lekelerde vücut lekelerinde de kullanılabilir.
Amerikalı bilim adamı Dr Dewey aynısefanın kanserde iyileştirici gücüne işaret ediyor.
Dahili olarak aynısafa çayı,mide kramplarında,mide ülserlerinde,kalın bağırsak iltihaplanmasında,kanlı idrarda,idrar kaçırmada kullanılır.Internally.
Bir doktorun bana gönderdiği mektupta Aynısafa çayı kullanmanın harika sonuçları anlatılıyor.
“2.5 yaşında küçük bir kız tekrarlanan çocuk felci aşısından sonra çok hasta olmuştu.
Kronik ishali vardı,kilo kaybetmişti,görme güçlüğü ve beslenme sorunları vardı.
Clinik çekup ta paratifo teşhisi kondu ve çocuk hemen klinik bakıma alındı.
Taze Aynısafa çiçeklerinden yapılan çayı ve diğer ev yapımı ilaçları kuulandıktan 1 hafta sonra belirgin bir şekilde iyileşti.
Typhoid bacillus incelemesinde ilaçları kullanmadan önceki haline göre 3 kat bir azalma tespit edildi.”
Aynısafa hepatit için faydalı olduğu gibi karaciğer rahatsızlıkları için de çok faydalıdır.
Çiçekler,yapraklar,saplar kaynar suyla demlenir.
Çay tatlandırılmamalıdır.
Yukarda bahsedilen rahatsızlıklar için günde 3-4 bardak için,her 15 dakikada 1 yemek kaşığı eder.
1 çay kaşığı çiçeğin 1/4 litre suda yapılan çayı kurtları düşürür.
Sapların taze suyu siil ve uyuzu iyileştirir,çayıyla uçuk ve bezlerdeki şişlikler banyo edilirse kaybolur.
Düzenli içilen çay kanı temizler.
Gözler göz banyosu yapılırsa güçlenir.
Kanser benzeri ülserler ve tümörler,ayaklardaki çatlaklar,bacak ülserleri, ve habis iltihaplı,iyileşmeyen yaralar eşit oranda aynısafa ve at kuyruğu çayıyla yıkanırsa iyileşir.
Bu karışımdan tepeleme 1 yemek kaşığı yarım litre suya atın.
Aynısafa çayının başarılarını belirtmek için birkaç başarı öyküsü daha anlatmak isterim.
8 yıldır kalın bağırsak iltihaplanmasından muzdarip bir hemşire ,bir uzmana başvurmuş.
Aynısafa çayı içmesi tavsiye edilmiş.
4 gün süreyle günde 2 bardak çayı yudumlayarak içmiş.
Aynısafanın bu kısa süreli kullanımndan sonra şikayetlerin kaybolmasına inanamamış.
Bir rahibe bana ishalden şikayet etmişti.
Papatya çayı içmesine rağmen iyileşmemişti.
Ancak Aynısafa çayını kullandıktan sonra bir iyileşme oldu.
15 yıldır ayak mantarı ve damar iltihabından şikayetçi bir rahibenin aynısafa kremini kullandıktan sonra ayakları iyileşti.
Burundaki siyah lekeler aynısafa mehemiyle iyileştirilebilir.
KULLANIMI
Çayı:1 tepeleme çay kaşığı bitki çeyrek litre kaynar suyla demlenir.
Oturma Banyoları:İki iki avuç dolusu taze aynısafa veya 100 gr kuru bitki bir oturma bayosu için kullanılır.
Yıkamalar:1 tepeleme yemek kaşığı bitki yarım litre suyla demlenir.
Tentür:1 avuç çiçek 1 litre elma sirkesine yatırılır.14 gün boyunca güneşte veya 20 derece sıcaklıkta tutulur.
Merhem:iki,iki avuç dolusu aynısafa çiçek,yaprak ve saplar ince kıyılır,500 gr tereyağı ya da kuyruk yağında bitkiler çıtırdayıncaya kadar kavrulur.Daha sonra tencerenin kapağı kapatılıp bir gece bekletilir.Ertesi gün tekrar ısıtılıp tülbentten geçirilerek süzülür.Kavanozlara konur.
Fresh juice:Yapraklar,saplar ve çiçekler iyice yıkanır hala ıslakken meyve sıkacağında sıkılır.
Kategorilenmemiş admin | 23 Tem 2008
Bitkiler Bunamayı Önlüyor
Elma, muz ,portakal ve havuç suyu kürünün alzheimer ve parkinson gibi beyin fonksiyonlarını etkileyen ya da yavaşlatan hastalıkları iyiletşirmede direkt olarak hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Amerikan nöroloji bölümünden Dr. Bülent kahyaoğlu alzeheimer hastalığı ile ilgili aşağıdaki soruları yanıtladı.
Alzheimer hastalığı nedir?
Alzheimer hastalığı halk arasında bunama olarak bilinen tıp dilinde demans olarak adlandırılan bir hastalık tablosudur. Bunama sebepleri içinde en sık görülen hastalıktır. Hastalık her yaşta görülebilir ama özellikle 60 yaşından sonraki yaşlarda görülme sıklığı artış gösterir.
Belirgin belirtileri nelerdir?
Genel anlamda ilerleyici unutkanlık herkesin dikkatini çeker. İsim ve küçük eşyaların yerlerini unutmak gibi doğal yaşlanma unutkanlıklarını aşar ölçüde unutkanlıklar başlar. Unutkanlık kişinin günlük ilişkilerini etkiler boyuta ulaşır. Alışverişte para üstü alıp vermede ya da alınacak şeylerin unutulmasında yaşanan zorluklar giderek artar. Yön bulma duyusunun bozulması ile yakın çevre dışındaki yerlerde kaybolmalar kendini gösterir. Bu hastalar beslenme bozuklukları, enfeksiyonlar ve nedeni tam bilinmeyen nedenlerle yaşıtlarına göre daha erken ölürler.
Alzheimer genetik bir hastalık mıdır ya da bulaşıcı mıdır?
Bulaşıcı değil genetik yatkınlığı olan kişilerde görülür. Ama kuşaktan kuşağa çok net geçişi yoktur.
Kategorilenmemiş doc.alican | 22 Haz 2008
Rezene
Rezene
Yaprakları saplı ve tüysüzdür. Bitkinin gövdeleri dik, içleri boş silindir şeklinde ve tüysüzdür. Çiçekler uzun saplı ve bileşik şemsiye durumundadırlar. Meyveleri silindir şeklinde tüysüz ve yeşilimsi esmer renktedir. Tohumları protein ve yağ bakımından zengin bir besi dokuya sahiptir. Daha çok kayalık ve kurak yerlerde yetişir.
Rezene (Foeniculum vulgare), Apiaceae (Maydanozgiller) familyasından iki metreye kadar boylanan iki yıllık kokulu otsu bitki.
Yöresel adları: Arapsaçı, İrziyan, Raziyane, Mayana
Drog adı : Foeniculi fructus /meyve(tohum)
Tentür : Foeniculum Ø(başlangıç tentürü), D1-D2
Eterli uçucu yağ: Foeniculi aetheroleum
Bitki özelliği: Rezene bir kültür bitkisidir,doğada aranmaz.
Bileşim: Ortalama %8 civarında eterli uçucu yağ(%80 Anethol, Fenchon ve Methylchavicol), flavonlar, Bergaptan ve Storiniçerikli cumarinler.
Etkileri: Gaz söktürücü, kramp çözücü,uyarıcı, anne sütünü arttırıcı, balgam söktürücü,sindirim problemleri, mide krampları.
Kullanım alanları: Rezene, öksürükte balgam söktürücü, özellikle bebekleri ve küçük çocukları yatıştırıcı ve mide şişkinliklerini giderici olarak geliştirilmiş pek çok ilaçta etken madde olarak kullanılır. Kullanımı kolay olduğu için, sindirim sorunu olan bebeklere ve küçük çocuklara rahatlıkla verilebilir.Rezene, sindirim sistemi kramplarını çözücü etkiye de sahiptir. Anne sütünü arttırır. Bebek mamalarına rezene çayı karıştırıldığında, gaz sancıları yaşanmaz. Sindirim sorunlarından kaynaklanan baş ağrılarını da dindirir. Kısaca ve genellikle, sindirim problemleri, şişkinlik, iştahsızlık, balgamlanma, adet görme zorlukları, göz kapağı iltihabı ve sinirlilik hallerine karşı başarıyla kullanılabilir.
Bitki çayının özellikle öksürüğe ve akciğer hastalıklarına, boğmaca ve astım kramplarına karşı kullanılmasında büyük yarar vardır. Migrene karşı da denenmelidir. Bazı migren türlerinin kaynağı mide rahatsızlıkları olabilir.Rezene mideyi rahatlattığına göre, migren ağrısını da azaltabilir veya geçirebilir. Yorgun,iltihaplı veya iyi göremeyen gözler rezene çayı ile günde 2-3kere yıkanabilir veya bitki buğusuna tutulabilir.
Kullanım biçimleri: Rezene çayı: 1-2 tatlı kaşığı rezene tohumu havanda hafifçe ezilir, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.
İştah açıcı olarak yemeklerden yarım saat önce, sindirimi uyarmak veşişkinliği gidermek için yemekten sonra,tatlandırılmadan içilir.
Öksürük ve akciğer hastalıklarına karşı, günde 3-4bardak taze demlenmiş sıcak çay biraz balla tatlandırılarak yudumlanır. Şeker hastaları tatlandırmaz.
Göz banyoları için de bu çay kullanılır.
Karışım:Rezene-anason-frenk kimyonu eşit oranda karıştırıldığında, hem daha etkili, hem de daha lezzetli bir çay hazırlanabilir. Demleme biçimi aynı rezene çayı gibidir.
Buğu tedavisi: 1-2 yemek kaşığı dolusu rezene tohumu havanda hafifçe ezilir, yarım veya bir litre kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, büyük bir havluyla kafa örtülür ve gözler 5-10dakika boyunca etkilenmeye bırakılır. Rezene banyo kabına çok yaklaşılmamalı, buhar banyosundan sonra hemen serin havaya çıkılmamalıdır. Bu banyo suyu ısıtılarak iki kere daha kullanılabilir.
Tentür kullanımı:Foeniculum Ø, D1 veya D2 seyreltileri, iştahsızlık,şişkinlik, öksürük astım ve anne sütünü arttırma gibi durumlarda etkilidir. Günde pek çok kere, 10-15 damla, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır.
Göz tedavisinde, de kullanılabilir. Yarım bardak ılık suya 40-50damla tentür eklenir, göz banyosu veya kompres biçiminde kullanılır.
Eterli uçucu yağ: Kesme şekere 2-3 damla emdirilerek veya yarım bardak ılık suya 8-10 damla damlatılarak, ses kısıklığına ve boğaz ağrısına karşı gargara biçiminde kullanılır. Gargaradan sonra tükürülür.
Uyarı: Çok ender olarak deri alerjileri görülebilir. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur…
Kategorilenmemiş doc.alican | 22 Haz 2008
Kara Hindiba
Kara Hindiba
Kara Hindiba (Taraxacum officinale), Arslandişi ve Radika adlarıyla da tanınır.
Çimenliklerde rahatsız edici bir ot olarak görülen bitki, acı çeken insanlık için çok güçlü bir şifa kaynağıdır. Nisan ve Mayısta tüm tarla kıyılarında, çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir. Her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz. Bu tür, sarı çiçekli, çok yıllık, süt taşıyan küçük bitkilerdir. Yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup, kenarları derin loblu ve dişlidir.Rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır.Bitki çok ıslak yerleri sevmez. Yapraklar çiğnenmeden önce, kökler, ilkbaharda veya sonbaharda, çiçek sapları ise, çiçeklenme sırasında toplanır. Bitkinin tümü şifalıdır. Ben her ilkbaharda bitkinin tümünü toplayarak salata yapmayı veya akşam yemeği olarak, haşlanmış patates ve haşlanmış yumurta ile karıştırarak hazırlamayı adet edindim (Referans1: M.Treben).
Yabani Hindiba (Cichorium intybus L.) 1 m’ye kadar yükselebilen çok yıllık otsu bir bitki olup, yaprakları parçalı ve tüylüdür. Çiçekleri açık mavi ve nadiren beyaz renklidir. Anadolu’da yaygın bir bitkidir. Özellikle boş tarlalarda ve yol kenarlarında yetişir. Inülin, uçucu yağ, acı maddeler ve glikozitler taşımaktadır. Kavrulmuş köklerinin toz elde edilmesiyle elde edilen ürün Avrupa’da kahve yerine kullanılmaktadır. Hindiba-i berri adıyla da bilinir (Referans2: T.Baytop). Hindiba’nın bir de sebze olarak kullanılan (Cichorium endivia L.-Compositae) türü vardır. Bu tür 50-100 cm boyunda, 1-2 yıllık, yaprakları parçalı ve tüysüz otsu bir bitkidir. Türkiye’de yabani olarak bulunmaz. Bahçe ve bostanlarda (İstanbul, Bursa) sebze olarak yetiştirilmektedir.Eskiden beri tedavide çok önemli bir drogdur. Dioscorides döneminden beri tedavi kitaplarında kayıtlıdır. İbn-i Sina bu bitkinin yapraklarının yıkanmadan ve soğuk su ile yapılan ekstrelerinin kullanılmasının gerektiğini savunan özel bir kitapçık hazırlamıştır. “Hindiba Risalesi” denilen bu kitapçıktan yazmalar İstanbul kütüphanelerinde bulunur. İslam inancına göre Hindiba yaprakları yıkanmadan yenilmelidir. Çünkü “Hindiba üzerine cennet çisintisinden damlar.”. Bostan Hindibası, , Frenk Salatası, ve Göynek adlarıyla da bilinir (Referans2: T.Baytop).
Kara Hindiba’nın en önemli iki özelliği, safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında çok başarılı oluşudur.Tanınmış bir karaciğer uzmanı, bu bitki hakkındaki soruma yanıt olarak (Referans1: M.Treben), karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkinin hindiba olduğunu söylemişti. Günde yenilen 5-6 çiçek sapının, kronik karaciğer iltihaplarında ( sağ kürek kemiğinin altına kadar uzanan keskin sancılar ) hızlı bir iyileşme sağladığını artık çok iyi biliyorum (Referans1: M.Treben) . Bu saplar şeker hastalığına da iyi geliyor. Şeker hastaları bu saplardan günde 10 tane kadar, bitki çiçekli olduğu sürece yemelidirler. Saplar çiçekleri ile birlikte yıkandıktan sonra çiçekler koparılır ve saplar yavaş yavaş çiğnenerek yenir. Bunlar acımsı, gevrek ve suludur ve kıvırcık salatanın tadını andırırlar. Sık sık hastalanan ve kendilerini kötü hisseden kişiler, 14 günlük bir hindiba çiçek sapı kürü uygulamalıdırlar. Bu kürün etkisi sizi şaşırtacaktır. Ama bu saplar daha başka hastalıklarda da yardımcı olurlar. Deri kaşıntılarını, egzamaları ve temriyeleri iyileştirebilirler. Mide sıvılarını düzene sokar ve mide de birikmiş maddeleri temizler. Taze çiçek sapları ayrıca hiç ağrısız, safrakesesi taşlarını söker, karaciğer ve safrakesesinin çalışmalarını düzenler. Hindiba, içerdiği mineral tuzların yanı sıra, metabolizma hastalıklarına karşı çok önemli tedavi edici ve yapıcı maddeleri de içerir. Kan temizleyici etkisi sayesinde, romatizma ve gut hastalıklarında da yardımcı olur. Eğer taze çiçek sapı kürü 4 hafta sürdürülecek olursa, beze şişkinlikleri de yok olur. Sarılık ve dalak hastalıklarında da hindiba başarıyla kullanılır. Hindiba kökü, çiğ yenildiğinde veya kurutulup çay biçiminde kullanıldığında, kan temizleyici, sindirim kolaylaştırıcı, ter ve idrar söktürücü ve canlandırıcı etkilere sahiptir. Bu kökler kanı inceltir ve kanın koyu olması halinde başarıyla kullanılabilir. Eski bitki kitapları, hindiba yapraklarının ve köklerinin kaynatılarak, suyunun kozmetik olarak kullanıldığını yazıyorlar. Kadınlar gözlerini ve yüzlerini onunla yıkıyor ve böylece saf bir görünüm kazanabileceklerine inanıyorlardı. Bu bitki, kış dinlenmesine çekilen bitkilerden değildir ve yaprakları kar altında bile gelişir.
Her yıl ilkbaharda, hindiba çiçeklerinden, çok lezzetli sağlığa yararlı bir pekmez yaparım (Referans1: M.Treben). Annem günün birinde, önlüğünü hindiba çiçekleriyle doldurmuş bir kadına rastlamış ve şimdi anlatmak istediğim hindiba pekmezinin nasıl yapılacağını ondan öğrenmiş. Bal tadındadır ve içerdiği asitler nedeniyle gerçek balı yiyemeyen, örneğin böbrek hastalıkları, hindiba pekmezini rahatlıkla yiyebilirler. Bu değerli bitki eskiden beri çok önemli bir yere sahip olmasına rağmen ne yazık ki, pek çok kişi tarafından tanınmaz ve zararlı bir ot olarak bilinir. Bir tören sırasında bayrak taşıyan delikanlının yüzünün ergenlik sivilceleri yüzünden berbat bir durumda olduğunu gördüm (Referans1: M.Treben). Delikanlının annesine, ısırgan otunun ve hindibanın kan temizleyici özelliklerini anlatmaya çalıştım. Büyük kent insanı olmayan, kasabamızın yerlisi bu kadın, hindibayı tanımıyordu bile. Ona bu bitkileri tanıtmaya çalıştığımda (Referans1: M.Treben), sinirlenerek, oğlunun önüne böyle otlar koyamayacağını söyledi!
Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak: Yarım tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kara hindiba kökü, bir su bardağı dolusu suya akşamdan eklenir, ertesi sabah kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülür. Bu çay, kahvaltıdan yarım saat önceye ve yarım saat sonraya bölünerek, yudum yudum içilir.
Bitki salatası: Taze bitkinin köklerinden ve yapraklarından hazırlanır.
Çiçek sapları: Çiçekleriyle birlikte yıkanan kara hindiba sapları, çiçeklerinden ayrılarak, günde 5-10 tane yenebilir.
Hindiba Pekmezi : İki avuç dolusu kara hindiba çiçeği bir litre soğuk suya eklenir ve hafif ateşte kaynamaya bırakılır. Taşmak üzereyken ocaktan indirilir ve sabaha kadar bekletilir. Ertesi gün hepsi bir süzgece boşaltılır ve çiçekler iyice sıkılır. Bu suyun içine bir kilo şeker eritilir ve ince dilimler halinde yarım limon eklenir. ( limon suyu da sıkılabilir ). Daha fazla limon pekmezi ekşitebilir ! Tencere kapaksız olarak ocağa konur. Vitaminlerin yitirilmemesi için, ısının çok düşük olması gerekir. Fazla sıvı böylece, kaynamaya gerek kalmadan buharlaşır. Elde edilen kütle bir veya iki kere soğumaya bırakılarak, pekmezin en iyi kıyama gelmesi sağlanır. Uzun süre beklediğinde şekerlenmemesi için, yoğunluğunun fazla olmaması gerekir. Ama ince de olmamalıdır, yoksa bir süre sonra ekşimeye başlar. Kahvaltı ekmeğine sürülebilecek kıvamda, çok lezzetli ve ağdalı bir pekmez olmalıdır.
Kategorilenmemiş doc.alican | 22 Haz 2008
Ceviz
Ceviz
Sağlığınızın doğal ilacı olan cevizin yararları saymakla bitmiyor. Ceviz damarları açıyor, kalp krizi riskini yüzde 50 oranında azaltıyor Gümüşhane Tarım İl Müdürlüğü Kontrol Şube Müdürü Mehmet Özdemir, cevizin beynin küçük bir modeli ve insan sağlığı açısından çok önemli bir besin maddesi olduğunu söyledi. İnsan vücudunda gümüş iyonuna ihtiyaç duyan tek organın beyin olduğunu belirten Müdür Mehmet Özdemir, şöyle konuştu: KAN DOLAŞIMINI DÜZENLİYOR “Ceviz ağaçlarının evlere çok yakın dikilmemesi ve etrafı kapalı ceviz bahçelerinde saatlerce şekerleme yapmanın sakıncalı olduğuna dikkat çekilse de, kökü, yaprakları, kabuğu ve meyveleriyle tam bir şifa kaynağı olduğu artık herkes tarafından bilinir. Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik ve tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kan dolaşımını düzenler, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, serum kolesterolünün azalmasını sağlar ve anormal antikor oluşumunu engeller.” Cevizin bir kalp dostu da olduğunu anlatan Özdemir, sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının bilimsel çalışmalarla kanıtlandığını söyledi. OMEGA 3 VE 6′NIN MUCİZELERİ Cevizi diğer sert kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliğin ise; Omega 3 ve Omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içinde barındırması olduğunu belirten Mehmet Özdemir, şunları söyledi: “Damar dostu antioksidan ve yaşlılık engelleyici cevizin içerdiği E vitamini şeker hastalığının gelişimini engeller. Kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarını düzenler, yaraların iyileşmesine faydalı olur, prostat kanserinden korur. Yapılan çalışmalarda, haftada toplam 2-3 avuç ceviz yiyenlerin kalp krizi geçirme riskinin yemeyenlere göre yüzde 50 daha az olduğu görüldü. Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağlar kalbi korur. Yaprağı haşlanıp, suyu ile saçlar yıkanırsa kepeklenmeyi önler. Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde de erkeklerde cinsel gücü artırmaktadır.”
Kategorilenmemiş doc.alican | 22 Haz 2008
Biberiye
Biberiye
Küçük iğne uçlu yapraklı bitki (Lamiaceae) nane ailesindendir. 1-2 m. boyundaki bitki kışın yapraklarını dökmez. Kafur ya da ökaliptus kokusunu andıran güçlü bir aromaya sahiptir. İlkbahar ve yaz aylarında açan çiçekleri, beyaz, açık mavi, ve mavi renklidir. Yapraklarının tadı acımsı baharlıdır. Yapraklarından ve uçucu yağından yararlanılır.
Tarihçe:
Tıbbi alanda, biberiyenin birçok hastalığın tedavisinde eski çağlardan beri kullanıldığı ifade edilmiştir. Damıtma yöntemiyle uçucu yağını ilk kez Araplar elde etmeyi başarmışlar ve biberiyeyi sıklıkla kullanmışlardır. Bitkinin kullanımı Ortaçağ’da yaygınlaşmıştır.
Biberiye yaprakları ile lavanta, nane, pelinotu ve üzerlik karışımından elde edilen Aqua Vulneraria Sprituas, kurşun yaralarının sarılmasında, çıbanların ve yaraların temizlenmesinde kullanılmıştır. Avrupa’da halk arasında bu sudan, hastalıklı saç dökülmeleri ve kan emici parazitlerin yok edilmesinde de yararlanılmıştır.
16.yy’da taze biberiye yaprakları ile az ölçüde bir tür nane yaprağı ve lavanta karışımından elde edilen Aqua Regina Hungaria adı verilen sıvı, 72 yaşındaki Macar kraliçesi Isabella’nın eklem sancılarından kurtulmasını ve canlılık bulmasını sağlamıştır.
Biberiye, hekimler tarafından birçok hastalığın tedavisinde yararlanılan bir bitki olagelmiştir. Dioskurides, belirli mide hastalıklarında ve sarılıkta biberiye kullanıldığına değinmekte; Archingenis’in, merhem olarak felce ve preparat olarak tatanoza karşı biberiye kullandığı belirtilmektedir. Galen, biberiyenin taze yapraklarının öz suyu ile baldan elde edilen karışımın donuk gözleri aydınlığa kavuşturduğunu yazmaktadır. Lonicerus, biberiyenin içten kullanıldığında karaciğer ve kan temizleyici, sidik söktürücü, terletici özellikleri olduğunu, ayrıca sindirim bozukluklarında, epilepside, menstrüasyon gecikmelerinde faydalı olduğunu belirtirken, dıştan kullanımda ise, damla hastalığına ve kansere iyi geldiğini, dölyatağı temizleyici ve çocuk yapma gücünü artırıcı özellikleri olduğuna değinmektedir. Mathiolus’un, bunların yanısıra uyku hastalığına ve felce karşı biberiye kullandığı, diş ve eklemleri güçlendirici, çıban ve yara temizleyici olarak bu bitkiden yararlandığı belirtilmektedir. Leclerc de benzer şekilde ateşli hastalıklardan sonra görülen bitkinlikte ve yorgunlukta, zihinsel yorgunlukta ve sindirim bozukluklarında biberiyenin faydalarından behsetmektedir.Madaus da biberiyeyi birçok kadın hastalığında kullandığını yazar, menstrüasyon bozuklukları, beyaz akıntı, yaşdönemindeki sinir bozuklukları bunlar arasındadır.
Tıbbi Nitelikleri:
-Antiseptik,
-kramp çözücü,
-dolaşım ve sinir sistemini aktive edici,
-uyarıcı,
-yara iyileştirici,
-safra arttırıcı,
-idrar söktürücü.
Temel Bileşenleri:
Yaprakları %1-2.5 oranında uçucu yağ içerir.
Therein ve 1,8-cineol %30 oranında,
kafur %15-25 oranında,
borneol %16-20 oranında,
bornyl acetate maksimum %7 oranında bulunur.
Botanik:
Kumlu, balçıklı toprakları sever, ılıman iklim bitkisidir. Akdenize kıyı ülkelerde ve ülkemizde de Marmara, Ege ve Güney Anadolu’da yabani olarak yetişmektedir. Aynı zamanda süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Bahçede güneşi iyi alan hafif nemli bir yerde yetiştirmek mümkündür. Yaz kış yeşil kalan bitkiye makilerde, kuru yamaçlarda rastlanabilir. Boyu 2 m’ye ulaşan bitki, sık dallıdır. Kökleri yaşlandıkça beyazdan kahverengiye dönüşür. İnce uzun gövdesinin alt tarafı odunumsudur. Yaşlandıkça kabuk kabuk olup kalkmaya başlar.Sık dallara yapışık, sık ve karşılıklı çıkan yapraklar iğne uçlu yaprakları andırır.Boyları 3-4 cm ve genişlikleri 3-4 mm kadardır.Yaprakların üstleri parlak yeşil ve düzdür, altları ise beyaz tüylerle kaplıdır. Açık mavi, mavi ya da beyaz çiçekler yaprak diplerinden çıkarlar ve çoğunlukla bitkinin üst tarafında toplanırlar. Mart ayından temmuz ayına dek açarlar.
Kullanım Biçimleri:
İçten ve dıştan kullanılır. Çay, şarap, alkol, uçucu yağ ve banyosu hazırlanır.
Çay hazırlamak için, 1 çay kaşığı biberiye yaprağı ya da 1 kahve kaşığı biberiye tozu 150 ml suda haşlanır, 10 dakika demlendirilir ve süzülür.
Şarap hazırlamak için, 1 avuç dolusu kuru biberiye yaprağı (50-60 gr), 1 lt iyi nitelikli beyaz şarapta 15 gün dinlendirilir ve süzülür. Ağzı sıkı kapanabilen şişelerde saklanır.
Biberiye alkolü hazırlamak için, 250ml %70′lik alkolde 1 avuç dolusu (50-60) gr yaprak 15 gün dinlendirilir ve süzülür.
Uçucu biberiye yağı hazırlamak için, taze yaprakları su buharı damıtma yöntemi kullanılır.
Biberiye banyosu hazırlamak için, 1 avuç dolusu yaprak (50-60) gr, 1 lt suda kaynama noktasına dek ısıtılır ve 30 dakika sıcak su banyosunda demlendirilerek süzülür. Elde edilen sıvı banyo suyuna eklenir. Ya da, 3 gr uçucu yağ, 1 lt %70′lik alkole karıştırılır ve banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra dinlenilmesi ve biberiye içindeki kamferin uyarıcı etkisi nedeniyle banyonun uykusuzluğa neden olabileceği gözönüne alınarak geç saatlerde yapılmaması tavsiye edilir.
Kullanıldığı Yerler:
Astma
beyin yorgunluğu
bitkinlik
karaciğeri ve kalbi güçlendirici
öd söktürücü
kolesterin düşürücü olarak
sindirim ve sinir bozukluğunda
menstrüasyon bozukluğunda,
romatizma
uykusuzluk
kırışıklık ve sarkıklarda
ağıziçi mukozası iltihabı
anjin
solunum borusu ve gırtlak iltihaplarında kullanılır.
Astma:
50 gr kuru biberiye yaprağı.
Uygulama: Sigara gibi sarılarak içilir.
25 gr kuru biberiye yaprağı
25 gr kuru adaçayı yaprağı
Uygulama: Karışım sigara gibi sarılarak içilir.
Bitkinlik, yorgunluk:
Biberiye şarabı (bkz, kullanım biçimleri)
Uygulama: Öğle ve akşam yemeğinden önce 1 çay bardağı alınır.
15 gr adaçayı yaprağı
15 gr biberiye yaprağı
Uygulama: Karışım 1 lt iyi nitelikli kırmızı şarapta 8 gün dinlendirilir, 30 dakika su banyosunda demlendirilir ve süzülür. İçine 1 yemek kaşığı süzme bal karıştırılır. Öğle ve akşam yemeğinden önce 1 çay bardağı içilir.
Güçlendirici, canlandırıcı:
Biberiye banyosu (bkz, kullanım biçimleri)
Uygulama: Düşük kan basıncı ve sinirsel sancı gibi durumlarda sabahları biberiye banyosu yapılır.
Karaciğer güçlendirici:
50 gr biberiye yaprağı
Uygulama: 2-3 gr biberiye yaprağı 150 ml suda 5 dakika kaynatılır ve süzülür. Sabahları aç karnına 1 çay fincanı içilir. Günboyu toplam 3 çay fincanı içilebilir.
Öd kesesi yollarını temizleyici:
50 gr biberiye yaprağı
Uygulama: 2 gr biberiye yaprağı 200 ml kaynar suda haşlanır, 10 dakika demlendirilir ve süzülür. Çay üçe bölünerek, sabah, öğle ve akşam içilir.
Kolesterin düşürücü:
Biberiye şarabı (bkz kullanım biçimleri)
Uygulama: Günde 2 çay bardağı 20 gün boyunca içilir. Aralıklarla tekrarlanabilir.
Kalp çarpıntısı ve kalp güçlendirici:
50 gr biberiye yaprağı
Uygulama: 7 gr biberiye yaprağı 150 ml kaynar suda haşlanır, 5 dakikada demlendirilir ve süzülür. İhtiyaca göre günde 3-4 çay fincanı içilir.
Sinirsel kalp çarpıntısı:
100 ml biberiye alkolü ya da
100 ml biberiye uçucu yağı
Uygulama: Uçucu yağ ya da biberiye alkolü ile sol göğüse masaj yapılır.
Kategorilenmemiş doc.alican | 22 Haz 2008
At kuyruğu
At kuyruğu
Atkuyruğu ( Equisetum arvense ), kırkilitotu, zemberekotu, çamotu, kırkboğum, tilkikuyrığu ve katırkuyruğu olarak da tanınır. İlkbahar başlangıcında, derinlere kök salmış olan köksaptan, önce spor taşıyıcı kahverengi başak sapları çıkar.
Düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını andıran 40-50cm boyundaki yeşil yaz kuyruğu ise daha sonra çıkar.Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bitkilerdir. Gövdesi silindir biçiminde, dallı veya dalsız, yeşil veya esmer-yeşil renkli, sert ve içi boştur. Yaprakları çok küçük, pul biçiminde ve sivri uçludur. Spor ile çoğalırlar. Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde toplanmışlardır.
Türkiye’de 7 kadar türü yetişmektedir.
Saponin , %60-70 silisilik asit , potasyum tuzları , tanen ve az miktarda alkaloitler (palustrin, nikotin ve diğerleri) içerirler. Atkuyruğu , tarlalarda, dere kıyılarında ve eğimli arazilerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri en şifalı olanlarıdır. Yetiştiği yere göre %60-70 silisik asit içerir ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır. Doğal olarak, yapay gübre kullanılan tarlalardan toplanılmaması gerekir. Dalları en ince olan atkuyruğu cinsi genellikle ormanlarda ve orman kıyılarında yetişir. Bu cins de şifalıdır. Bataklık, karasuluk yerlerde ve dağlık meralarda yetişen, parmak kalınlığında saplı ve yüksek boylu bitki ( Equisetum hiemale ) ise yalnızca dıştan, banyo katkısı (oturma banyosu) olarak kullanılmalıdır! Genç sürgünleri yiyen hayvanlarda, kan işemesi ile belirlenen zehirlenmeler görülür. Özellikle sığır ve atlar bu bitkiye karşı duyarlıdır. Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz. İnsanlarda da aynı şekilde zehirlenme belirtileri görülmektedir. Bu nedenle dikkatle kullanılması ve belirtilen miktarların üzerinde kullanılmaması gereken bir drogdur. Çayı yapılacak bitkilerin, tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir. Çay için toplanacak bitkiler( Equisetum arvense) , 25-60 cm yükseklikte ve sapı 3-6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs-Haziran döneminde, henüz canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış olur. Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır vebir örgüye serilerek 1-2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır. Sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.
Bu bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktaydı.
Atkuyruğu , kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir. Eski rahatsızlıklarda, çürüyen yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış hizmetler sağlar. Genellikle, Atkuyrugu - ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak, hasta bölgeye kompres ( bitki lapası ) olarak uygulanır. İsviçreli herbalist Künzle’nin söylediğine göre ;”Tüm insanlar, bir yaştan sonra sürekli olarak atkuyruğu çayı içmelidirler.” Tüm romatizma, gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir. Anlattığına göre, 86 yaşındaki bir adam, atkuyruğu buğu kompresi sayesinde korkunç taş hastalığından kurtulmuş ve daha uzun yıllar ağrı çekmeden yaşamış. Ayrıca şunları da ekliyor Künzle : ”En ağır kanamalar veya kan kusmaları, atkuyruğu çayı içilerek en kısa sürede veya hemen iyileşir !” Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara karşı, kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle atlatılır. Birdenbire işeyememe başlayarak ağrılar içinde kıvranan yaşlı kişiler, doktor tarafından idrar bir hortum aracılığı ile boşaltılmadan, bu buğu kompresleri sayesinde ağrılardan kurtulabilirler. Böbrek kumu, böbrek ve mesane taşlarında, sıcak atkuyruğu tam banyolar ı alınır ve aynı zamanda da atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Taş, bu durumda genellikle düşürülür. Bu konuda almış olduğum mektuplar da, yukarıdaki önerileri onaylamaktadır. Bu kullanım biçimi sayesinde, böbrek taşları düşürülüyor ve daha sonra kişiler kendilerini çok iyi hissediyor ve hiçbir şikayetleri kalmıyor. Sıvı dışkılayıcı ilaçlar yetersiz kaldığında, atkuyruğu yardımcı olur. Örneğin, kalp dış zarında ve akciğer zarında su toplanması veya kızıl hastalığından sonraki böbrek düzensizliklerinde ve sıvı dışkılama düzenini bozan mikroplu hastalıklardan sonra. Sonuç olarak, onun böbrek ve mesane sistemi için dıştan ve içten kullanılabilen seçkin bir bitki olduğu söylenebilir. Böbrek çanağı iltihaplarında bir tek atkuyruğu katkılı banyo mucizeler yaratır. Bu durumda (yani yalnızca dıştan kullanmak için ), parmak kalınlığında sapı olan uzun boylu atkuyruğu , bataklık ve karasuluk bölgelerden toplanır ve böbrek çanağı iltihaplarında, dıştan kullanılarak, hemen etkisini gösterir. Yakın bir tanıdığım , ağır bir böbrek çanağı iltihabı yüzünden aylardır hastanede yatıyordu. Sağlığına ne zaman kavuşabileceği bir türlü belli olmadığı için, benden (M.Treben) yardım istedi. Atkuyruğu banyosu önerdim ona. Birkaç gün sonra aldığım mektupta şunlar yazıyordu : “Hayatımı kurtardın ! Hastaneden çıktım.
Atkuyruğu banyosu tüm şikayetlerimi sona erdirdi ve bana yeni bir güç verdi.” Zor bir doğum sonrasında, genç annelerde bazen, görme bozukluklarına rastlanır ;çünkü doğum sırasında annenin böbrekleri bir hayli zorlanır. Atkuyruğu oturma banyoları , dıştan yaptığı etki ile böbreklerin kan dolaşımını yoğunlaştırarak, onların gözler üstündeki basınçların azalmasını ve böylece görme bozukluklarının giderek düzelmesini sağlar. Ünlü ılıca hekimi Dr.Bohn, bu bitkiyi övmekle bitiremez : “ Atkuyruğu , bir yandan kanama durdurucu özelliğe sahipken, öte yandan da, çok önemli bir böbrek ilacıdır. Atkuyruğu çayı içildikten sonra, bol miktarda koyu renkli idrar dışarı atılacaktır. Ödemlerde de etkisi çok çabuk görülen bir bitkidir.” Ödemi iyileştirecek ilaçlardan olumlu sonuç alındığında, tüm öteki bitki çayları bir tarafa bırakılarak günde 2-3 bardak atkuyruğu çayı gün boyuna yayılarak, yudumlanarak içilmelidir. Edinilmiş deneyimlere göre, ödem gerileyecektir. Kaşıntılı egzamalarda, kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, atkuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar veya kompresler büyük yardım sağlar. Kaynama suyu ile yapılan yıkamalar ve banyolar, dolamalara, bacaktaki açık yaralara, işleyen eski yaralara, kanser türü çıbanlara, fistüllere, kıl dibi iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı başarılıdır. Dinmeyen burun kanamalarında, bitki kaynama suyu soğutulduktan sonra, kompres biçiminde buruna uygulanır. Kan dindirici olarak, akciğer, dölyatağı (rahim), basur ve mide kanamalarında, içten çay biçiminde kullanılır. Bu tür olaylarda doğal olarak, bitkinin uzun süre kaynatılması gerekir. Atkuyruğu çıban otu ile eşit karıştırılarak kullanıldığında, kan temizleyici özelliği sayesinde, atardamar sertliğine ve unutkanlığa karşı başarılı olacaktır. Kepekli saçlar, atkuyruğu kaynama suyu ile her gün yıkanır ve saç diplerine zeytinyağı ile friksiyon (ovarak sürme) yapılır. Kepekler kısa sürede yok olacaktır. Binbirdelikotu ile eşit oranda karıştırılarak demlenen atkuyruğu çayı günde 1-2 bardak içilip, akşamları da kuru yemek yendiğinde, yatağa işeme olayı önlenebilir.Bu çay aynı zamanda, bademcik iltihabı, ağız boşluğu ve dişeti kanamalarında ve iltihaplarında, fistüllerde ve polüplerde gargara biçiminde kullanılır. Kadınların beyaz akıntılarında, atkuyruğu oturma banyoları alınmalıdır. Bitkinin, kronik bronşit ve akciğer tüberkülozuna karşı oldukça etkili olduğu da hiçbir zaman unutulmamalıdır ! Düzenli çay içimi ile silisik asit alımı sayesinde akciğer tüberkülozu iyileşirken, bir yandan da, hastalığın yaratmış olduğu genel güçsüzlük durumu sona erer. Avusturyalı Biyolog Richard Willford’un belirttiğine göre, yeni araştırma sonuçları sayesinde, uzun süre düzenli biçimde atkuyruğu çayı içildiğinde, kötü karakterli şişliklerin (tümörlerin) büyümelerinin durduğu ve sonunda yok oldukları söylenebilir. Dölyatağındaki ve anüsteki polipler ve eklem sıvı kesesi iltihapları bile bu yöntemle geçirilebilir. Bu tür olaylarda atkuyruğu buğu kompresi ve oturma banyoları yardımcı olarak uygulanmalıdır. Bu buğu kompresleri , kramplı mide rahatsızlıkları, karaciğer ve safra kesesi düzensizliklerinde ve yukarı doğru oluşturdukları basınçla kalp çalışmasını etkileyen ağrılı birikimlerde yardımcı olur.
Beni (M.Treben) arayan 49 yaşındaki bir çiftçinin ayak tabanında sert ve ağrılı bir yumru oluşmuştu ve adamcağız yürüyemiyordu. Ben ona, kötü karakterli tümörleri bile yok eden, atkuyruğu buğu kompreslerini önerdim. Üç gün sonra yine telefonla aradığımda, yumrunun tümüyle yok olduğu haberini aldığımdaki mutluluğumu düşünebilirsiniz. Ayak tabanının derisi biraz gevşek ve yumuşakmış, sert yumrudan ise hiçbir iz kalmamış. Tanrı’nın eczanesinden bir mucize daha ! Deneyimlerime göre en ağır bel kemiği sakatlıkları bile, eğer bir sinirin sıkışması sonucunda oluşmamışlarsa, atkuyruğu oturma banyoları ile iyileştirebilirler. Röntgen filminde, yaşlılık nedeniyle aşınmış eklemler saptanmış olsa bile, bu durum ağrı çekmeyi gerektirmez ! Hastalığında yukarı doğru basınç yapmaya başlayan bir böbreğin, bel kemiği boyunca uzanan sinirlere dayanması sonucu bu tür ağrılar oluşabilir. Bir atkuyruğu oturma banyosu, böbreklere derinlemesine yaptığı etki ile, onların yukarı doğru olan basınçlarını yok eder. 38 yaşındaki bir kadın üç yıldır bel kemiği tedavisi görüyordu. Fakat, iyileşmeyi beklerken, ağrıları daha da artmış, omuz ve boyun civarı öylesine sertleşmişti ki, sabahları yatağından kalkabilmek için, eşinin tavana monte ettiği bir askıya tutunmadan edemiyordu. Bu kadının yalnızca bir tek atkuyruğu oturma banyosu aldıktan sonra tüm ağrılarından ve kas sertleşmelerinden kurtulduğunu okuyunca mutlaka şaşıracaksınız! Aynı durum, traktör sürücülerinin uğradıkları bel kemiği zararlarında da geçerlidir. Traktörün sallantısı bel kemiğini değil, böbrekleri rahatsız ediyor. Bu durumda hemen yukarı doğru oluşan basınç, atkuyruğu oturma banyoları ile ortadan kalkar. İsviçreli bir hanım, birkaç yıl boyunca, boynundan başlamak üzere, bir baston gibi hareketsiz kalmıştı. Her yıl ılıcalarda (kaplıca) gördüğü tedavi yalnızca biraz yardımcı olduğu halde, kesin bir iyileşme olmuyordu. İnanmadığı halde, evine döndüğünde atkuyruğu oturma banyosu yapacağına bana söz verdi. Çok kısa bir süre sonra da, telefonda onun sevinçli sesini duydum. Sıcak atkuyruğu banyosundaki ilk on dakikadan sonra tüm tutuklukları yok olmuş. Kadının rahatsızlıkları böylece sona erdi ve yıllar boyunca bir daha görülmedi.
Büyük Nevrolog Dr. Wagner- Jaureg, yazılarında şöyle diyor : “ Tüm sinir hastalarının üçte ikisi, eğer böbrekleri sağlıklı olmuş olsaydı, sinir kliniklerine girmek zorunda kalmazdı” Bu gerçeği öğrendiğimden beri, böbrek rahatsızlığından ötürü depresyonlar, saplantılar ve cinnet krizleri nedeniyle sağlıklarını yitirmiş kişilere atkuyruğu oturma banyoları önererek, onları akıl hastanelerinden kurtarmayı başardım. Bu tür olaylarda, ısırganotu ve civanperçemi yanı sıra, atkuyruğu çayı da, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki bardak içilmelidir. Tüm belirtileri ile kanıtlanmış böbrek düzensizliklerinde, oturma banyoları taze atkuyruğu ile hazırlanmalıdır.
Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki (ince saplı olan 3-6 mm, 25-60 cm yükseklik), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15-20 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak aç karnına veya öğün aralarında soğutulmadan içilir.
Oturma banyoları: Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, en iyisi, bataklık ve karasuluk yerlerde Kalin ve Uzun Sapli Atkuyrugu- Büyütmek için TIKLAYINIZ yetişen kalın saplı ve uzun boylu bitkinin (1-2 m) kullanılmasıdır. Bir banyo için, beş litrelik bir kova dolusu bitki gerekmektedir . Oturma banyolarında, böbrekler suyun içinde kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornoza sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra kurulanılarak, kuru iç çamaşırı giyilir. Oturma banyosu suyu, sonradan ısıtılarak, iki kere daha kullanılabilir. 4-5 litrelik bir kova dolusu taze bitki veya 100g kurutulmuş bitki, akşamdan 3-4 litre suya yatırılır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır! Banyo suyu böbreklerin üstüne çıkmalıdır. Banyodan sonra kurulanılmamalı ve bir bornoza sarınarak yatakta dinlenilmelidir.
Bitki Buğu Kompresi: İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki bir süzgece koyularak, içinde su kaynamakta olan bir kabın üstüne yerleştirilir ve üstü kapatılır. Kompresin soğumamasına özen göstermek gerekir! Birkaç saat veya gece boyunca etkilememeye bırakılır..
Lapa kompresi: Taze bitki iyice yıkanır ve bir tahta tablanın üstünde lapa haline gelene kadar ezilir.
Referanslar:
1- “Gesundheit aus der Apotheke Gottes” “Tanrı’nın Eczanesinden Saglık”, Maria Treben
2- Türkiye’de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.
3- “Bir Yudum Sağlık”,N.Eröztürk, Anahtar yayınları,200
Kategorilenmemiş doc.alican | 22 Haz 2008
Anason
Anason
Anis, Anis, Anise) Haziran-Ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir.
Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalp biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı renklidir.Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının Anadolu olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetistiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi şok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Sürekli kullananlarda anisizm hastalığına sebep olur. Özellikle çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Türkiye’de Bütün Anadolu’da yetişmektedir.
Kullanıldığı yerler:
Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrar artırır. Migren ağrılarını keser. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir.