Sebze ve meyvelerde sağlığa faydalı pek çok doğal madde var. Bunlara “doğal ilaçlar” da diyebiliriz. Polifenoller, karetonoidler, antosiyaniriler, indoller, vitamin ve mineraller bunlardan sadece bazıları. Son elli yılda yaptığımız en büyük hatalardan biri bu doğal ilaçlara sırt çevirip doğal eczaneyi görmezden gelmek oldu.
Eskiye oranla daha az sebze meyve yiyoruz. Aynca şimdiki sebze ve meyveler de eskilerinden farklı. Yalnızca tatları veya lezzetleri kötü değil! İçlerindeki vitamin, mineral ve antioksidanlar da azalmış durumda.
Nedenleri toprakların insafsızca üretime zorlanması, üretimde kullanılan sentetik gübreler, böcek öldürücü kim yasallar, genetik müdahaleler…
Kısacası hem eskiye oranla daha az meyve-sebze yiyoruz hem de yediklerimizin eski sağlık güçleri artık yok…
HASTALIKLAR ARTIYOR
Farklı ülkelerde yapılan yüzlerce çalışma meyve sebze tüketimi azaldıkça şeker hastalığından kilo problemine, kalp damar hastalığından felce, kanserden Alzheimer’e kadar onlarca hastalığın Sıraya girdiğini gösteriyor.
Az sebze-meyve yemenin bağışıklık sistemimizi zayıflattığı, enfeksiyon hastalıklarının sıklığını arttırdığı da kesin. Sebze meyve yemeyen çocuklar daha zor ve geç büyüyor. Daha sağlıksız yetişiyor.
Sebze ve meyve tüketmeyen yaşlılarda kabızlık, yorgunluk, sık enfeksiyonlara yakalanmak, bellek kaybı başta olmak üzere bazı sağlık problemleri daha da yoğunlaşıyor.
NE YAPMALI?
Bu nedenle bütün imkanlar zorlamalı, beslenme planlarınızda meyve ve sebzelere daha çok yer ayırmalısınız. Bu işi yaparken benim önerim şu: Meyve ve sebzeleri mümkün olduğu kadar taze ve olgunken yemeye çalışın.
Hep ayrı sebze ve meyveleri yemeye verme çeşitlendirmeye gayret edin.
Önceliğinizi (ekonomik imkanınıza göre) elma, nar, kiraz, siyah erik, yaban mersini, kızılcık, çilek, ahududu, böğürtlene sonra da kayısı. üzüm, kırmızı greyfurt, portakal, mandalina, şeftali, armuda verin. Muz, kivi, nektarin ise sonraki tercihleriniz olsun. Kavunu, karpuzu da unutmayın.
Sebzelerin hepsi önemli ama ıspanak, pazı, bezelye, fasulye, lahana, kama bahar, patlıcan. bakla, yer elması, bal kabağı, domatese öncelik tanıyın.
Mümkün olduğu kadar renkli olanlar tercih edin. Renk oranı koyulaştıkça antioksidan kazanımınız çoğalacak, taze, olgun ve mevsiminde yediğiniz zaman bedeninize daha çok vitamin mineral depolayacaksınız. Ayrıca onlardan az pişmiş ya da pişmemiş şekilde faydalan maya çalışın.
Isil işlemlerin özellikle C vitamini ve folik asit gibi vitaminlerde ciddi kayıplara yol açabileceğini unutmayın. Organik ya da doğal olanları, mevsimin de yetişenleri tercih edin.
Unutmayın. Daha fazla meyve ve sebze tüketmek, hatta bu durumu tutku derecesine taşımak daha az kalp hastalığı, hipertansiyonu, kilo problemi, kanser, daha güçlü bağışıklık sistemi, daha sağlıklı yaşlanma ve zinde güçlü çocuklar anlamına geliyor.



