12
Eki
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
NARIN en önemli özelliklerinden biri genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Nar, damar tıkanıklıklarını yüzde 44 oranında geriletiyor. Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Klinik Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, narın modern tıp literatüründe yer aldığını, alzheimer hastalığı, erkek infertilitesi ve obezite tedavisinde etkili olduğunu belirtiyor.
10
Eki
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Bu konuda yapılan son çalışmalardan biri, Stanlor Universitesi Tıp Merkezi’nde görevli Dr. Christopher Gardner ve arkadaşları tarafından yürütülmüştür. Sarmısakta bulunan ve sağlık açısından büyuk yararları olan aktif madde alisindir. Bu madde sarmısak fazla işlem gördüğünde kolaylıkla zarar görmektedir. Bu nedenle en iyi seçim taze sarmısaktır.
04
Eki
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Orjinal Adı Coriandrum sativum
Diğer Adları Aşotu, Kişnişotu
Bilgi
Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu
Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya
da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cm’ye kadar boylanabilen biryıllık
otsu bitkidir. Gövdesi yuvarlak kesitli, boylamasına oluklar halinde çizgili,
soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki
yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere
benzer. Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst
kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düzgün kesimli ve gene hoş olmayan
keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler
oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri
olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kahverengi tohum kılıfını
taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür. Bol güneşli yerleri, bitek ve hafif
topraklan seven kişniş bitkisi, tohumları sonbaharda ekilerek çoğaltılır. Ancak,
çapraz döllenmeyle bitkinin yozlaşması meydana geleceğinden, rezeneden
uzak yerlere ekilmesine dikkat edilmelidir.
Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu
yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda
geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.
Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin
hazırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır.
Bazı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere
katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde ve hatta İncil’de sağlığa
yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen kişnişin, tıbbi etkileri ve bunlardan
yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi
kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir.
• Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır.
• Özellikle çocuklarda diyareyi kesici etkiler yapar.
• Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.
Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz
sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir
süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır
ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş
tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya
dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu
şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı
etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda
çiğnenebilir.
• Kişniş antiseptik (mikrop kırıcı) etkiler de taşır. Bu etkisinden yararlanmak
için yukarıda tarifi verilen infüzyon, akne ya da yaraların üzerine uygulanır.
23
Eyl
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Brokolinin vücuttaki serbest radikalleri etkisizleştirerek, yaşlanma etkilerini geciktirdiğini kaydetti. Zengin B ve C vitaminleri, folik asit ve antioksidana sahip brokoli, vücut direncini arttırmanın yanında antikanserojenik özel sahiptir. Bu özelliğiyle bağırsak kansere iyi geldiği bilinir….
HAFİF HAŞLAYARAK TÜKETN
Ayrıca içeriğindeki B ve C vitaminleri özellikle
vücut direncini arttırır. Hafif haşlayarak tüketildiğinde, içeriğindeki kalsiyum, potasyum ve selenyum gibi maddeler diri kalır ve böylece vücudun
hastalıklara karşı korunmasına yardımcı olur.
VÜCUT DİRENCİNİ ARTİRIR
Hayoğlu, bünyesindeki beta karoten nedeniyle, A vitamininin bütün fonksiyonlarını yerine getiren ZENGİN B ve C vitaminleri, folik asit ve antioksidana sahip brokoli hamileler tarafından tüketilmesi gereken
önemli bir besin. Doç. Dr. İbrahim Hayoğlu, “Folik asit ve protein ksek olduğu için brokoliyi kadınların tüketmesi gerekiyor. Çünkü folik asit, 1 anne karnındaki bebeğin gelişiminde önemli rol oynuyor” dedi.
22
Eyl
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Ağız kokusunu hafifletmek amacıyla, bilhassa sarımsaklı bir yemek yedikten sonra ağzımıza attığımız
veya mutfağımızda baharat olarak çeşitli kompostolara, tatlılara kattığımız karanfil ya da dişimiz ağrıdığında ağrıyı hafifletmek üzere çürük kısma bir pamuğa emdirerek bastırdığımız karanfil yağı günlük
hayatımızda yer verdiğimiz bir baharat. Eski Çin’de asilzadelerin yanına girmeden önce ziyaretçilerin ağzına karanfil verilirmiş, nefesi güzel koksun diye… Aslında adı bildiğimiz bir çiçek olan karanfille aynı olsa da hiçbir ilgisi bulunmuyor. Uzakdoğu’da Hindistan ve Endonezya, Afrika’da ise Madagaskar’da yetişen tropik bir ağacın açmamış çiçek tomurcuklarının kurutulmasıyla hazırlanıyor. Uzakdoğu ülkelerinde cinsel gücü artırıcı, sindirimi kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, krampları giderici, sinirleri uyarıcı ve tonik etkileri nedeniyle kullanılıyor. Peki, ama bu kullanılışların ne kadarı bilimsel olarak da gösterilmiş, bu baharat hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz?
ÇÜRÜKLERE KARŞI YARARLI
Esasında yemeklerden sonra ağzımıza atacağımız karanfilin ağızda çürüklere yol açan bazı mikroplar üzerinde etkili olduğu (Porphyromonas gingivalis, Prevotella intermedia), ağzımızda bunların gelişimini önlediği deneysel olarak da ortaya konulmuş. Burada bir hususu belirtmekte yarar görüyorum; yapılan çalışmada bu mikropların gelişmesini önleyen madde sanıldığı gibi karanfil yağında bulunan bileşenler değil, fenolik maddeler (kempferol ve mirisetin) bulunmuş. Dolayısıyla kurutulmuş karanfil çiçeklerinin doğrudan ağızda tutulması daha yararlı olabilir. Karanfilin bu antiseptik özelliğinden diş macunu ve gargaralar içerisinde dc yararlanılıyor. Diş çürüklerinde etkisini “yerel anestezik” olarak ağrıyan kısım uyuşturularak ağrının daha dayanılabilir hale gelmesini sağlayarak gösteriyor. Bu amaçla karanfil yağının içerisinde bulunan bileşenlerden sadece beta-karyofilen’in etkili olduğu tespit edilmiş. Karanfille ilgili kayıtlarda diş ağrısını giderici etkisi yer almakla beraber, ağrı kesici etkisinin bulunup bulunmadığı konusunda yapılmış herhangi bir bilimsel çalışmaya rastlamadım. Karanfil yağının diş çürüklerine yol açan mikroplar haricinde diğer birçok mikroorganizma üzerinde etkili olduğunu gösteren çok sayıda çalışma mevcut. Bir çalışmada karanfil ve biberiye yağlarının karışım halinde uygulanmasıyla çeşitli mikroorganizmalar (gram pozitif ve gram negatif) üzerinde daha da etkin
hale geldiği bildiriliyor. Bir başka önemli bulgu da karanfil yağının ve içerisindeki temel bileşen olan öjenolün dermatofit enfeksiyonlarına yol açan mantarlar (Trichophyton, Epidermophyton, Microsporum) üzerinde gözlenen kuvvetli etkisi. Dermatofitler, en belalı mantarların başında geliyor; deri üzerinde bilhassa ayak tırnaklarında yerleşerek tırnağın kalınlaşmasına ya da saçlı deriye bulaşarak saç dökülmesine yol açanları en sık görülenleri.
KUVVETLİ BİR ANTİOKSDAN
Karanfilin mikroorganizmalar üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar arasında biri dikkatimi çekti. Farklı etki şekillerine sahip 13 antibiyotiğin bir mikroorganizma (Staphylococcus aureus) üzerindeki etkisinin sekiz bitki özütü (biri karanfil) tarafından nasıl ve ne derecede etkilendiği incelenmiş. Deney sonucunda karanfil özütünün 13 antibiyotikten 1 l’inin etkisini kuvvetlendirdiği gözlenmiş. Bu bence çok ilginç…
Karanfille ilgili yürütülen çalışmalarda ortaya çıkan bir başka bulgu da kuvvetli antioksidan etkisi bulunması. Yani vücudumuzda serbest radikal hasarının önlenmesinde yararlı olabilir. Karanfil çayının kanserlerin önlenmesinde de yararlı olabileceği konusunda yayınlanmış bazı çalışmalar mevcut. Şüphesiz bu çalışma sonuçlarının daha doğru değerlendirilmesini sağlayacak ayrıntılı yeni çalışmalara ihtiyaç var, ama abartmadan günde bir fincan karanfil çayı içilmesi yararlı olabilir.
Bilhassa sarımsaklı bir yemek yedikten sonra ağzımıza attığımız veya baharat olarak tatlılara kattığımız karanfil tomurcukları diş çürüklerinin önlenmesinde yararlı oluyor. Ayrıca karanfil çayının kanserlerin önlenmesinde de yararlı olabileceği konusunda yayınlanmış bazı çalışmalar mevcut
22
Eyl
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
ALMAN bilim adamları, yeşil çayın sadece içecek olarak değil, aynı zamanda konsantrasyon eksildiği ve baş ağrısının tedavisinde de kullanılabileceğini bildirdi. Bir internet sitesinde yayınlanan haberde, buz tedavisi için yeşil çayın kaynatılmasından sonra soğumaya bırakılması ve ardından buz kalıplan içinde dondurulması tavsiye ediliyor. Daha sonra kağıt bir havlu içine konan buz kabının şakak, boyun ve ama 15 saniyelik periyotlarla tutulması isteniyor.
BUZ KALIBI
Aynı uygulamanın göz şişmesine de iyi geldiği, ayrıca 10 saniye boyunca doğrudan göz kapağı ve yanaklara tutulan buz kalıbının deri tedavisine de iyi ‘geldiği belirtiliyor.
10
Eyl
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Erik: Tatlısı mideyi bozar ve ishal eder. Ekşisi, kalbi teskin edip, safrayı söker. Ekşisi, tatlısından daha az ishal eder.
Ispanak: Gıdası iyidir. Sıcak ve kuru olan akciğere ve göğse faydalıdır. Karnı yumuşaktır. Bel ve sırttaki kan ağrılarını giderir.
Pirinç: Suyuyla yıkanmak uzuvları kirden arındırır. Yenmesi, mideyi temizler. Süt ile pişirilmesi meniyi fazlalaştırır.
Karpuz: Bedeni kirden açar. İdrarı çoğaltır. Mesanede oluşan ve böbrekte deydalanan taşları düşürücüdür.
Keten Tohumu: Mukbulü büyüğüdür ki, sırt ağrısına faydalıdır. Diş etlerindeki ve yüzdeki şişlikleri giderir. Sesi saf edip, diğer tanelerden daha gıdalı oludğu şayidir. Pişirilmişi nefese faydalıdır. Taşları, böbrek ve mesaneden düşürür. İdrarı ve doğumu kolaylaştırır.
24
Ağu
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Bademyağı başlı başına bir ilaçtır. Yumuşatıcı etkisi olduğundan küçük çocukların kabızlığını gidermek için bir kahve kaşığı kullanılırsa iyi sonuç alınır. Hem iç organlar için hem de cilt için çok yararlıdır. Yaralara sürüldüğünde acıyı dindirir. Gül yaprakları çay gibi kaynatılırsa ishal gidericidir.
10
Ağu
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Orjinal Adı Apium graveolens
Bilgi
Maydanozgiller familyasındandır. Avrupa, Akdeniz
havzası ile Kafkasya’da yetişen yabani kerevizlerin ayıklanma ve ıslahı ile elde
edilmiş ikiyıllık, çok kokulu, otsu tarım bitkisidir. Ülkemizde bolca
yetiştirilmekte olan kereviz, 30-100 cm. boylanabilir. Yumrukökleri şişkin, etli
ve lifli; 2-5 yaprakçıktan oluşan yapraklan çok parçalı ve yaprak sapı
olukludur. Bitkinin kökü gelişkin olanlarına kök kereviz, sapı gelişkin olanlara
ise sap ya da yaprak kereviz denir. Kereviz bitkisi birinci yılında yalnızca kök
ve yapraklarını geliştirir, ikinci yılında sapı sürerek beyaz ya da sarımsı renkte
çiçeklerini açar ve tohum verir. Tohumları 1,5-2 mm. uzunlukta, esmer renkli
ve özel kokulu olur. Güneşli, sert rüzgarlardan korunmalı yerleri; nemli, suyu
iyi akıntılı ve bitek toprakları seven kereviz bitkisi, tohumlarıyla çoğaltılır.
Ancak, fide halindeyken yeri değiştirilerek şaşırtma yapılmalıdır.
Vitaminler, mineral tuzlar ve diğer besleyici maddeler yönünden zengin bir
bitki olan kerevizin, kök ve yaprakları makbul bir sebze olarak bolca tüketilir.
Körpe yaprakları kurutulup ezilerek bazı yemeklere çeşni vermesi için katılır,
içerdiği minerallerden başka, % 2-3 oranında apiol adlı uçucu yağı içeren
tohumları, öğütülüp kereviz tuzu olarak bazı yiyeceklere katılır. Tuzsuz
rejimlerde sofra tuzu yerine kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Özellikle aşağıdaki bedene yararlı etkilerinden ilk ikisi Antik çağlardan beri
bilinen kerevizin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Uyarıcıdır.
• İdrar söktürücüdür.
• Kanı temizler.
• İçerdiği apiol adlı madde nedeniyle idrar yollarını da temizler.
• Gaz söktürücüdür.
• İştahı açar, sindirimi kolaylaştırır.
• Sinirleri yatıştırır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Romatizma, artrid ve gut tedavisinde olumlu etkileri vardır.
• Eskiden beri afrodizyak etkisi olduğu varsayılmaktadır.
Bütün bu etkilerinden yararlanılmak üzere, 1 bardak kaynar suya, piyasadan
satın alınan, sonbaharda toplanmış olgun kereviz tohumlarından o anda
ezilmiş 1-2 tatlı kasığı atılır ve 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Böylece
elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir.
09
Ağu
Posted by: admin / Category:
Şifalı Bitkiler
Orjinal Adı Valeriana officinalis
Bilgi
Kediotugiller familyasının örnek bitkisidir.
Anayurdunun neresi olduğu bilinmeyen kediotunun, dünyanın çeşitli
yerlerinde 150 kadar türü yetişmekte, 10 kadar türü ülkemizde de
görülmektedir. Bunlardan konumuzu en çok ilgilendiren türüne Tıbbi kediotu
(V. officinalis) denilir. Bu tür kediotu 150 cm’ye kadar boylanabilen, çokyıllık
dayanıklı otsu bitkidir. Pek hoş kokmayan kısa rizomu (kökgövdesi) yanlara
doğru saçaklar atar. Yuvarlak kesitli, boydan boya oluklu ve yeşil renkli bir
gövdesi vardır. Bayırturpununkine benzeyen keskin kokulu, koyu yeşil renkli,
kenarları dişli, 5-11 yaprakçıktan oluşan dar ve uzun yaprakları, çiçek
saplarının dibinden sürerler. Hazirandan eylül ayına kadar salkımlar halinde
açan minik çiçekleri itici kokulu, soluk mor-pembe ya da pembemsi beyaz
renklerdedir. Bu çiçeklerin olgunlaşmasıyla ortaya çıkan tohumları 2 mm.
uzunlukta, gözyaşı biçimli, yassı ve açık kahverengidir. Güneşli ya da kısmen
gölgeli yerleri, kum ve kil karışımı gevşek ama bitek toprakları seven bitki,
tohumlarıyla çoğalır.
Tıbbi kediotu bitkisinin rizom ve kök saçaklarında nişasta, şeker ve reçine,
valeryanik asit ve izovaleryanik asit, borneol, pinen ile kampen içeren uçucu
yağ ile gene uçucu alkaloitler bulunur. Bu kökler bazı yerlerde çorba, güveç
yemekleri ve dolma içlerine, bitkinin çeşitli mineraller yönünden zengin
yaprakları da, çürütülüp kompozit gübre yapılan bitkilerin arasına katılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bedene yararlı etkileri Antik çağlarda da bilinen kediotunun bilimsel adındaki
valere kökü Latince’de “sağlıklı olmak” deyişinden gelir. Tıbbi kediotu Kuzey
Avrupalılar, Çinliler ve Kanada’da yaşayan Kızılderililer tarafından sağlık
hizmetinde kullanılmıştı. Bitkinin bu tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma
yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Bedene yararlı bitkiler arasında sinirleri yatıştırıcı etkisi en çok olanlardan
biridir.
• Sinirsel gerginlikleri yok ederken gerginliklerden oluşan endişelilik, aşırı
heyecan, isteri ve nevrasteni durumlarını da yatıştırır.
• Spazm çözücüdür. Bedende oluşan krampları, bağırsaklarda duyulan ani
ağrıları ve aybaşı nedeniyle ortaya çıkan kramp ve sancıları yok eder.
• Sinirsel kökenli baş ağrılarına ve migrene iyi gelir.
• Görme bozukluklarında oluşan baş ağrılarına karşı da etkilidir.
• Aşırı sinirlilik durumundan ortaya çıkan kalp ağrılarını ve çarpıntılarını
geçirir.
• Uyku getiricidir. Özellikle sinirsel kökenli uykusuzluğa karşı iyi bir ilaç
oluşturur. Kişiye doğal uyku olanağı sağlar.
• Gerginlikten ötürü bedende oluşan ağrıları keser.
• Gaz söktürücüdür.
• Nezleye karşı iyileştirici etkisi vardır.
• Romatizma ağrılarını da hafifletir.
Bütün bu önemli etkileri sağlamak üzere tıbbi kediotunun rizom ve kök
saçakları sonbaharın sonlarına doğru bitkinin toprağı kazılarak çıkarılır, iyice
temizlenir ve gölgeli, havadar bir yerde kurutulur. Kurumuş kökler parçalara
ayrılarak 1-2 tatlı kaşığı kuru kök, 1 bardak kaynar su içinde 10-15 dakika
süreyle demlendirilip bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyon bedene zararlı
olmadığından, gereksinim duyuldukça birer bardak olarak içilir.
• Kediotu ayrıca akne ve isilik tedavisinde kullanılır.
• Sinirleri ve bedeni yatıştırıcı amaçla hazırlanan banyo suları ya da yüz
yıkama losyonlarına katılır.
Bunun için kediotunun kuru kökleri kaynatılarak bir dekoksiyon elde edilir. Bu
dekoksiyon akne ve isilik şikayetinin olduğu yerlere dıştan uygulanır. Aynı
dekoksiyon banyo ya da yüz yıkama sularına katılır.
Kediotunun köklerinin damıtılmasıyla elde edilen ve piyasada satılan kediotu
esansı da sulandırılarak yukarıda sayılan etkileri elde etmek üzere kullanılabilir.