MENEKŞE

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Viola türleri
Diğer Adları Benevşe, Menevşe
Bilgi
Menekşegiller familyasındaki Viola cinsinden 500
kadar, bir-iki ya da çokyıllık dayanıklı bitki türünün adı menekşedir. Bu
türlerden 20 kadarı ülkemizde yetişmekte olup en çok tanınan ve konumuzla
ilgili alanı Kokulu menekşe (V. odorata)’dir. Kokulu menekşe, doğada
özellikle nemli yerlerdeki ağaç altlarında ve ormanlık alanlarda kendiliğinden
yetişen, bulunduğu yere yayılıp toprağı iyice örttüğü için bahçelerde süs bitkisi
olarak yetiştirilen, güzel kokusu olan ve 10-15 cm. kadar boylanabilen,
çokyıllık bir bitkidir. Bitki, bu güzel kokusunu, ancak koparıldığı zaman
çevresine yayar. Kalp biçiminde koyu yeşil yaprakları; kış sonu ile ilkbaharda
açan mor ya da seyrek olarak beyaz taçyapraklı çiçekleri; açık sarımsı
kahverengi, minik, sert ve yuvarlak tohumları ve gene sarımsı kahverengi
rizomu (kökgövdesi) vardır. Bitki, tohumlarıyla ya da rizomundan uzayıp
toprağa yapışarak yeni bitki oluşturan kök saçaklarıyla çoğalır.
Kokulu menekşe saponin, mentil salisilat, alkaloitler, flavonitler ve uçucu yağ
içerir. Güzel kokulu çiçeği, şekerleme yapılarak pasta ve tatlıcılıkta, ayrıca
parfüm endüstrisinde kullanılır. Salatalara konularak çiğ olarak yenilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Bitkinin tıbbi etkileri ve bu etkilerden yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Soğuk algınlığı, anjin, boğmaca, öksürük ve bronşit durumlarında iyileştirici
ve rahatlatıcıdır. Göğsü yumuşatır, balgamı söktürür. Kronik bronşite bile iyi
gelir.
• İdrar söktürücüdür. idrar yolları enfeksiyonlarında iyileştirici etkisi vardır.
• Hafif bir müshil etkisi yapar.
• Egzama, akne ve öteki cilt sorunlarında iyileştirici etkisi görülür.
• Baş ağrısı, sinirlilik hali ve uykusuzluğa karşı olumlu etkileri vardır.
• Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre, kokulu menekşenin bedende ur
oluşumunu engelleyici etkileri de saptanmıştır.
Bütün bu etkilen sağlamak üzere çiçek açtığı sürece kokulu menekşenin
topraküstü kısımları toplanır. Bunlar ya yaş,olarak ya da gölge bir yerde özenle
kurutularak kullanılır ve infüzyonu şöyle hazırlanır: 1 tatlı kaşığı yaprak, sap
ve çiçek karışımının üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle
demlendirilir. Bu infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.

LAVANTALAR

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Lavandula türleri

Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Akdeniz havzası olan Lavandula cinsi, kışın yapraklarını dökmeyen 20 kadar
çalımsı görünüşlü çokyıllık bitki türünün ortak adı lavantadır. Bu türlerden
bazısı ülkemizde de yetişmektedir. Bunlardan konumuzla ilgili olan ikisini,
önce ingiliz lavantası (L. angustifolia=L. spica=L. vera=L. officinalis) türünü
ve daha sonra ayrı bir bölümde Karabaş lavantası (L. stoechas) türünü ele
alacağız.
İngiliz lavantası ya da kısaca lavanta, en çok 1 m. kadar boylanabilir. Gövdesi
dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş kokuludur. Ancak, bitkinin ikinci yılında
gövde odunsulaşır. Grimsi yeşil renkli, ince uzun ve hoş kokulu yaprakları;
uzun sapların ucunda seyrek başaklar oluşturarak yaz aylarında açan, çok
kokulu, lavanta mavisi renkli çiçekleri vardır. Bitkinin gövde, yaprak, sap ve
çiçeklerine özel kokusunu veren, bunların üzerinde bulunan küçük yıldızsı
tüyleridir. Lavantanın sonbaharda olgunlaşan küçük meyvelerinin her birinde,
dörder adet fındıkçık şeklindeki tohumu yer alır. Güneşli ve açıklık alanları,
suyu iyi akıntılı kireç içeren kumlu toprakları seven lavanta, tohumlarıyla,
sonbaharda alınan gövde çelikleriyle ya da bitki tabanının bölünmesiyle
çoğaltılır.
Lavanta, içinde organik asitler bulunan uçucu yağ ile glikozitler, alkaloitler ve
tanen gibi maddeleri içerir. Bu uçucu yağın damıtılmasıyla elde edilen lavanta
esansı (lavantayağı) parfümeri endüstrisinde önemli bir hammadde olarak
kullanılır. Ayrıca geleneksel şekilde lavantanın yaprak ve çiçekleri odalarımıza
güzel koku veren potpuri tabağına, yatak odalarımızdaki güzel koku
torbalarına konulur. Lavanta esansı yatak çarşaflarına serpilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Sağlığa yararlı etkileri uzun zamanlardan beri bilinen ve kullanılan lavantanın
tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:
• Sinirleri yatıştırıcı ve spazm çözücüdür. Özellikle depresyonla ilgili aşırı
sinirlilik durumunda yatıştırıcı olur. Uykusuzluk halini giderir.
• Stresle ilgili baş ağrılarında etkili bir iyileştiricidir.
• Bitkinlik ve güçsüzlük durumlarında, merkezi sinir sistemini ve dolayısıyla
bedeni güçlendirici bir toniktir.
Saman nezlesini geçiştirmede etkili olur.
• Sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır, iştahı açar, sindirimi
kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Kusma refleksini bastırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbrekleri temizler.
• Öksürüğü kesici ve ateşi düşürücü etkileri de vardır.
Sağlığa çok yararlı bütün bu etkileri sağlamak üzere, lavantanın taze sürgünleri
yaz başında ve çiçekleri iyice açtıklarında toplanır. 35 C dereceyi aşmayan
sıcaklık ve gölge yerde bunlar özenle kurutulur. Birbirine karıştırılan kurumuş
sürgün ve çiçeklerden 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su
dökülerek ve 10 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon elde edilir. Bu
infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.
• Ayrıca lavanta romatizma, burkulma ve kırık yerlerinin ağrılarında
rahatlatıcıdır.
• Akneli cildi temizler.
• Duyarlı ciltler için tonik sıvı oluşturur.
Bu durumlarda yararlı etkiyi sağlamak üzere, lavanta çiçeklerinin
damıtılmasıyla elde edilen ve piyasada satılan lavanta esansı (lavantayağı)
kullanılır. Bu yağ içilmez. Yalnızca şikayetli yerlere, elle ovularak dıştan
uygulanır. Duyarlı ciltler içinse, küvette hazırlanan banyo suyuna katılır.

KUŞOTU

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Stellaria media
Diğer Adları Serçedili, Serçeotu
Bilgi

Karanfilgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, ancak Anadolu’da yol kenarları, duvar dipleri ve bahçelerde
yaygın olarak yetişmektedir. 10-30 cm. kadar boylanabilen, biryıllık otsu
bitkidir. Çok dallı, gevrek yapılı, açık kahverengi gövdesinin bir tarafı tüylü
olur. Oval biçimli, etli ve sulu yapraklan, sapsız ve karşılıklı olarak gövde
üzerinde dizilmiştir, ilkbaharın başlarından kış başına kadar aralıksız açan
küçük kırmızımsı beyaz renkli çiçekleri yıldız biçimindedir. Yer seçmeyen,
nemli olmak koşuluyla her türlü toprakta yetişen kuşotu bitkisi, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Bitkinin topraküstü kesimleri organik asitler, potasyum tuzlan, fosfor ve C
vitamini içerir. Ülkemizde pazar yerlerinde satılan kuşotu, çiğ olarak
yenilebilecek kadar lezzetlidir. Bu nedenle salatalara konulur, börek harcına
girer ya da sebze olarak pişirilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Kuşotu bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
özetlenebilir:
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Balgam söktürücü etkisi de vardır.
• Müshildir, pekliği giderir.
• Romatizma yangılarını ve ağrılarını hafifletir.
Bu etkileri sağlamak üzere, kuşotunun tüm topraküstü bölümleri bitki yeşil
olduğu sürece toplanır ve gölgelik yerde kurutulur. Kurutulmuş bitkiden 2 tatlı
kaşığı alıp üzerine 1 bardak kaynar su konularak 5 dakika süreyle
demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak
içilir.
• Hemoroite (basur) karşı iyileştirici etkiler gösterir.
• Kaşındırıcı ve rahatsız edici sedef hastalığı ve egzamada rahatlatıcıdır.
• Cildi yumuşatır.
Bu etkiler için, kurumuş bitkiden 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama
noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 15-20 dakika daha ısıtmaya
devam edilir. Böylece hazırlanan yoğun dekoksiyon dıştan uygulanır.
• Kuşotu ayrıca yara iyileştiricidir: Yara, kesik ve çıbanların tedavisinde
kullanılır. Bunun için toplanan taze bitki ezilerek yara lapası hazırlanır. Bu
lapa şikayetli yerlere dıştan uygulanır.

KİRAZLAR VE VİŞNE

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı: Cerasus türleri
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu, Kuzey
Anadolu bölgesidir, öyle ki, Giresun ilimizin adı, yörede yetişen ve o dönemde
adına ceresia denilen yabani kiraz ağacından gelmektedir. Kiraz, Antik
çağlarda Avrupa’ya götürülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Yabani kiraz
ağacı (C. microcarpa), günümüzde de Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarında
dikenli ve dikensiz türleriyle çok bulunur ve 10-15 m. boylanabilirken, Avrupa
ormanlarında 25-30 m’ye yükselen örnekleri görülmektedir. Dikine büyüyen ve
piramit görünüşünü alan yabani kiraz ağacının çiçekleri beyazdır, ilkbaharda
çiçeğinden önce yaprakları açar. Yabani kiraz ya da aynı familyadaki Mahlep
(Idris) ağacına aşı yapılarak Bahçe kirazı ağacı (Prunus-Cerasus-Avium) türü
elde edilir. Bahçe kirazının çiçekleri pembe-beyazdır. Meyvesi tek çekirdekli
tohumunu taşır. Serin yerleri ve süzek toprakları seven kiraz ağaçları,
tohumuyla çoğalır.
Kiraz ağacının meyvesi, bulunduğu bölgeye göre nisan sonu ile temmuz ayı
arasında olgunlaştığında, siyaha yakın kırmızı ya da sarı renkte olur. 1-3 cm.
çapında yuvarlak biçimli, etli, sulu, az lifli, aromalı ve lezzetli olan meyveyi,
dallara ince uzun bir sap bağlar. Fosfor, B3 ve C vitamini ile meyve şekeri
yönünden zengin olan kiraz sevilerek yenen bir meyvedir. Ayrıca pastacılık,
şekerlemecilik ve içki yapımında kullanıldığı gibi reçeli de yapılır. Olgun kiraz
ağacının kerestesi marangozlukta kullanılır.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve meyve saplan bedene yararlı
etkiler taşır. Bu tıbbi etkiler ve onlardan yararlanma yöntemlerini şöyle
sıralayabiliriz:
• Kabuğu peklik verici ve ateş düşürücüdür. Bunun için ağacın gövde ya da
dallarının kabuğu soyulup kaynatılarak dekoksiyonu yapılır ve içilir.
• Yapraklan müshildir. Kaynar suya daldırılan yaprakların demlendirilmesiyle
hazırlanan infüzyonu içilir.
• Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü geçirir. Bunun için ağacın çiçekleri
kaynar suya daldırılıp demlendirilerek yapılan infüzyonu içilir.
Kiraz ağacının tıbbi bakımından en etkili ve önemli bölümü meyve saplarıdır.
Kirazın ve hatta vişnenin (Cerasus vulgaris) meyveleri yenilirken sapları
atılmayıp gölge ve havadar bir yerde kurutulursa aşağıdaki tıbbi etkileri taşıyan
doğal bir ilaç elde edilir:
• Kiraz ya da vişnenin meyve sapları idrar söktürücüdür.
• Böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
• İçerdiği bazı mineraller nedeniyle bedenin su dengesini düzenler.
• Kabızlığı giderir.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
Bu etkileri sağlamak için 2-3 tatlı kaşığı kurumuş kiraz ya da vişne sapı
alınıp 1 bardak suya konularak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra
ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen
dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.

KEKİKLER

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Thymus türleri
Diğer Adları Çahkekiği
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Avrupa’nın güneyi olup ülkemizde kekik türlerinden 40 kadarı güneş gören
kurak tepeler ve sırtlarda kümeler oluşturarak yaygın ve doğal biçimde
yetişmektedir. Bu türlerden en çok bilineni Adi kekik (T. vulgaris) 25-30 cm.
kadar boylanabilen ve kışın yapraklarını dökmeyen çokyıllık çalıdır.
Yeşil-kahverengi dörtgen kesitli gövdesi, bitkinin ikinci yılında odunsulaşır.
Tüylerle kaplı gri-yeşil renkli, hoş kokulu ince yaprakları 1 cm. kadar
uzunlukta olur. Bitkinin soluk erguvani renkli çiçekleri, yaz başı ile ortası
arasında açar. Küre biçimli minik tohumları parlak kahverengidir. Bol güneşli
yerleri ve suyu iyi akıntılı alkalik toprağı seven kekik, döktüğü tohumlarıyla
çoğalır. Ayrıca, Avrupa’da bazı yerlerde kültürü yapılmakta, kış mevsimi
dışında her zaman gövde çelikleri alınarak ya da ilk ve sonbaharda bitkinin
tamamı veya kökü bölünerek de üretilmektedir.
Adi kekikte timol, karvakrol, simol, linalol ve borneol maddelerini içeren % 1
oranında uçucu yağ; acı esanslar, tanen, flavonit ve tripenoit bulunur. Kekik
bitkisine hoş kokusunu veren, timol ve karvakrol adlı maddelerdir.
Kurutulmuş kekik yaprakları, çeşni vermesi için özellikle çorba ve et
yemeklerinde baharat olarak kullanılır. Ancak kokusu çok keskin, bitkinin tadı
da acı olduğu için, kekik, yemeklerde çokça tüketilmemelidir. Bal arıları kekik
türlerini çok sever ve makbul olan kekik balı yaparlar.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bedene yararlı nitelikleri ta Antik çağlardan beri öğrenilerek kullanılagelen
bütün kekik türlerinin tıbbi etkileri birbirlerine benzer. Bu etkileri ve bitkiden
yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Midevidir: iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır. Dispepsi (hazımsızlık)
durumunun atlatılmasında etkilidir.
• Aşırı içki içilmesi sonrasında bedende meydana gelen rahatsızlıkları
atlatmaya yardımcı olur.
• Gaz söktürücüdür.
• Yatıştırıcıdır.
• İdrar söktürücüdür.
• Spazm çözücüdür.
• Kan dolaşımını hızlandırıp artırır.
• Solucan (kurt) düşürücü etkisi vardır.
• Terletici ve balgam söktürücüdür.
• Soğuk algınlığı, nezle, boğaz ağrıları ve taciz edici öksürüğün atlatılmasında
yararlı olur.
• Saman nezlesinin iyileştirilmesinde etkilidir.
• Bronşit, boğmaca ve astım tedavilerinde başarıyla kullanılır.
• Doku ve damar büzücü etkileri nedeniyle çocuklarda diyare ve yatak ıslatma
durumlarının iyileştirilmesinde yardımcı olur.
• Bedeni güçlendirici tonik etkisi vardır.
Bütün bu etkilerinden yararlanmak üzere, kekik türlerinin yaprakları kurumuş
dallarının üzerinden elle sıyrılarak alınır. Bitkinin çiçekli tepeleri ise yaz
başından sonuna kadar yağışsız günlerde toplanır. Bunlar, gölge ve havadar
yerde özenle kurutulur, kuru yapraklarla karıştırılır. Karışımdan 2 tatlı kaşığı
alınıp 1 bardak kaynar suya dökülür. 10 dakika süreyle demlendirilerek elde
edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir. Tadı acı olduğundan
içine biraz bal katılarak alımı kolaylaştınlır.
• Kekik ayrıca antiseptik (mikrop kırıcı) bir bitkidir. Özellikle iltihaplı
yaraların temizliğinde ve iyileştirilmesinde etkili olur.
• Akne tedavisinde de temizleyici ve iyileştirici etkileri görülür.
Bu etkilerinden yararlanılmak için piyasada satılan ve her türlü kekiklerin
damıtılmasıyla elde edilen kekikyağı, sulandırılarak yara ve aknelere dıştan
uygulanır ya da yukarda anlatılan kurumuş kekik karışımdan 2-3 tatlı kaşığı
alınıp suda kaynatılarak elde edilen dekoksiyon yaralara ve akneli yerlere
dıştan uygulanır.
• Kekik, larenjit (gırtlak iltihabı) ve tonsilit (bademcik iltihabı) durumlarında
da iyileştirici olur. Bunun için yukarıda tarifi verilen dekoksiyonla ağızda derin
gargara yapılır.
• Kekiğin içerdiği karvakrol adlı madde bazı kişilerin cildinde yakıcı ve
kızartıcı etkiler yapabileceğinden, kekikyağı sulandırılarak uygulanmalıdır.

KASIKOTU

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

KASIKOTU
Orjinal Adı Agrimonia eupatoria (ya da Hernia glabra)
Diğer Adları Fıtıkotu, Kızılyaprak, Koyunotu, Kuzupıtrağı
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu bilinmeyen
ama Avrupa, Asya ve ülkemizde yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir.
20-120 cm. boylanabilir. Çoğu kez toprağın üzerine yatarak gelişir. Rizom
kökü (kökgövdesi); kenarları dişli, tüysü, yeşil yaprakları; yaprak koltuklarında
ve bitkinin tepesinde yoğun salkımlar oluşturarak yazın açan küçük sarı
çiçekleri vardır. Bu çiçeklerinden oluşan ve adına pıtrak denilen meyveleri
çengel dikenli olur. Güneşli ve kısmen gölge yerleri ve nemli toprakları seven
kasıkotu en çok orman kenarlarında görülür. Bitki, tohumlarının hayvan
postuna takılıp çevreye taşınmasıyla yayılır ve tohumun düştüğü yerde çoğalır.
Kasıkotu bitkisinin topraküstü kesimleri tanen, glikozitler, nikotinik ve
şahsilik asitler, uçucu yağ ile B ve K vitaminlerini içerir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bilimsel adlarından birindeki Hernia sözcüğü ‘fıtık’ anlamına gelen ve uzun
zamanlardan beri, kasık fıtıklarında meydana gelen rahatsızlığın
giderilmesinde yararı görülen kasıkotunun, diğer tıbbi etkileri ve bunlardan
faydalanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• İdrar söktürücüdür. Böbrek, mesane ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı
etkili olur.
• Safra söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırıp mideyi rahatlatır.
• Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında etkilidir.
• Doku ve damar büzücüdür. Peklik verir. Çocuklarda diyareyi keser.
• Bedeni güçlendirici ve rahatlatıcı acı bir toniktir.
•Yukarıda belirtildiği gibi fıtık oluşumunda kasık şişmelerini indirir ve bedeni
rahatlatır.
Bütün bu etkilrin sağlamak üzere kasıkotunun topraküstü kesimleri bitki çiçek
açmaya başladığında toplanır. 40 C dereceyi aşmayan sıcaklıkta ve gölge yerde
kurutulur. Kurumuş bitki karışımından 1-2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar
suya konur ve 10-15 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon elde edilir.
Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Kasıkotu bademcik şişmesi ve boğaz ağrılarında iyileştirici ve rahatlatıcıdır.
Bunun için 1-2 tatlı kaşığı kurumuş kasıkotu karışımı alınıp 1 bardak suda
kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha
ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyonla gargara yapılır.
• Kasıkotu, ayrıca yaraları temizler ve iyileştirir.
Bunun için bitkinin taze topraküstü kesimleri ezilerek bir yara lapası hazırlanır
ve yaralara dıştan uygulanır.

Gizlilik Politikası