BİNBİRDELİKOTU

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Hypericum perforatum
Diğer Adları Kılıçotu, Koyunkıran, San kantaron, Yaraotu
Bilgi
Kılıçotugiller familyasındandır. Avrupa’da ve
ülkemizde yaygın olarak yetişen Hypericum cinsi çokyıllık dayanıklı otsu ya
da çalımsı bitki türlerinden biri de Binbirdelikotu’dur. 30-100 cm. kadar
boylanabilir. Ormanların nemli köşelerini, dağlık ve bozkır alanların kayalık
yerlerini ve yol kenarlarını sever. Yapraklarındaki her biri yağbezi olan pek
çok saydam nokta nedeniyle bitkiye binbirdelikotu adı verilmiştir. Bu
yapraklar karşılıklı dizilmiş durumda sapsız, oval biçimli ve koyu yeşil
renklidir. Bitkinin mayıs-eylül ayları arasında açan 5 taçyapraklı, parlak sarı
renkli çiçekleri, dallarının ucunda sıkı salkımlar halinde bulunur. Bitki, kapsül
biçimindeki meyvelerinden döktüğü tohumlarla ya da kök saçaklarının sürgün
vermesiyle çoğalır.
Binbirdelikotunun çiçekli dalları tanen, reçine, pektin, glikozitleri içeren uçucu
yağ, boyarmaddeler ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Boyarmaddelerinden biri
hiperin, öteki de hiperisindir. Hiperisin hafif zehirlenmelerine neden olduğu
için, bazı hayvanlar bu otu yemezler.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Binbirdelik otu antiseptik ve yara iyileştiricidir. Ciltteki yangılar, berelenme,
varikosel ağrıları, hafif yanık ve güneş yanıklarına iyi gelir.
Bu etkilen sağlamak üzere, bitki çiçek açtığında tüm topraküstü kesimleri
kesilip parçalanarak zeytinyağına yatırılır. 1-2 hafta süreyle zeytinyağında
bekletilerek elde edilen eriyiğe kantaron yağı adı verilir. Kantaron yağı
yukarda sayılan yara ya da öteki şikayetli yerlere, günde bir-iki kez dıştan
uygulanır.
• Ayrıca binbirdelikotu peklik verici, iştah açıcı, göğsü yumuşatıcı ve balgam
söktürücü etkiler de taşır.
• Daha da önemlisi, binbirdelikotunun yatıştırıcı, spazm çözücü ve ağrıları
azaltıcı etkilerinin bulunmasıdır. Bu özellikleri nedeniyle gerginlik, endişelilik,
sinir rahatsızlıkları, depresyon ve özellikle menopozun yarattığı sıkıntı
durumlarında kullanılır. Bu durumlarda tedavi l aya kadar sürdürülebilir.
Sayılan bu etkileri sağlamak üzere, yukarıda anlatıldığı şekilde bitkinin tüm
topraküstü kesimleri kesilip olabildiğince çabuk kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı
kurumuş bitki karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika
demlendirilerek yapılan infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

AYNİSAFA ÇİÇEĞİ

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Calendula officinalis
Diğer Adları
Altuncuk, Kandil çiçeği, Ölü çiçeği
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, pek çok yerde ve ülkemizde süs bitkisi olarak sıkça
yetiştirilmektedir. 30-50 cm. kadar boylanabilen bir yıllık dayanıklı bitkidir,
ince tüylerle kaplı yeşil renkli, etli ve sulu gövdesi, köşeli ve dallara ayrılan
yapıdadır. Gene yeşil renkli ve hafif tüylü yaprakları bitkinin tabanında kürek,
daha yukarı kesimlerinde mızrak biçimli olur. Bitkinin mart ayından başlayıp
sonbaharın sonlarına değin açan sarı ya da turuncu renkli çiçeklerinde
taçyaprakları, merkezden çevreye doğru düzgün yivler şeklinde sıralanırlar.
Olgunlaşan çiçekleri 5-6 mm. uzunlukta, bej renkli ve virgül biçimli tohumlar
verir. Güneşli yerleri; kum ve kil karışımı gevşek toprakları seven aynisafa
çiçeği, öbür toprak türlerine de dayanır. Bitki tohumlarıyla çoğaltılır.
Aynisafa çiçeği saponin, karoten, acı esans, uçucu yağ, sterol, flavonit ve
yapışkan bitki sıvısını içerir. Sarı ya da turuncu renkli taçyapraklarının
yiyecekleri boyama özelliğinden yararlanılmak üzere, bunlar bazı yerlerde
çeşitli yemek, kek, tatlı ve ekmeklere safran tadı içermeden safran rengi
vermesi için katılır; yaprakları ise, salataların ve güveçte pişen yemeklerin
üzerine serpilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Midevidir; sindirim işlemini kolaylaştırır.
• Gastrit ve onikiparmak bağırsağı ülserlerinin tedavisinde yararlı olur.
• Kadınlarda aybaşını düzenler. Aybaşı ağrılarını hafifletir.
• Safra söktürücüdür. Safra sorunlarının iyileştirilmesinde etkisini gösterir.
Bu etkilerinden yararlanmak için, aynisafa çiçeğinin taçyapraklarıyla
yaprakları, yaz başından sonbaharın başlarına kadar toplanır ve büyük özen
gösterilerek, taçyapraklarının rengi bozulmayacak şekilde, gölge ve havadar
yerlerde kurutulur. Bu kurumuş taçyaprağı-yaprak karışımından 1-2 tatlı kaşığı
alınıp l bardak kaynar suda 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Böylece elde
edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Ayrıca, aynisafa çiçeği antiseptiktir.
• Doku ve damar büzücü etkisi vardır.
• Yara iyileştiricidir. Deride enfeksiyon ya da darbeyle meydana gelen yara,
bere ve eziklerin iyileştirilmesinde etkili olur. Küçük yanıklar ve sıcak suyla
haşlanma durumlarında ilkyardım aracı olarak işlev yapar.
• Akne tedavisinde ortaya çıkan yangıyı azaltmak ve yerel iyileşmeye yardımcı
olmak üzere kullanılır.
• Ayak parmakları arasında oluşan mantarları (madura ayağı) iyileştirmekte
kullanılır.
Bu etkileri sağlamak üzere, aynisafa çiçeğinin taze taçyaprakları ile yaprakları
alınır. Bunlar ezilerek yara lapası yapılır ve şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.

SATERLER

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Satureja türleri
Diğer Adları Kekikotu, Zater
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmeyen, Güney Avrupa’da ve ülkemizde yabani olarak yetişen, Fransa ve
İspanya’da tarımı yapılan bir ya da genelde çok yıllık bodur çalı tipinde
dayanıklı otsu bitkilerdir. 10-45 cm. kadar boylanabilen saterlerin 14 kadar
türü Anadolu’da görülür. Bunlardan konumuzla ilgili olanları, Dağ sateri (S.
montana) ile Adi sater (S. hortensis)’dir. Bu türlerin dallara ayrılan dört köşe
kesitli, tüylü ve yeşil renkli gövdesi, bitkinin ikinci yılında odunsulaşırken
rengi de kırmızımsılaşır. Hoş kokulu, küçük, şeritsi ve sivri uçlu yapraklarının
üst yüzeyinde aslında yağ bezleri olan kabarık benekler bulunur, iki türü yaz
başından sonbahara kadar açan çift dudaklı görünümdeki çiçekleri beyaz,
pembe, mor ya da kırmızı renklerde olur. Çiçekleri olgunlaşınca, ikiye
bölünmüş gibi görünen uzamış küre biçimli ve kahverengi parlak tohumlar
verir. Bol güneşli yerleri, suyu iyi akıntılı (süzek), alkalik ve kum-kil karışımı
gevşek toprakları seven saterler, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Saterlere hoş kokusunu veren yapraklarında yüksek oranda bulunan karvakrol
adlı maddedir. Bitki 20 cm. kadar boylanınca kesilip toplanır. Gölge yerlerde
demetler şeklinde bağlanarak asılıp kurutulur. Ezilir, toz haline getirilir ve
baharat olarak kullanılır. Bu toz kimi zaman baharatçı ve aktarlarda yanlış
olarak kekik diye sunulmaktadır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Antik çağlardan beri hem baharat hem de afrodizyak olarak bilinip kullanılan
saterlerin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Uyarıcıdır. Bu etkisiyle mideyi çalıştırır, iştahı açar ve sindirim işlemini
kolaylaştırır. Hazımsızlığı giderir.
• Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazı söktürür.
• İdrar söktürücüdür. Kanı ve idrar yollarını temizler.
• Terleticidir. Soğuk algınlığında iyileştirici etkisi görülür.
• Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi de vardır. Bademcik ve boğaz
enfeksiyonlarına iyi gelir.
• Uzun zamanlardan beri afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu
ileri sürülmektedir.
Sayılan bu etkilerinden yararlanmak için, bitki, çiçek açmadan önce kesilip
kurutulur. Kurumuş bitkilerden 1-2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suyun
içine konularak ve kabın üstü sıkıca kapatılarak 10-15 dakika demlendirilir.
Böylece elde edilen infüzyondan, günde iki-üç kez birer bardak içilir, iştahı
açması için yemeklerden 15-20 dakika önce alınır. Mikrop kırıcı etkisinden
yararlanmak için bu infüzyonla ya da daha iyisi 1-2 tatlı kaşığı kurumuş
bitkinin 1 bardak suda kaynatılmasıyla elde edilen dekoksiyonla ağızdan derin
gargara yapılır.

MERSİN

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Myrtus communis
Diğer Adları Mort, Murt, Sazak ağacı
Bilgi

Mersingiller familyasında yer alan aynı cinsten 1000
kadar bitki türünün genel adı Mersin’dir. Anayurdu Amerika, Avustralya ve
Yeni Zelanda olan, kış mevsiminde yapraklarını dökmeyen ve 2-5 m’ye kadar
boylanabilen ağaç ya da ağaççıklardır. Burada sözünü edeceğimiz, Yabani ya
da Adi mersin (M. communis) adı verilen tür, Akdeniz Bölgesi’nin bitkisi olup
Batı ve Güney Anadolu kıyı şeridimizde bulunan güneşli ve kurak alanlardaki
makiler arasında bol bol yetişmektedir. Üst yüzeyinde pek çok saydam nokta
(yağ bezeleri) bulunan yaprakları sert, meşinimsi, kenarları düz, küçük, üzeri
koyu yeşil, altı daha açık yeşil ve tam ortası boydan boya çizgili olur. Mersinin
yaz ortasından sonbahara kadar açan altın renkli erkek organlı beyaz çiçekleri
ve yuvarlak kesitli, kırmızımsı renkte dalları vardır. Bitkinin ikinci yılında
dalları bej renge dönüp odunsulaşır. Başlangıçta etli ve beyaz olan meyveleri,
olgunlaştığında koyu mavi-siyah renge döner. Mersin bitkisinin dal, yaprak,
çiçek ve meyveleri hoş kokuludur. Bitki, döktüğü tohumlarla kendiliğinden
çoğalır ya da gövde çelikleriyle üretilir.
Mersinin yaprak ve çiçekli dallarında tanen, reçine, acı birtakım maddeler ile
uçucu yağlar; meyvelerinde yüksek oranda A vitamini, tanen, şeker ve asitler
bulunur. Tatlı ve hoş kokulu meyveleri pazarlarda satılır ve yenir. Körpe
yaprakları ise, defne gibi, et yemeklerine çeşni vermesi için kullanılır.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Peklik verici ve özellikle çocuklarda diyareyi kesicidir.
• İştah açıcıdır.
• İdrar yolları enfeksiyonlarında antiseptik etkisi vardır.
• Doku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanı dindirici etkileri görülür.
Sayılan bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin yapraklan her mevsimde
toplanır ve gölgelik, havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş mersin
yaprağı üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir.
• Mersin, antiseptik etkiler taşır. Bu etkisinden yararlanmak üzere, bitkinin
yaprakları suda kaynatılıp buharı damıtılarak elde edilmiş ve piyasada satışa
sunulmuş suyu, dıştan bedene uygulanır.
• Ayrıca A vitamini yönünden zengin olan mersin meyvesinden şurup
yapılarak içilmesinin, görme yeteneğini artırdığı ileri sürülmektedir.

Gizlilik Politikası