Yazılar veya Yorumlar 04 July 2008

Şifalı Bitkiler admin | 29 May 2008

AHUDUDU

Orjinal Adı Rubus idaeus
Diğer Adları Ağaççileği, Dağçileği
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemektedir. Ancak, bilimsel adındaki idaeus sözcüğü, Edremit’teki Kaz
Dağı’nın antik adından gelmekte ve bitki birçok Batı dilinde “Kaz Dağı’nın
böğürtleni” adıyla anılmaktadır. Böylece ahududunun, böğürtlenle yakın
akraba ve ülkemizde orman, koruluk ve fundalıklarda sıkça yetişen bir bitki
olduğunu anlıyoruz. Ahududu 150 cm’e kadar boylanabilen, çok yıllık ve çalı
görünüşlü bir bitkidir. Dikenlerle kaplı gövdesi ve dalları, 3 yaprakçıktan
oluşan kenarları dişli yeşil yaprakları, haziran-temmuz aylarında açan
beyazımsı çiçekleri vardır. Bu çiçekler olgunlaşınca kırmızı ya da beyaz renkli,
çiçek sapçığına yapışık, 30-80 minik meyvecikten oluşan hafif tüylü ve hoş
kokulu, duta benzeyen ama daha iri meyvelere dönüşür. Ahududu, bu
meyvelerden döktüğü tohumlarla çoğalır. Ama, ahududu toprak yapısı ve yer
olarak fazla seçici bir bitkidir.
Ahududunun meyvelerinde uçucu ve sabit yağ, pektin, meyve şekeri, malik ve
sitrik asitler (dolayısıyla C vitamini); yapraklarında ise tanen bulunur.
Meyveleriyle şurup, şekerleme, reçel, dondurma, pasta, likör ve meyve suyu
yapılır. Taze meyvesi kısa zamanda bozulduğundan dondurularak saklanır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Doku ve damar büzücü etkisi vardır. Diyareyi ve kadınlarda beyaz akıntıyı
kesmekte yararlı olur. Peklik vericidir.
• Bedene dinçlik veren güçlendirici bir toniktir.
• Kadınlarda aybaşı döneminde aşırı kanamayı azaltır. Aybaşı kanamasmı
düzene sokar.
• Uzun yıllardan beri, doğum yapacak kadınların rahim dokusunu
güçlendirmek, doğum sırasında kasılmaları düzenlemek, doğum sancısını
azaltmak ve doğumu kolaylaştırmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, bu
etkileri sağlaması için gebelikte ve doğuma yaklaşılan dönemde düzenli olarak
ahududu alınmalıdır.
• Terletici, ateş düşürücü ve serinletici etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, ahududunun yaprakları körpe olarak toplanır ve
niteliğini koruması için iyi havalandırılmış gölge bir yerde ağır ağır kurutulur.
Meyveleri ise olgunlaştıkça koparılır. Kurumuş yaprak ve olgun meyve
karışımından 2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15
dakika süreyle demlendirilir ve bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyon istenildiği
kadar içilebilir.
• Ayrıca ahududu, boğaz ve bademcik enfeksiyonlarında iyileştiricidir.
• Ağız ülserleri ve kanayan dişetlerini de iyileştirir.
Bu etkileri sağlamak için, yukarıda tarifi verilen infüzyonla sık sık derin
gargara yapılır.

Şifalı Bitkiler admin | 29 May 2008

ZENCEFİL

Orjinal Adı Zinciber officinale
Diğer Adları Zencebil
Bilgi
Zencefilgiller familyasının örnek bitkisidir.
Anayurdunun Güneydoğu Asya olduğu sanılmakta, günümüzde Hindistan ve
Malezya ile diğer bazı tropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Ülkemizin iklimi
uygun olmadığından Türkiye’de zencefil yetişmez. Yararları Çin ve
Hindistan’da çok eski çağlardan beri bilinen bitki, Avrupa’ya tüccarlar
tarafından getirilip tanıtılmıştır. 120 cm.’ye kadar boylanabilen bitkinin
biryıllık ömrü olan gövdesinin, kamışınkini andıran duruşu vardır. Tarçın
kokusuna benzeyen özel kokulu, 15-20 cm. uzunluktaki sivri uçlu ve mızrak
biçimli yaprakları, gövdeyi saran kılıflardan çıkar. Kozalakları anımsatan
küçük, beyaz ve üzeri mor lekeli çiçekleri pek seyrek açar ve kısır olurlar.
Zencefilin kalın, etli, lifli ve boğum boğum yapılı kökgövdesi (rizomu)
kahverengi sarımsı olup bundan yumrukökler çıkarak çevreye yayılır. Bitki, bu
rizomların bölünüp ekilmesiyle çoğaltılır.
Zencefil zingiberon, zingiberol, fellandron, borneol, sineol sitrali içeren uçucu
yağ ile nişasta, yapışkan bitki sıvısı ve reçine yönünden zengindir. Taze
kökleri sökülüp dilimlenerek bazı Uzakdoğu yemeklerine katılır. Kurutulup
öğütülerek toz haline getirilmiş kökleri ekmek, tatlı, pasta, şarap ve bazı
likörlerin yapımında kullanılır. Ayrıca zencefil tozu, baharat olarak tüketilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Hazımsızlık, mide ve bağırsakların gazlı olması ve karın ağrısı durumlarında
sindirim salgılarını artırır ve gaz söktürücü etkiler yaparak iyileştirici olur.
• Son yapılan araştırma sonuçlarına göre mideyi yatıştırıcı etkileri nedeniyle
yolculuklarda kusma refleksini yok eder ve rahatlama sağlar.
• Kan dolaşımının yetersiz kaldığı durumlarda, özellikle kılcal damarlardaki
dolaşımı hızlandırır.
• Ateşlilik durumunda terlemeyi artırır; bu yararlı terletici etkisiyle soğuk
algınlığıni çabuk iyileştirir.
• Soğuk havalarda bedeni ısıtır, dayanıklılığını artırır.
Bu etkileri sağlamak üzere zencefilin dekoksiyonu kullanılır. Elinizde zencefil
tozu ya da dilimlenmiş kök parçaları varsa bunlardan 1,5 tatlı kaşığı, 1 bardak
su içine konulup önce kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra, ateş kısılarak
5-10 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyon istendikçe
içilebilir.
• Zencefil boğaz ağrılarını iyileştirir. Bunun için yukarıda hazırlanan
dekoksiyonla derin gargara yapılır.
• Bitki ayrıca fibrozit (lif dokusu iltihabı) ve kas incinmeleri tedavisinde
kullanılır. Bunun için de, aynı dekoksiyon ağrılı yerlere dıştan uygulanırken,
elle hafif hafif ovuşturulur.

Şifalı Bitkiler admin | 01 May 2008

LAVANTALAR

Orjinal Adı Lavandula türleri

Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Akdeniz havzası olan Lavandula cinsi, kışın yapraklarını dökmeyen 20 kadar
çalımsı görünüşlü çokyıllık bitki türünün ortak adı lavantadır. Bu türlerden
bazısı ülkemizde de yetişmektedir. Bunlardan konumuzla ilgili olan ikisini,
önce ingiliz lavantası (L. angustifolia=L. spica=L. vera=L. officinalis) türünü
ve daha sonra ayrı bir bölümde Karabaş lavantası (L. stoechas) türünü ele
alacağız.
İngiliz lavantası ya da kısaca lavanta, en çok 1 m. kadar boylanabilir. Gövdesi
dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş kokuludur. Ancak, bitkinin ikinci yılında
gövde odunsulaşır. Grimsi yeşil renkli, ince uzun ve hoş kokulu yaprakları;
uzun sapların ucunda seyrek başaklar oluşturarak yaz aylarında açan, çok
kokulu, lavanta mavisi renkli çiçekleri vardır. Bitkinin gövde, yaprak, sap ve
çiçeklerine özel kokusunu veren, bunların üzerinde bulunan küçük yıldızsı
tüyleridir. Lavantanın sonbaharda olgunlaşan küçük meyvelerinin her birinde,
dörder adet fındıkçık şeklindeki tohumu yer alır. Güneşli ve açıklık alanları,
suyu iyi akıntılı kireç içeren kumlu toprakları seven lavanta, tohumlarıyla,
sonbaharda alınan gövde çelikleriyle ya da bitki tabanının bölünmesiyle
çoğaltılır.
Lavanta, içinde organik asitler bulunan uçucu yağ ile glikozitler, alkaloitler ve
tanen gibi maddeleri içerir. Bu uçucu yağın damıtılmasıyla elde edilen lavanta
esansı (lavantayağı) parfümeri endüstrisinde önemli bir hammadde olarak
kullanılır. Ayrıca geleneksel şekilde lavantanın yaprak ve çiçekleri odalarımıza
güzel koku veren potpuri tabağına, yatak odalarımızdaki güzel koku
torbalarına konulur. Lavanta esansı yatak çarşaflarına serpilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Sağlığa yararlı etkileri uzun zamanlardan beri bilinen ve kullanılan lavantanın
tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:
• Sinirleri yatıştırıcı ve spazm çözücüdür. Özellikle depresyonla ilgili aşırı
sinirlilik durumunda yatıştırıcı olur. Uykusuzluk halini giderir.
• Stresle ilgili baş ağrılarında etkili bir iyileştiricidir.
• Bitkinlik ve güçsüzlük durumlarında, merkezi sinir sistemini ve dolayısıyla
bedeni güçlendirici bir toniktir.
Saman nezlesini geçiştirmede etkili olur.
• Sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır, iştahı açar, sindirimi
kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Kusma refleksini bastırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbrekleri temizler.
• Öksürüğü kesici ve ateşi düşürücü etkileri de vardır.
Sağlığa çok yararlı bütün bu etkileri sağlamak üzere, lavantanın taze sürgünleri
yaz başında ve çiçekleri iyice açtıklarında toplanır. 35 C dereceyi aşmayan
sıcaklık ve gölge yerde bunlar özenle kurutulur. Birbirine karıştırılan kurumuş
sürgün ve çiçeklerden 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su
dökülerek ve 10 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon elde edilir. Bu
infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.
• Ayrıca lavanta romatizma, burkulma ve kırık yerlerinin ağrılarında
rahatlatıcıdır.
• Akneli cildi temizler.
• Duyarlı ciltler için tonik sıvı oluşturur.
Bu durumlarda yararlı etkiyi sağlamak üzere, lavanta çiçeklerinin
damıtılmasıyla elde edilen ve piyasada satılan lavanta esansı (lavantayağı)
kullanılır. Bu yağ içilmez. Yalnızca şikayetli yerlere, elle ovularak dıştan
uygulanır. Duyarlı ciltler içinse, küvette hazırlanan banyo suyuna katılır.

Şifalı Bitkiler admin | 23 Nis 2008

KİRAZLAR VE VİŞNE

Orjinal Adı: Cerasus türleri
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu, Kuzey
Anadolu bölgesidir, öyle ki, Giresun ilimizin adı, yörede yetişen ve o dönemde
adına ceresia denilen yabani kiraz ağacından gelmektedir. Kiraz, Antik
çağlarda Avrupa’ya götürülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Yabani kiraz
ağacı (C. microcarpa), günümüzde de Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarında
dikenli ve dikensiz türleriyle çok bulunur ve 10-15 m. boylanabilirken, Avrupa
ormanlarında 25-30 m’ye yükselen örnekleri görülmektedir. Dikine büyüyen ve
piramit görünüşünü alan yabani kiraz ağacının çiçekleri beyazdır, ilkbaharda
çiçeğinden önce yaprakları açar. Yabani kiraz ya da aynı familyadaki Mahlep
(Idris) ağacına aşı yapılarak Bahçe kirazı ağacı (Prunus-Cerasus-Avium) türü
elde edilir. Bahçe kirazının çiçekleri pembe-beyazdır. Meyvesi tek çekirdekli
tohumunu taşır. Serin yerleri ve süzek toprakları seven kiraz ağaçları,
tohumuyla çoğalır.
Kiraz ağacının meyvesi, bulunduğu bölgeye göre nisan sonu ile temmuz ayı
arasında olgunlaştığında, siyaha yakın kırmızı ya da sarı renkte olur. 1-3 cm.
çapında yuvarlak biçimli, etli, sulu, az lifli, aromalı ve lezzetli olan meyveyi,
dallara ince uzun bir sap bağlar. Fosfor, B3 ve C vitamini ile meyve şekeri
yönünden zengin olan kiraz sevilerek yenen bir meyvedir. Ayrıca pastacılık,
şekerlemecilik ve içki yapımında kullanıldığı gibi reçeli de yapılır. Olgun kiraz
ağacının kerestesi marangozlukta kullanılır.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve meyve saplan bedene yararlı
etkiler taşır. Bu tıbbi etkiler ve onlardan yararlanma yöntemlerini şöyle
sıralayabiliriz:
• Kabuğu peklik verici ve ateş düşürücüdür. Bunun için ağacın gövde ya da
dallarının kabuğu soyulup kaynatılarak dekoksiyonu yapılır ve içilir.
• Yapraklan müshildir. Kaynar suya daldırılan yaprakların demlendirilmesiyle
hazırlanan infüzyonu içilir.
• Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü geçirir. Bunun için ağacın çiçekleri
kaynar suya daldırılıp demlendirilerek yapılan infüzyonu içilir.
Kiraz ağacının tıbbi bakımından en etkili ve önemli bölümü meyve saplarıdır.
Kirazın ve hatta vişnenin (Cerasus vulgaris) meyveleri yenilirken sapları
atılmayıp gölge ve havadar bir yerde kurutulursa aşağıdaki tıbbi etkileri taşıyan
doğal bir ilaç elde edilir:
• Kiraz ya da vişnenin meyve sapları idrar söktürücüdür.
• Böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
• İçerdiği bazı mineraller nedeniyle bedenin su dengesini düzenler.
• Kabızlığı giderir.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
Bu etkileri sağlamak için 2-3 tatlı kaşığı kurumuş kiraz ya da vişne sapı
alınıp 1 bardak suya konularak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra
ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen
dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.


eXTReMe Tracker