Şifalı Huş Ağacı

Posted by: admin  /  Category: Huş Ağacı

Huş ağacı birçok hastalık ve rahatsızlığa iyi gelen mükemmel bir şifalı bitkidir. Huş ağacı antiseptiktir, idrarı söktürür ve idrar yollarındaki mikropları temizleyerek antibiyotik görevi görür. Vücuttaki mikrobu ve ödemleri sökücü etkiside vardır.

Huş ağacı yaptağından iki tatlı kaşığı demliğe koyup üzerine 300 Ml. kaynak su koyun. 10 Dakika demlendikten sonra süzerek için.

Günde bir fincan içmek bu şifalı bitkiler den faydalanmanızı sağlayacaktır.

DEFNE

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Laurus nobilis
Diğer Adları Har, Nehtel, Tehnel
Bilgi
Defnegiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu
Akdeniz havzası olan ve günümüzde ılıman yerlerde yaygın olarak yetişen,
kışın yaprağını dökmeyen ağaç ya da ağaççıktır. Ülkemizin kıyı bölgelerinde
doğal olarak yetişmekte, ayrıca süs bitkisi olarak park ve bahçeleri
süslemektedir. 6-8 m’ye kadar boylanabilen defne, yuvarlak tepeli ve sık dallı
olarak gelişir. 8-10 cm. uzunluktaki oval ve süslemecilikte iyi bilinen özel
defne yaprağı biçimli, meşinimsi, sert, üst yüzü parlak, kenarları dalga
görünüşlü ve almaşık dizili koyu yeşil yaprakları vardır, ilkbaharda açan
sarımsı ya da yeşilimsi beyaz renkteki küçük çiçekleri olgunlaşınca rengi koyu
mor, tek tohumlu ve etli meyvelere dönüşür. Bitkinin yuvarlak kesitli ve
mor-kahverengi olan gövdesi, zamanla odunlaşır ve rengi griye döner. Defne,
gövde çelikleriyle çoğaltılır.
Bitkinin yaprakları eterik asidi içerir. Bazı yemeklere koku ve çeşni katar,
ayrıca veteriner hekimlikte ilaç yapımında kullanılır. Defne, ülkemizin tarımda
önemli dışsatım ürünlerinden biridir. Meyvesinden defne yağı elde edilir,
ayrıca olgun meyveleri saç dökülmesini engelleyici sabunların yapılmasında
kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Defnenin yaprak ve meyveleri, içerdiği etkiler nedeniyle tıbbi amaçlarla
kullanılır. Bu etkiler ve yararlanma yöntemleri kısaca şöyle sıralanabilir:
• Sindirimi kolaylaştırıcıdır. Midevi ve iştah açıcıdır.
• İdrar söktürücüdür.
• Terleticidir.
Bu etkilerinden yararlanılmak için defne yaprakları genelde yaz sonunda
toplanır, gölgelik ve havadar yerde kurutulur. Parçalanmış kuru yapraklarından
1-2 tatlı kaşığının üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde bir-iki kez ve bir-iki yemek kasığı
olarak alınabilir. Daha fazla alınması kusturucu olur.
•Aynı şekilde hazırlanmış infüzyondan bir-iki bardağı, küvete doldurulmuş
banyo suyuna katılarak banyo yapılırsa, bedeni uyarıp zindeleştirir.
• Bitkinin meyvelerinden yapılmış olan defne yağı, bedende romatizma yangılı
yerlere sürülerek rahatlama sağlanır.
• Bir-iki adet taze defne yaprağı fasulye, mercimek, nohut, pirinç gibi kuru
yiyeceklerin içine konursa onların kurtlanmalarını önler.
UYARILAR
• Gebelik durumunda defne alınmamalıdır.
• Yukarıda açıklaması yapılan, ülkemizin birçok yerinde yetişen Akdeniz
defnesi (L. nobilis) dışındaki diğer defne türleri zehirlidir.

BİBERİYE

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Rosmarinus officinalis
Diğer Adları Beyaz püren, Biberya, Hasalban, Kuşdiliotu
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Akdeniz havzası olup ülkemizde Batı ve Güney Anadolu kıyı şeridinde
yetişen, çokyıllık çalı görünüşlü bir bitkidir. 2 m’ye kadar boylanabildiği ve
kışın yapraklarını dökmediği için bahçelerde süs ve çit bitkisi olarak
yetiştirilmektedir. Bitkinin gövdesi karemsi kesitli ve yeşilken, ikinci yılında
odunsulaşır. Yaklaşık 2 cm. boyundaki iğne gibi ince uzun yapraklarının üstü
parlak koyu yeşil ve altı gri renklidir. Bu yapraklar içe doğru kıvrılırlar. Yaz
boyunca açan küçük çiçekleri mavi ya da eflatuni renklidir. Tohumları küçük,
yağlı ve sarı-kahverengidir. Biberiye bitkisi, tohumlarıyla ya da ağır büyüdüğü
için gövde kalemleri veya daldırma yöntemleriyle çoğaltılır. Biberiyenin
içerdiği uçucu yağlar arasında başta borneol olmak üzere linalol, kamfen,
sineol ile kafuru ve bitkide ayrıca tanen, reçine ile diğer etkili maddeler vardır.
Bu nedenle yaprakları ve ince sürgünleri çok hoş kokan biberiye, taze olarak
salatalara, kurutulup baharat olarak da et yemekleri ve diğer yiyeceklere katılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Biberiye bitkisi sağlığa çok yararlı olduğu gibi, mükemmel bir
güzelleştiricidir. Önce bitkinin tıbbi etkilerinden söz edelim:
• Kan dolaşımını hızlandırır.
• Sinirleri uyarır ve güçlendirir.
• Mide ve bağırsakları uyarır. Böylece sindirime (özellikle yağlı yiyecek
yendiğinde) yardımcı olur.
• Hazımsızlıktan oluşan gazları söktürür.
• Safra salgısını artırır.
• İdrar söktürücüdür.
• Kadınlarda aybaşını düzene sokar. Gecikmeleri önler, iyi bir adet
söktürücüdür.
• Etkili bir toniktir.
Bu etkileri sağlamak için, biberiyenin yaprak ve taze sürgünleri yaz boyunca
toplanır. Bitkinin tıbbi etkisi, çiçek açtığı zamanlarda en fazla olur. Yaprak ve
ince sürgünler, aşırı sıcak olmayan, çok havadar ve gölge bir yerde ağır ağır
kurutulur. Bir bardak kaynar suya l tatlı kaşığı yaprak ve taze sürgün konulup
10-15 dakika demlendirilerek yapılan infüzyon istendiği kadar içilebilir.
Bitkinin öteki tıbbi etkilerini şöylece sayabiliriz:
• Kas ağrılarını, siyatik ve nevraljiyi hafifletir.
• Romatizma ağrılarını azaltır.
• Burkulma ve eziklerde iyileştiricidir.
• Saç diplerindeki bezleri uyarır. Erken saç dökülmelerini önler.
Bu etkileri sağlamak üzere, biberiyenin yaprak ve genç sürgünleri suya atılıp
iyice kaynatılarak bir dekoksiyon hazırlanır. Bu dekoksiyon, ağrılı yerler ya da
saç dipleri elle iyice ovularak deriye yedirilir.
Biberiyenin cildi güzelleştirici niteliklerini de şöylece sıralayabiliriz:
• Biberiye infüzyonu ile yıkanan saçlar gürleşip güzelleşir.
• Bir bez torbaya konulan biberiye yaprak ve taze sürgünleri banyo
musluğunun altına asılarak üzerine sıcak su akıtılıp böylece doldurulan küvette
banyo yapıldığında cildi derinden temizler, teni kayganlaştırır ve güzelleştirir.
Şampuanla yıkanmaktan yıpranan saçları canlandırır. Bitkinin yaprak ve genç
sürgünleri ezilerek yapılan lapa, kırışıklıkları gidererek cildi güzelleştirir.

ARDIÇ

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Juniperus communis
Bilgi
Çamgiller familyasındandır. Juniperus cinsi, kışın
yapraklarını dökmeyen 70 kadar ağaç ya da çalı türünün ortak adı ardıçtır.
Ardıçlar tüm Kuzey Yarıküre’ye yayılmış olup ülkemizde de bazı türleri
yetişmektedir. Burada konumuzla en çok ilgili olan, Avrupa ve Türkiye’de
yaygın Avrupa ardıcı ya da Adi ardıç (J. communis) türünden söz edeceğiz.
Kısaca ardıç diye anacağımız bitki 15 m’ye kadar boylanabilir ama çoğu kez
çalı halinde görülür. Hoş kokulu yaprakları körpeyken iğne, olgunlaşınca tığ
görünümündedir. Şubat-nisan ayları arasında açan çiçekleri sarımsı yeşil renkli
olup dikkati çekmezler. Ardıç iki evcikli bir bitkidir. Yani, erkek ve dişi
çiçekleri ayrı ağaçlarda yer alır. Dişi çiçekler sonbaharda koyu mor renkli
meyveleri olan kozalakçıkları verir. Ancak, bunlar iyice olgunlaşınca açık
kahverengileşir. Kozalakçıklarında 1-12 adet tohum bulunur. Bitki,
kozalakçıklarından döktüğü tohumlarıyla ya da toprağa değen dallarının
köklenmesiyle çoğalır. Ardıç güneşli yerleri sever ama toprak seçmez. Kurak
topraklarda derinlere kök salarak suyu bulur.
Ardıç kozalakçıkları uçucu yağ, doğal şekerler, flavon glikozitleri, reçine,
tanen ve organik asitleri içerir. Bu kozalakçıklar ardıç yemişi adıyla birtakım
yiyecek ve içeceklere tat ve koku, yani çeşni katmakta kullanılır. Bazı ardıç
türlerinin odun ve yaprakları damıtılarak, parfümeri ve ilaç endüstrilerinde
kullanılan ardıç esansı elde edilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Adi ardıcın tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• İdrar söktürücüdür. İdrar yollarını temizler. Sistit durumunda çok iyi bir
antiseptik (mikrop kırıcı) olur.
• Bedeni uyarıcı etkisi vardır.
• Acı tadı nedeniyle iştahı açar. Mideyi uyarır ve sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Solunum yollarını açar. Nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.
• Kadınlarda aybaşı kanamasnıı düzenler, ağrıları hafifletir.
Sonbaharda, kasım ve hatta aralık aylarında ardıç kozalakçıklarından
kendiliğinden kurumuş ve küçülmüş olanların dışında, sağlıklı görünenleri
toplanır. Gölge yerde ağır ağır kurutulur. İyice kurumuş olanları hafifçe ezilir,
parçalanır. Bunlardan l tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suda 20 dakika
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan sabah ve akşamları
olmak üzere günde iki kez birer bardak içilir.
• Ardıç ayrıca romatizma, artrit, eklem ve kas ağrılarına iyi gelir. Bunun için,
yukarıda anlatılan infüzyon şikayetli yerlere dıştan elle ovuşturularak günde
iki-üç kez uygulanır. Bu tedavi, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde 4-6 hafta
sürdürülmelidir.
UYARI
• Böbrek rahatsızlığı olanlar ve gebe kadınlar ardıç kullanmamalıdır.

AKKÖPEKOTU

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Marrubium türleri
Diğer Adları Bozot, Köpekayası
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmeyen Marrubium cinsi köpekotlarının 15 kadar türü vardır. Bunlardan
konumuzla ilgili olan Akköpekotu (M. vulgare) Avrupa, Akdeniz havzası
ülkeleri ve Türkiye’de görülmektedir. 60 cm. kadar boylanabilen çokyıllık
dayanıklı otsu bitkidir. Dört köşe kesitli, tüylü ve dallara ayrılan yapılı gövdesi
kirli beyaz renktedir. Gövde ve saplar üzerinde karşılıklı dizilmiş durumdaki
kalp biçimli, üzerleri kırışıkmış gibi görünen yapraklarının kenarları dişli ve
yaprak ucu yün gibi tüylerle örtülü olur. Bu yapraklar meyve gibi kokarlar.
Bitkinin küçük beyaz çiçekleri, ikinci yılının yaz ortasından sonbahar başına
kadar yaprak koltuklarında açar. Olgunlaşan çiçekleri 2 mm. uzunlukta
gözyaşı biçimli ve koyu kahverengi, parlak görünüşlü tohumlar verir. Bol
güneşli ve soğuk rüzgarlardan korunmalı yerleri seven akköpekotu, alkalik ve
kuruca toprakları yeğler. Döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Bedene yararlı etkileri Eski Mısırlılar tarafmdan bilinen ve ünlü hekim
Hipokrat tarafından övülen akköpekotu, uzun süreler öksürüğe karşı tek ilaç
olarak kullanılmıştı. Bitkinin topraküstü kesimleri marrubin adlı madde ile
uçucu yağ, yapışkan bitki sıvısı, tanen ve bolca C vitamini içerir. Bitkinin
çiçekleri, balarılarını, bulunduğu bahçelere çekerken, yapraklarının
demlendirilmesiyle elde edilen infüzyon, pompalara konularak ağaçlardaki
yaprakçık bitine ve tabaklara konularak sineklere karşı yok edici olarak
kullanılır. Bazı yerlerde köpekotunun kurutulmuş yaprakları baharat olarak
kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Akköpekotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Terletici, balgam söktürücü, göğsü yumuşatıcı ve spazm çözücü etkileri
vardır. Solunum yollarının mukozasını destekler. Bronş kaslarına gevşeme, ve
rahatlık verir. Bütün bu etkileriyle öksürük, bronşit ve boğmaca gibi
hastalıkların iyileştirilmesinde yararlı olur.
• Soğuk algınlığı belirtilerinin ilk görülüşünde alınması, nezle ve soğuk
algınlığı durumunun kolay atlatılmasmı sağlar.
• Safra salgılarını artırır. Bu etkisiyle iştahsızlığı giderir, sindirimi
kolaylaştırır.
• İdrar ve gaz söktürücüdür.
• Kalp yangılarını hafifletir.
• Kurt (solucan) düşürücü etkisi de vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, akköpekotunun yaprakları ve çiçekli sapları yaz
ortası ile sonbahar başı arasında, bitki çiçekli iken toplanıp 35 C dereceden
sıcak olmayan gölge bir yerde özenle kurutulur. Kurutulmuş çiçek
karışımından yarım 1/2-1 yemek kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suyun içine
konulur. 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde üç kez
birer bardak içilir.
• Akköpekotu aynı zamanda etkili bir yara iyileştiricidir.
Bunun için, 1 tatlı kaşığı doluşu kurumuş yaprak karışımı 1 bardak suda
kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 10 -15 dakika daha
ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyon soğutulup dıştan yaralara
uygulanır.

SOĞANLAR

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Allium türleri
Bilgi
Zambakgiller familyasındandır. Anayurdunun
Güneydoğu Asya olduğu sanılmaktadır. Ancak, günümüzde dünyanın pek çok
yöresinde olduğu gibi, Türkiye’de de yoğun biçimde üretilip tüketilmektedir.
40-80 cm. kadar boylanabilen soğan, türlerine göre iki ya da çokyıllık sebze
türü bir bitkidir. En çok kullanılan türü olan Sofralık soğan (A. cepa), ikiyıllık
bitkidir. Birinci yılında birbirinin içinden çıkan 40 cm. kadar uzunluktaki içi
boş yaprakları ve ikinci yılında da bu yapraklardan daha uzun bir sapın
tepesinde, mayıs-temmuz aylarında açan beyaz veya bazen leylak renginde
küçük çiçeklerden oluşan top şeklinde bir çiçek salkımı olur. Bitkinin birinci
yılının ortalarında yapraklarının dip bölümü şişkinleşerek toprağın içinde bir
baş oluşturur. Bu baş zamanla büyür ve dış kabukları kurur. Toprağı kazılıp
sökülen başlara kuru soğan adı verilir. Tohumlarıyla çoğaltılan soğanlarda
önce arpacık soğanı denilen küçük soğanlar üretilir. Bunlar sökülüp bir kez
daha ekilerek önce yeşil soğan diye bilinen soğan yaprakları ve daha sonra
kuru soğan elde edilir. Ama, kuru soğanın ekilmesiyle de yeniden soğan bitkisi
çoğaltılabilir. Güneşli ya da kısmen gölgeli yerleri, hafif ve bitek topraklan
seven soğan bitkisi, verimsiz topraklara da dayanabilir.
Soğanın bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler (sakkaroz, glikoz ve fruktoz),
fermentler, aminoasitler, demir, A, B ve bol miktarda C vitamini bulunur.
Uçucu yağının içinde bulunan propil alliin maddesi, gözleri yakar ve yaşartır.
Yeşil ya da kuru soğan, çeşni vermek üzere salatalara, yemeklere, peynir ve
sandviçlere katılır. Ayrıca soğan çorbası ve yahnisi gibi yemekleri yapılır.
Türk mutfağının vazgeçilmez bir ögesidir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Sağlığa yararlı etkileri yaklaşık 4000 yıl önce Çin’de bilinen ve kayıtlara geçen
soğanın, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• İdrar söktürücüdür. Bedendeki toksinlerin atılmasında ve kanın
temizlenmesinde etkili olur.
• Midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
• Hafif müshil etkisi vardır.
• C vitamini yönünden zengin olduğu için bedenin savunma sistemini
güçlendirir. Soğuk algınlığının atlatılmasında ve yüksek ateşin düşürülmesinde
etkilidir.
• Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalara göre, soğanın kalbi güçlendirdiği
ve koroner damarları genişlettiği ileri sürülmektedir.
Bütün bu etkilerinden yararlanabilmek için, yeşil ya da kuru soğan, çiğ ya da
pişmiş olarak ve günlük diyete katılarak olabildiğince bol yenmelidir.
• Ayrıca soğan böcek ve arı sokmalarında iyileştiricidir.
• Çıbanların baş vermesini ve iyileşmesinin hızlanmasını sağlar.
Arı ve böcek sokmalarında, önce sokma yerinde iğne varsa çıkarılır ve sokma
yerine kesik kuru soğan dilimleri bastırılır. Çıbanların başına da yarım kuru
soğan bastırılır. Böylece soğan buralardaki yangı ve şişkinliği geçirir,
iyileşmeyi hızlandırır.

Gizlilik Politikası