KARAHİNDİBA

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Taraxacum officinale
Diğer Adları Aslandişi, Keklikotu, Radika, Şeytanarabasıx

Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Avrupa, Asya,
Afrika ile Amerika kıtalarında yaygın olan ve ülkemizde genellikle çayırlık
alanlarla yol kenarlarında yetişen, çokyıllık otsu bitkidir. 5-30 cm. arasında
boylanabilir. İçi kengel denilen acı bir sütle dolu uzun kazık kökü, rozet
oluşturan derin dişli yapraklarını ve yapraklardan daha uzunca olan çiçek
saplarını taşır. Bu sapların tepesinde kömeç halindeki altın sarısı çiçekleri
ilkbahardan sonbaharın ortasına kadar açar. Daha sonra çiçek kömeçlerinden
oluşan ve tohumlarını taşıyan beyaz bir top görünüşündeki meyve kapçıkları
en hafif rüzgarda uçup çevreye dağılır. Bitki böylece döküp yaydığı
tohumlarıyla çoğalır.
Karahindiba % 5′e varan yüksek oranıyla en iyi doğal potasyum
kaynaklarından biridir. A ve C vitamini ve nikotinik asit ile türlü mineraller
yönünden de zengindir. Bu nedenle yaprakları salatalara katılıp yenir. Kökü
de, yaşken doğranıp salatalara katılır. Kurutulan kökü birçok ülkede öğütülüp
acı hindiba kahvesi olarak içilir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
sıralanabilir:
• Safra salgılarını söktürür.
• İdrar söktürücüdür.
• Kabızlığa, gut hastalığına ve uykusuzluğa karşı olumlu etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, bitkinin kazık kökü sonbaharda toprağı kazılıp
çıkarılır ve boylamasına parçalara bölünerek gölgede kurutulur. Kurumuş kök
parçalarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar
ısıtılır. Ateş kısılarak ısıtma 15-20 dakika daha sürdürülür. Böylece hazırlanan
dekoksiyondan günde iki-üç kez birer bardak içilir.
• Karahindiba egzama ve aknelere karşı yararlı olur.
Bunun için, bitkinin yaprakları kaynar suya atılıp 10-15 dakika
demlendirilerek hazırlanan infüzyon, şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.
• Bitkinin yeşil bölümleri ezilerek yüz maskelerine katıldığında cildi temizler
ve nemlendirir.
• Bedene zindelik ve güç verir.
Karahindibanın bu tonik etkisinden yararlanmak üzere, bir bez torbaya
konulan bitki demeti, banyonun sıcak su musluğu altına asılır. Sıcak su
akıtılarak doldurulan küvete daha sonra biraz soğuk su eklenip içine girilerek
banyo yapılır.

İNCİÇİÇEĞİ

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Convallaria majalis
Diğer Adları Mayısçanı, Müge
Bilgi
Zambakgiller familyasındandır. Orta Avrupa’nın dağ
ve ormanlık bölgelerinde yabani ve yaygın olarak yetişen, 15-30 cm.
boylanabilen, sürüngen kökgövdeli çokyıllık otsu bitkidir. Ülkemizde İstanbul,
İzmit ve Toros dağlan bölgesindeki ormanlarda yetiştiği gibi, bazı bahçelerde
de süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Gölgelik ve nemli yerleri seven bitkinin
kökü, rizomundan (kökgövde) çevreye yayılan kökçükler şeklinde; yaprakları
sapsız, elips biçiminde, iri ve geniştir. Her sürgününde iki yaprak yer alır.
Nisan-mayıs aylarında açan küçük beyaz çiçekleri saplı, çan biçiminde sarkık
ve keskin kokuludur. Küçük meyvesi kırmızı renkli ve kokuludur.
İnciçiçeğinin kök, rizom, sap, yaprak ve çiçekleri, yapışkan bitki sıvısı, uçucu
yağ ve glikozitleri içerir. Çiçeklerinden çıkarılan esans, parfüm endüstrisinde
değerlidir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemi aşağıda açıklanmıştır:
• Sağlığa yararlı bitkiler arasında kalbimiz için en değerli şifa verici etkiyi
inciçiçeği yapar. Özellikle kalbi yaşlanan ve kan damarları daralan kişilerde
kalbi güçlendirici etkisi vardır.
• Kalp çarpıntılarını keser.
• İdrar söktürücüdür.
• Müshil etkisi de vardır.
Bu etkilerinden yararlanılmak üzere, bitkinin çiçek açtığı nisan ve mayıs
aylarında yaprak ve çiçekleri toplanıp gölge ve havadar yerde kurutulur. 2 tatlı
kaşığı kurumuş yaprak-çiçek karışımı üzerine l bardak kaynar su dökülüp
10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki-üç kez
birer bardak olarak alınır.
• İnciçiçeğinin hiçbir zehirleyici etkisi bulunmamaktadır. Gene de kalp
rahatsızlıkları için, doktor denetimi altında kullanılmalıdır.

GÜLLER

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Rosa türleri
Bilgi
Gülgiller familyasının örnek bitkisidir. Rosa
cinsinden 100 kadar türü olan ve genelde kışın yapraklarını döken, çokyıllık
dikenli çalı, ağaççık ya da tırmanıcı bitkilerin adı Gül’dür. Pek çok gül türünün
anayurdu Asya’dır. Ama gösterişli çiçekleri nedeniyle neredeyse tüm dünyada
yaygın şekilde yetiştirilmektedir. Türkiye’de yetişen 25 kadar yabani türü
vardır. Oysa, kültür bitkisi olarak yetiştirilen türleri çok daha fazladır. Gülün,
yuvarlak kesitli yeşil renkli gövdesi, yoğun biçimde dikenlerle kaplıdır.
Almaşık dizili, hafif tüylü ve oval biçimli yapraklarının kenarları dişlidir. Bir
yaprak sapında 3 ila 7 yaprakçık bulunur. Bitkinin, ilkbahardan başlayarak
sonbahara kadar zaman zaman açıp biten beyaz, pembe, kırmızı, turuncu ve
sarı çiçekleri vardır. Ancak, süs bitkisi olarak çok renkli ve katmerli türleri de
yetiştirilmiştir. Güneşli, yarı gölgeli ama rüzgarsız yerleri; suyu iyi akıntılı,
killi ve bitek toprakları seven gül, tohumuyla ve daha çok gövde çelikleriyle
çoğaltılır.
Isparta, Yağ ya da Şam gülü denilen (R. de mascena) gibi bazı güzel kokulu
gül türlerinin çiçeğinin taçyapraklarında uçucu yağ (gül yağı), tanen, gallik
asit, kuersitrin, anthosyanin ve diğer bazı yağlar bulunur. Böyle güzel kokulu
gül yaprakları bazı yerlerde salata ve pastalara konulur. Şurubu, sirkesi, reçeli
yapılarak tüketilir. Gene bu taçyapraklarının damıtılmasıyla elde edilen gül
yağı, parfümeri endüstrisinde yoğun şekilde kullanılır. Türkiye’nin tarımda
önemli bir dışsatım ürünüdür.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Özellikle kokulu güllerin tıbbi etkileri ve ‘unlardan yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:
• Güçlendirici bir toniktir.
• Doku ve damarları büzücüdür.
• Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar: Peklikte yumuşatıcı (müshil); diyare
durumunda ishali kesici işlev yapar.
• Antiseptik etkisi vardır. Yaraları temizlemede kullanılır.
• Cilt toniğidir. Cildi rahatlatan, geren ve yumuşatan etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere gonca halinde açmış güzel kokulu güller sabah çiği
geçtikten sonra toplanır. Gölge yerde özenle kurutulur. Işık almayan özel
kutularda saklanır. Böyle kurutulmuş ve saklanmış taçyapraklarından 2-3 tatlı
kaşığı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer
bardak içilir. Yaraları ve cildi temizleme işlemlerinde bu infüzyon dıştan
uygulanır.
• Yukarıdaki etkileri sağlamak ve onlara ek olarak göz kanamalarını ve göz
nezlesini iyileştirmek için infüzyon yerine, kokulu gülün taçyapaklarımn
damıtılmasıyla elde edilen ve piyasalarda satılan gül suyu da kullanılabilir.

GÜLLER

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Rosa türleri
Bilgi
Gülgiller familyasının örnek bitkisidir. Rosa
cinsinden 100 kadar türü olan ve genelde kışın yapraklarını döken, çokyıllık
dikenli çalı, ağaççık ya da tırmanıcı bitkilerin adı Gül’dür. Pek çok gül türünün
anayurdu Asya’dır. Ama gösterişli çiçekleri nedeniyle neredeyse tüm dünyada
yaygın şekilde yetiştirilmektedir. Türkiye’de yetişen 25 kadar yabani türü
vardır. Oysa, kültür bitkisi olarak yetiştirilen türleri çok daha fazladır. Gülün,
yuvarlak kesitli yeşil renkli gövdesi, yoğun biçimde dikenlerle kaplıdır.
Almaşık dizili, hafif tüylü ve oval biçimli yapraklarının kenarları dişlidir. Bir
yaprak sapında 3 ila 7 yaprakçık bulunur. Bitkinin, ilkbahardan başlayarak
sonbahara kadar zaman zaman açıp biten beyaz, pembe, kırmızı, turuncu ve
sarı çiçekleri vardır. Ancak, süs bitkisi olarak çok renkli ve katmerli türleri de
yetiştirilmiştir. Güneşli, yarı gölgeli ama rüzgarsız yerleri; suyu iyi akıntılı,
killi ve bitek toprakları seven gül, tohumuyla ve daha çok gövde çelikleriyle
çoğaltılır.
Isparta, Yağ ya da Şam gülü denilen (R. de mascena) gibi bazı güzel kokulu
gül türlerinin çiçeğinin taçyapraklarında uçucu yağ (gül yağı), tanen, gallik
asit, kuersitrin, anthosyanin ve diğer bazı yağlar bulunur. Böyle güzel kokulu
gül yaprakları bazı yerlerde salata ve pastalara konulur. Şurubu, sirkesi, reçeli
yapılarak tüketilir. Gene bu taçyapraklarının damıtılmasıyla elde edilen gül
yağı, parfümeri endüstrisinde yoğun şekilde kullanılır. Türkiye’nin tarımda
önemli bir dışsatım ürünüdür.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Özellikle kokulu güllerin tıbbi etkileri ve ‘unlardan yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:
• Güçlendirici bir toniktir.
• Doku ve damarları büzücüdür.
• Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar: Peklikte yumuşatıcı (müshil); diyare
durumunda ishali kesici işlev yapar.
• Antiseptik etkisi vardır. Yaraları temizlemede kullanılır.
• Cilt toniğidir. Cildi rahatlatan, geren ve yumuşatan etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere gonca halinde açmış güzel kokulu güller sabah çiği
geçtikten sonra toplanır. Gölge yerde özenle kurutulur. Işık almayan özel
kutularda saklanır. Böyle kurutulmuş ve saklanmış taçyapraklarından 2-3 tatlı
kaşığı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer
bardak içilir. Yaraları ve cildi temizleme işlemlerinde bu infüzyon dıştan
uygulanır.
• Yukarıdaki etkileri sağlamak ve onlara ek olarak göz kanamalarını ve göz
nezlesini iyileştirmek için infüzyon yerine, kokulu gülün taçyapaklarımn
damıtılmasıyla elde edilen ve piyasalarda satılan gül suyu da kullanılabilir.

BADEM

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Prunus dulcis
Diğer Adları Bayam, Payam
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu İran ile
Afganistan yaylaları olan badem ağacı, Eski Yunanlılar ve Romalılar
tarafından Akdeniz bölgesine getirilmiş ve yöreye çok iyi uyum sağlamıştır.
Anadolu’da uzun yıllardan beri yetiştirilen, 10 m ‘ye kadar boylanabilen,
şeftaliye benzeyen ama ondan daha büyük boylu ve daha uzun ömürlü bir
ağaçtır, özellikle çiçeklenme zamanı dona karşı aşırı duyarlı olan badem ağacı
bol güneşli, kışları ılık geçen, suyu iyi akıntılı yerleri sever ama toprak ayırımı
yapmaz. Yaygın ya da dik dikensiz dalları, ince uzun ve kenarları ince dişli
oval yaprakları vardır, ilkbahar başında açan çiçekleri beyaz, ender olarak
pembe renkli olur. Ağaç çiçekliyken önce beyaz sonra açık pembe renkli
görünür ve sonra yapraklanarak yeşile döner, ilkbaharın sonuna doğru ağaçta
üzeri tüylü, yeşil renkli, çağla denilen meyveler görünür. Daha sonra
ağustos-eylül aylarında taş çekirdek biçimini alan bu meyvelerin sert kabuğu
içinde, bir ucu sivri, öteki ucu yassı ve geniş olan bir tohum meydana gelir. Bu
tohuma badem ya da badem içi adı verilir. Badem ağacı, sert kabuğu içindeki
tohumun ekilmesiyle çoğaltılır. Ancak tohumdan yabani olarak süren fidanlar
aşılanır.
Bademler öncelikle Tatlı badem (P. dulcis) ve Acı badem (P. amara) olmak
üzere iki ana türe ayrılır. Bunlardan çeşitli melezleri türetilmiştir. Tatlı badem,
yağ bakımından zengin lezzetli bir besindir. Ayrıca albüminli maddeler,
şekerler, emülsin ve E vitamini içerir. Acı badem bu sayılanlara ek olarak
hidrosiyanik asit içerdiğinden hafif zehirlidir. Tatlı badem içi şekercilikte,
çikolata endüstrisinde ve badem şurubu yapımında kullanılır, ilkbaharda
bademin çağlası taze, daha sonra badem içi de kuru meyve olarak sevilerek
tüketilir. Badem içinden çıkarılan bademyağı, parfüm ve kozmetik
endüstrisinde sıkça kullanılır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Tatlı badem yağının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Müshildir: Özellikle çocuklarda daha etkili olur. Sulandırılıp gerekirse hafif
tatlandırılarak içilir.
• Yara iyileştiricidir. Dıştan, yaralara uygulanır.
• Güneş yanıklarında rahatlatıcı olur. Dıştan, bu gibi yanıklara uygulanır.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır. Sulandırılıp gerekirse tatlandırılarak
içilir.
• Öksürük ve boğaz ağrılarına karşı etkilidir. Sulandırılıp gerekirse
tatlandırılarak içilir.
• Bağırsakların çalışmasını düzenler. Gene sulandırılıp gerekirse tatlandırılarak
içilir.
• Ayrıca bademin içi, cinsel güçsüzlüğe karşı etkili olur. Bunun için
yemeklerden sonra bir miktar badem içi yenmesi salık verilir.
UYARI
• Acı bademin de bazı tıbbi etkileri bulunmakla birlikte, aşırı kullanımı
zehirlenmelere yol açar.

YERELMASI

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Helianthus tuberosus
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Amerika
Kıtası’dır. On yedinci yüzyılda Avrupa’ya getirilmiş ve oradan birçok yere
yayılmıştır. Ülkemizde de bolca yetiştirilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir.
1,5 m’ye kadar boylanabilen topraküstü kesimleri, ayçiçeğine benzer. Ama,
yaprak ve çiçekleri daha küçük olur. Yeşil renkli ve oval biçimli ince uzun
yapraklarının ucu sivridir. Ağustos ile kasım ayları arasında açan 5-7,5 cm.
çapındaki altın sarısı çiçekleri de iri sarı papatyalara benzer. Bitkinin
konumuzu en çok ilgilendiren bölümü, patatese benzeyen bej, pembe-turuncu
ya da açık kahverengi yumru kökleridir. Bol güneşli yerlerde, suyu iyi akıntılı
(süzek) her türlü toprakta yetişen yerelmasının tarımı, daha çok fakir
topraklarda yapılır. Ürün alındıktan sonra toprakta kalan minik yumruları
ertesi yıl yeniden çimlendiğinden, aynı yerde başka tür bitkilerin yetişmesi
güçleşir. Ancak, yerelması bitkisi aynı toprakta üst üste, yıllarca yetiştirilmeye
dayanabildiğinden bu şekilde toprağı sarma durumu tarla sahibi için sakınca
oluşturmaz. Bakıma da hiç gereksinim duymayan ve yetiştirilmesi çok kolay
olan bitki, tohumlarıyla ya da yumruköklerinin bölünmesiyle üretilir.
Yerelmasının yumruköklerinin tadı enginara benzer. Bu tadı veren, yüksek
oranda içerdiği inülin adlı maddedir. Nişasta bulundurmayan ve kalorisi sıfıra
yakın olan tatlı yerelması kökleri çok iyi bir besin olduğu gibi, şeker
hastalarına da salık verilir. Bitkinin sap ve yaprakları iyi birer hayvan yemidir.
Ayrıca bitkinin yumruköklerinin mayalanmasıyla etanol (yani etil alkol ya da
kısaca alkol) elde edilir. Yetiştirilmesi kolay olan, en fakir toprakta bile yılın
dokuz ayında (sonbahar, kış ve ilkbaharda) ürün veren bitkinin alkol içermesi,
ilerde enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini akla getirmektedir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Yerelmasının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Bedenin direncini artırırken kan şekerini yükseltmediği için şeker hastalarına
her zaman tavsiye edilen bir besindir.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Safra gelişini artırır.
• Müshil etkisi vardır.
• Cildi güzelleştirir.
• Cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri olduğu ileri sürülmektedir.
Bu yararlı etkileri, bitkinin yumruköklerini bol miktarda yemekle
sağlayabileceğimizden burada herhangi bir ilaç reçetesi vermiyoruz.
Dileğimiz, sıcak ve soğuk yemekler halinde yenebilen yerelmasının, aynen
patates gibi, sıklıkla günlük yemek diyetimizde yer almasıdır.

KUŞOTU

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Stellaria media
Diğer Adları Serçedili, Serçeotu
Bilgi

Karanfilgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, ancak Anadolu’da yol kenarları, duvar dipleri ve bahçelerde
yaygın olarak yetişmektedir. 10-30 cm. kadar boylanabilen, biryıllık otsu
bitkidir. Çok dallı, gevrek yapılı, açık kahverengi gövdesinin bir tarafı tüylü
olur. Oval biçimli, etli ve sulu yapraklan, sapsız ve karşılıklı olarak gövde
üzerinde dizilmiştir, ilkbaharın başlarından kış başına kadar aralıksız açan
küçük kırmızımsı beyaz renkli çiçekleri yıldız biçimindedir. Yer seçmeyen,
nemli olmak koşuluyla her türlü toprakta yetişen kuşotu bitkisi, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Bitkinin topraküstü kesimleri organik asitler, potasyum tuzlan, fosfor ve C
vitamini içerir. Ülkemizde pazar yerlerinde satılan kuşotu, çiğ olarak
yenilebilecek kadar lezzetlidir. Bu nedenle salatalara konulur, börek harcına
girer ya da sebze olarak pişirilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Kuşotu bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
özetlenebilir:
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Balgam söktürücü etkisi de vardır.
• Müshildir, pekliği giderir.
• Romatizma yangılarını ve ağrılarını hafifletir.
Bu etkileri sağlamak üzere, kuşotunun tüm topraküstü bölümleri bitki yeşil
olduğu sürece toplanır ve gölgelik yerde kurutulur. Kurutulmuş bitkiden 2 tatlı
kaşığı alıp üzerine 1 bardak kaynar su konularak 5 dakika süreyle
demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak
içilir.
• Hemoroite (basur) karşı iyileştirici etkiler gösterir.
• Kaşındırıcı ve rahatsız edici sedef hastalığı ve egzamada rahatlatıcıdır.
• Cildi yumuşatır.
Bu etkiler için, kurumuş bitkiden 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama
noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 15-20 dakika daha ısıtmaya
devam edilir. Böylece hazırlanan yoğun dekoksiyon dıştan uygulanır.
• Kuşotu ayrıca yara iyileştiricidir: Yara, kesik ve çıbanların tedavisinde
kullanılır. Bunun için toplanan taze bitki ezilerek yara lapası hazırlanır. Bu
lapa şikayetli yerlere dıştan uygulanır.

KİRAZLAR VE VİŞNE

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı: Cerasus türleri
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu, Kuzey
Anadolu bölgesidir, öyle ki, Giresun ilimizin adı, yörede yetişen ve o dönemde
adına ceresia denilen yabani kiraz ağacından gelmektedir. Kiraz, Antik
çağlarda Avrupa’ya götürülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Yabani kiraz
ağacı (C. microcarpa), günümüzde de Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarında
dikenli ve dikensiz türleriyle çok bulunur ve 10-15 m. boylanabilirken, Avrupa
ormanlarında 25-30 m’ye yükselen örnekleri görülmektedir. Dikine büyüyen ve
piramit görünüşünü alan yabani kiraz ağacının çiçekleri beyazdır, ilkbaharda
çiçeğinden önce yaprakları açar. Yabani kiraz ya da aynı familyadaki Mahlep
(Idris) ağacına aşı yapılarak Bahçe kirazı ağacı (Prunus-Cerasus-Avium) türü
elde edilir. Bahçe kirazının çiçekleri pembe-beyazdır. Meyvesi tek çekirdekli
tohumunu taşır. Serin yerleri ve süzek toprakları seven kiraz ağaçları,
tohumuyla çoğalır.
Kiraz ağacının meyvesi, bulunduğu bölgeye göre nisan sonu ile temmuz ayı
arasında olgunlaştığında, siyaha yakın kırmızı ya da sarı renkte olur. 1-3 cm.
çapında yuvarlak biçimli, etli, sulu, az lifli, aromalı ve lezzetli olan meyveyi,
dallara ince uzun bir sap bağlar. Fosfor, B3 ve C vitamini ile meyve şekeri
yönünden zengin olan kiraz sevilerek yenen bir meyvedir. Ayrıca pastacılık,
şekerlemecilik ve içki yapımında kullanıldığı gibi reçeli de yapılır. Olgun kiraz
ağacının kerestesi marangozlukta kullanılır.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve meyve saplan bedene yararlı
etkiler taşır. Bu tıbbi etkiler ve onlardan yararlanma yöntemlerini şöyle
sıralayabiliriz:
• Kabuğu peklik verici ve ateş düşürücüdür. Bunun için ağacın gövde ya da
dallarının kabuğu soyulup kaynatılarak dekoksiyonu yapılır ve içilir.
• Yapraklan müshildir. Kaynar suya daldırılan yaprakların demlendirilmesiyle
hazırlanan infüzyonu içilir.
• Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü geçirir. Bunun için ağacın çiçekleri
kaynar suya daldırılıp demlendirilerek yapılan infüzyonu içilir.
Kiraz ağacının tıbbi bakımından en etkili ve önemli bölümü meyve saplarıdır.
Kirazın ve hatta vişnenin (Cerasus vulgaris) meyveleri yenilirken sapları
atılmayıp gölge ve havadar bir yerde kurutulursa aşağıdaki tıbbi etkileri taşıyan
doğal bir ilaç elde edilir:
• Kiraz ya da vişnenin meyve sapları idrar söktürücüdür.
• Böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
• İçerdiği bazı mineraller nedeniyle bedenin su dengesini düzenler.
• Kabızlığı giderir.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
Bu etkileri sağlamak için 2-3 tatlı kaşığı kurumuş kiraz ya da vişne sapı
alınıp 1 bardak suya konularak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra
ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen
dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.

KETENLER

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı: Linum türleri
Diğer Adları: Bezir, Zeyrek
Bilgi
Ketengiller familyasının örnek bitkileridir.
Anayurdu Akdeniz havzasıdır. 100 kadar keten türü olup bu türlerden bazısı
ülkemizde yetişmektedir. Bunlardan Yabani ketenin (L. angustifolium) kültüre
alınmasıyla elde edilen Keten bitkisi (L. usitatissimum) konumuzla en çok
ilgili olan türdür. 30-100 cm. boylanabilen biryıllık bir tarım bitkisidir.
Bitkinin tepesine doğru dallara ayrılan yeşil renkli gövdesi; almaşık dizili, ucu
sivri ve uzunca biçimli yalın yaprakları; yaz boyunca açan gök mavisi renginde
5 taçyapraklı, süs çiçeği gibi güzel görünüşlü çiçekleri vardır. Olgunlaşan
çiçekleri, bir ucu sivri, yuvarlak biçimli, her biri 2 tohum taşıyan 5 gözlü
kahverengi meyvelere dönüşür. Kireçli topraklan ve ılıman iklimi seven keten
bitkisi, tohumlarıyla üretilir.
Keten bitkisinin tohumlarında linoeik, linolenik ve oleik asitleri içeren %
30-40 oranında sabit yağ; yapışkan bitki sıvısı, protein ve promarin adı verilen
glikozit bulunur. Bitkinin tohumlarından elde edilen ve boyacılık, muşamba
yapımı, kimi zaman da besin endüstrilerinde sıkça kullanılan bu yağa bezir ya
da beziryağı denilir. Bitkinin tohumları ezilip yağı alındıktan sonra kalan
küspesi değerli bir hayvan yemi olur. Ketenin gövdesinden elde edilen lifler
de, makbul sayılan keten ipliği yapılmak üzere dokumacılıkta kullanılır.

Tibbi Etkilerive Kullanımı

Eski Mısırlılar döneminden beri bedene yararlı özellikleri bilinen ve kullanılan
ketenin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:
• Pekliği giderici müshildir. Veterinerlikte de bu amaçla sıkça kullanılır.
• Sindirim sisteminde, mide ve bağırsaklardaki enfeksiyon ve tahrişlere karşı
koruyucu etkileri vardır.
• Karaciğer ve safra kesesinin ani sancılanmalarına karşı yararlı etkileri
görülür.
• Yatıştırıcıdır.
Bu etkileri sağlamak üzere sonbahar başlarında iyice olgunluğa erişen
tohumlan toplanır ya da
piyasadan sağlanan bu tohumlardan 2-3 tatlı kaşığı alınıp üzerine bir bardak
kaynar su dökülür. 10-15 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyondan,
günde iki kez sabah ve akşamları birer bardak içilir. Alımında zorluk çekilirse
meyve suyuyla karıştırılıp içilebilir.
• Keten tohumları ayrıca çıbanların olgunlaştırılmasında; yara ve yanıkların
iyileştirilmesinde yararlı olur.
• Şirpençe, zona ve sedef hastalıklarında rahatlatıcı ve iyileştirici etkileri
görülür.
• Cildi yumuşatıcı ve ciltteki ağrıları kesici işlev yapar.
• Akciğer enfeksiyonları, özellikle nezle sonrası ortaya çıkan bronşit ve
öksürükte yararlı etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak için olgun keten tohumları ezilerek sıcak suya konulup
2-3 dakika süreyle kaynatılır. Suyu süzülüp bir tülbenteya da gazlı beze serilen
tohumlar şikayetli yerlerin üzerine ya da akciğerle ilgili rahatsızlıklarda
göğsün üzerine konularak bastırılır.

LABADA

Posted by: admin  /  Category: Şifalı Bitkiler

Orjinal Adı Rumeoc patienta

Diğer Adları Efelek

Bilgi: Karabuğdaygiller familyasındandır. Kuzukulağının

yakın akrabası olan labadanın ülkemizde yetişen 25 kadar türü vardır.

Bunlardan en yaygını olan Adi labada (R. patienta), sulak yerlerde

kendiliğinden yetişen, aynı zamanda tarımı da yapılan ve 0,5-2 m. arasında

boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Kazık kökü dallı olup dışı kahverengi ve

içi sarıdır. Yuvarlak kesitli dik gövdesi, uzunlamasına çizgili ve genellikle

kırmızımsı renklidir. Yaprakları almaşık dizili, saplı, uzunca, oval ya da elips

biçimli ve kenarları hafif dalgalı olur. Yazın açan çiçekleri gövdenin tepesinde

kırmızımsı yeşil renkli salkımlar halinde bulunur. Bitki, çiçeklerinden

olgunlaşan meyvesindeki tohumlarla çoğalır.

Labadanın yapraklarında çeşitli mineral ve vitaminler; kazık köklerinde

nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri bulunur. Anadolu’nun bazı

yerlerinde labada yapraklarıyla salata, sebze yemekleri ve ‘efelek dolması’

denilen özel etli yemeği yapılır. Meyvelerinin demlendirilmesiyle yapılan

‘gığış çayı’ bazı yerlerde çay yerine içilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı: Sağlığa yararlı bazı etkileri kuzukulağınınkine benzeyen labadanın, tıbbi

etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Yaprakları, bedeni güçlendirici toniktir.

• İştah açıcıdır.

• Kanı ve bağırsakları temizler.

• Hafif müshil etkisi vardır.

Bu etkiler için, labadanın yapraklan çiğ olarak yenir ya da % 5′lik standart

dekoksiyonu yapılarak içilir. Yani, 1 litre sıcak suya 50 gr. taze labada yaprağı

konulup 15-20 dakika kadar kaynatılır. Böylece elde edilen dekoksiyon, günde

iki-üç kez birer bardak alınır.

• Yaprakları, deri hastalıklarında etkilidir. Çıbanları olgunlaştırır. Yara ve

egzamaları iyileştirir. Bu etkileri sağlamak üzere, labadanın yapraklarıyla yara

lapası hazırlanır ve şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.

• Kökü, müshil etkisi gösterir. Bunun için de kuzukulağının kökünde olduğu

gibi % 5′lik bir dekoksiyon hazırlanarak günde iki-üç kez birer bardak içilir.

Gizlilik Politikası